Mehmet Özmen (1)
İlginç bir gazeteci Mehmet Özmen, çok iyi bir gazeteci ama bu devirde iyi gazeteci olmak marifet değil…
İş, “yağdanlık” olabilmekte.
Öyle fazla gayret sarf etmeye, risk almaya filan gerek yok; dayarsın sırtını bir yere, birine; sağlam maaş, özel şoför, sekreter…
Lüküs hayat!.
“Ne güzel şey, oh ne rahat,
Lüküs hayat, lüküs hayat!..
•
Mehmet Özmen, çile adamı.
Mesleğinin hastası.
Gazetecilik aslında hiç de rahat ettirecek bir meslek değildir, muhabirliğe stajyerlikten başlamayana gazeteci denmez; “pencere önünde değil, tarlada kızaran domates” gibi olmak gerek, lezzetlisi budur.
Başından nice hadise geçecek, dayak yeme noktasına geleceksin icabında…
Ve hatta yiyeceksin ve hatta defalarca!
Gazeteci dediğin, “Çekersen gebertirim!” tehdidi varsa, önce deklanşöre basar, sonra “nasıl kurtulacağını” düşünür.
Aksi takdirde “an”ı kaçırır, haberi kaçırır, sonrasında bir şey düşünmesine gerek kalmaz zaten!..
•
Mehmet Özmen “İşini yapabilmek için gerektiğinde büyük riskleri alabilen” bir gazeteci.
Bunun için de, “tuhaf” karşılanıyor; bir takım kifayetsiz tipler, dedikodudan başka marifeti olmayan tipler…
Vaziyetleri iyice gün yüzüne çıkmasın diye, “iş yapan” adam hakkında tezvirat üreten tipler giriyor devreye…
Neyse…
Sen işine bak Mehmet!
•
Mehmet Özmen neler yaptı, neler..
Bir kaçını verip “son olayı”na girmeli.
Buyurunuz efendim:
O kara günlerdeyiz, 28 Şubat dönemi…
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde, PKK’lı öğrencilere “kınama” cezası verilmiş, başörtülü öğrencilerin cezası ise “okuldan uzaklaştırma.”
PKK resmen kollanıyor yani, üniversite teröristlere teslim, başörtülü feci mağdur.
PKK’lılara “kınama”, Müslümanlara ise “okuldan uzaklaştırma” cezası verildiğini gösteren karar, İstanbul Üniversitesi’nin panosunda.
Mehmet sızıyor oraya, kararın fotoğrafını çekecek ama aksilik işte; cama acayip ışık vuruyor, tam da belgenin üzerine düşüyor ışık, çek babam çek bir türlü olmuyor.
Ne yaparsın bu durumda?
Mehmet Özmen çıkıyor dışarı, yakındaki esnaftan iki adet tornavidayı ödünç alıyor.
Gidiyor panoya.
Tornavidaları alttan takıyor, camı yukarı ittiriyor!.
Ve sonrasında da…
Camı, müsait bir yere bırakmak için omuzuna alıyor!..
Vakit öğle vakti, yemeğe çıkan memurlar tam da oradan geçmez mi!
Bizim Mehmet Özmen iş üstünde yakalanıyor!..
Memurlardan biri ne dese beğenir siniz:
“A, iyi, camcı gelmiş, bizim orada da kırık cam var, halleder misin usta!”
Mehmet Özmen, “Ben bir saat daha buradayım, gidin gelin, bakarız” diyor!
Sonrası mı?
Camı merdiven boşluğuna bırakıyor Mehmet Özmen ve belgeyi oradan çıkarıp alıyor!
Ve anında vınnn!!
Sıkı haber; “PKK’lıya kınama, Müslüman’a uzaklaştırma, aha bu da belgesi!”
Hadi bakalım, 20 sene sonra bir dava açılsın Mehmet Özmen’e;
“Kamu malına zarar vermekten!”
•
Mehmet Özmen’de olay çok.
Bizim İbrahim Acar “başörtülülerin eylemini” takip ederken göz altına alınıyor.
Muhabirimiz Şehremini Polis Karakolu’nda…
Dönem de 28 Şubat dönemi, adamı oyarlar, öyle bir durum var o günlerde!..
Olayı “duyan” Mehmet Özmen, soluğu karakolda alıyor.
Kimseye söylemeden içeri sızıyor.
Gariban vatandaş havalarında takılırken, bir yolunu bulup nezarethaneye ulaşıyor.
Saklı makineyi çıkartıp, demir parmaklıklar ardındaki İbrahim’in fotoğraflarını çekiyor.
İbrahim zor durumda, diyor ki Mehmet Özmen’e:
“Görevlilere söylesen de, tuvalete gitsek, feci sıkıştık!”
Mehmet ne yapsın, gidiyor, polislere durumu bildiriyor.
İçlerinden biri komiser olanı,
“Senin ne işin var nezarette” diye bağırıp bizimkinin üzerine atlıyor.
Saklı fotoğraf makinesi filan…
Mehmet Özmen’i de nezarete atacaklar, karar o yönde!..
O sırada, karakola gürültücü birileri geliyor, ortalık karışıyor, Mehmet Özmen durumdan istifade dışarı yöneliyor.
Vaziyeti fark eden polislerden biri Mehmet’in peşinde!
Bizimki bir yandan kaçarken diğer yandan da geriye dönüp ardından koşan polisin fotoğraflarını çekiyor.
Polis yüzünü kapatıyor çıkmamak için, bizimki kaçıyor ve fotoğraf çekiyor….
Kaç, kovala, polis bırakıyor peşini Mehmet Özmen’in.
Bizimki bu sefer, karakolu gören bir yerden manzarayı kesiyor.
İbrahim Acar’ı ne yapacaklar, nereye götürecekler, onu takip edecek…
Bir de arabası olsa ne iyi olacak da, neredeeee!
Mehmet Özmen, o durumda hukukçu dostlarımıza ulaşıyor, karakol yarım saat sonra avukatların baskınına uğruyor.
Avukatlar bastırıyor, İbrahim Acar kurtuluyor.
(İlk iş olarak tuvalete gitmiştir herhalde, Müslüman’a gâvur işkencesi!..)
•
Mehmet Özmen’in son vukuatına doğru geliyorum da…
Arada birçok “acayip” hadise var.
Yazmasam yarım kalacak.
Yarın “Mehmet Özmen” le devam edeyim, oldu olacak!
Memleket gazeteci görsün!


