Mehmet Özmen’e “linç” meselesi!
Dün Yeni Akit gazetesinin eylemi vardı.
Muhabirimiz Mehmet Özmen’i hedef alan çirkin saldırı protesto edildi.
•
Eylem sonrasında “mağdur” kardeşimiz Mehmet Özmen’e sordum:
“Tokat atıldı, atılmadı tartışması yapılıyor… Ne dersiniz? Olayın merkezindeki isim olarak, meseleyi anlatır mısınız?..”
•
Dedi ki; “Bu zat, provokatörlüğü kendisi yapıyor.
Benim sorularıma köşenizde yer vermiştiniz.
Görüntülerde de var. Ben, gayet nazik bir şekilde yaklaştım, sizin de belirttiğiniz gibi ‘efendim’lerle soruyorum.
Bu sırada malûm zâtın koruması, kulağına eğilerek ‘Bunlar Akit, Akit!’ diyor.
Ardından, bu zat aniden ayağa kalkıyor; ‘Münafıklık etmeye gerek yok!’ diyor.
O andan itibaren orada bana müdahale başlıyor.
Görüntülerde de olduğu gibi bu zat, elini yakama uzatıyor, hemen ardından, bir iki saniye ardından tokat geliyor.
O arada ikisi aynı anda kollarını çekerken, o zat yakamdan, gömleğimden tutarak, kendisine doğru çekiyor.
Bu görüntüler ortada.
‘Televizyon kanalları’ bu görüntüleri montajlayarak yorumladı.
O zat da, montajlı görüntüler eşliğinde hakkımda son derece ağır ifadeler kullandı…
Ben kendisine çağrıda bulundum; ‘Gelin görüntüler üzerinde konuşalım… Böyle, hodri meydan çektim. Cesareti olsaydı, kendisine güvenseydi teklifime ‘evet’ derdi veya haklı olsalardı televizyonlarda, gazetelerde haklılıklarına defalarca vurgu yaparlardı. Bir iftira atıp, çekildiler.
‘Akit gazetesi muhabiri Profesyonel Provokatör çıktı!’ başlıklı habere (!) yer veren zat, aynı iftiralarını televizyonunda da gündeme getirdi.
Mesela benim oraya, ‘Show tv’ muhabiri olarak gittiğimi iddia etti.
Ben bu iddiasını ispata davet ettim.
İspat ettiği takdirde, mesleği bırakacağımı açıkladım.
Bu zata bir fırsat tanıdım ancak ses seda yok!”
•
Özmen’e sordum:
“Oraya kasıtlı olarak, kışkırtma amaçlı gittiğin filan söylendi. Ne diyorsunuz?”
“Tuhaf iddialar. Çıktı bu zat, ‘yapılarının’ BDP’ye de oy verdiğini söyledi.
Bunu söyleyen zata, soru sormak gazetecinin işi değil mi?..
Beni soru sorduğum için hedefe yerleştiriyorlar.
Tek suçumuz gazetecilik yapmak.
Daha önce İstanbul Barosu’nda da saldırıya uğradım.
O günlerde, benim tahammülsüzler tarafından ‘linç’ edilmek istendiğimi yazmışlardı.
Şimdi..
Aynı çevreler, aynı olay için beni ‘provokatörlükle’ suçluyorlar!..
Peki…
Diyelim ki, (böyle olmadı ya) onların dediği gibi ‘kışkırtma amaçlı’ gitmiş olayım.
Yani şu mu?..
Bir o yapı muhabiri, gidiyor ve Ak Partililere sorular yöneltiyor.
Ak Partililer de ‘Vay senin bunun için mi geldin, münafıklık yapıyorsun!’ diye linç mi etsinler!..
Görüyoruz ki, onlar hem de en kaba üsluplarla, milletin defalarca tercih ettiği devlet büyüklerine sorular yöneltiyorlar.
Muhatapları sorulara cevap veriyor, kimse de bunları linç etmeye kalkmıyor ki doğrusu da bu.
O zat, onca yılın gazetecisi, onca imkânlardan faydalanıyor…
O gün, sorularıma cevap verebilirdi ya da cevap vermek istemediğini söyleyebilirdi.
Ne yani, her hoşlarına gitmeyen soru için bunu mu yapacaklar?..
Size Serdar Bey, bir muhabir hoşlanmadığınız soru sorduğunda, etrafınızla birlikte linç mi ediyorsunuz?..
Böyle bir gazetecilik anlayışı kabul edilebilir mi?..”
•
Mehmet Özmen’in eklemek istediği bir nokta vardı:
“Bizim ifade alındı ama onların ifadeleri alınmadı. Niçin?.. Dokunulmazlıkları mı var?.. Ben şikayetçiyim, görüntüler ortada ama ifadeleri alınmıyor?
Niçin?..
Bunun sebebini bu yazıyı okuyan kardeşlerimiz tahmin edecektir!..”


