Lokman Ertürk… Yüzde 41 mi, yüzde 50 mi?
Sizce 7 Haziran seçim sonuçları mı yoksa 1 Kasım seçim sonuçları mı daha gerçekçidir?
En büyük siyasi oluşum Ak Parti açısından değerlendirin isterseniz;
Ak Parti gerçekte yüzde 41 midir, yoksa yüzde 50 midir?
Ben ikisinin de gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum; AK Parti bütün hataların yapıldığı seçimlerden çıkartabildiği yüzde 41’e düşmüş değil, ama yüzde 50’yi cebine koymuş da değil.
Aşağı ve yukarı yönlü hareket potansiyeli çok kuvvetli.
“Oy hesabı” sağlam hesap değildir, tencere kaynamazsa sandık kaynar, bizim gibi ülkelerde dip ile zirve arasındaki mesafenin ne kadar kısa olduğu malûmlarınızdır.
İktidar “medeniyete”, “kültüre” yaslanıyorsa sağlam olur, sarsılsa da yıkılmaz.
Bizler merhametli insanlarız; elimizde pek çok imkân olsa da hukuk dışına çıkmayı düşünmeyiz, “Bir kavme kinimiz bizi adaletsizliğe sürüklemez”, daha doğrusu sürüklememesine gayret ederiz.
“Onlar” öyle mi ya; bakın içlerinden kıytırık bir parti yöneticisi, bizim Turgay Güler’e ne tehditler yağdırdı; ilk fırsatta gözünü oyacaklarmış Turgay’ın!
Bunlar hukuk tanımaz, ellerine bir fırsat geçsin, ne namaz kalır, ne örtü, ne ezan, ne hukuk, ne özgürlük!
Bunlar Baas’ın kuduz köpekleridir, her türlü zulme imza atmak geleneklerindendir.
Kimileri “Recep Tayyip Erdoğan oldukça bir şey olmaz Allah’ın izniyle” diye düşünebilir.
Tamam da, ömür işte, ömür dediğin!
İşlerimizi kurumsal hale getirmemiz, özgürlükleri ve diğer kazanımları teminat altına almamız, “sistem” kurmamız şart.
Bunun için de, her kıymetimizden, kıymetlimizden faydalanmalı, her fırsatı değerlendirmeliyiz.
Bendeniz, kendi çapında bir şeyler yapmaya gayret etmekte.
Bugünlerde “sosyal medya”da aktif arkadaşlardan, “uzun süredir takip ettiklerimi” bir araya getirmeye çalışıyorum.
Bu son derece önemli alan global çapta Siyonizm’in kontrolünde ve Türkiye’de de büyük ölçüde Siyonizm uzantılarının...
Algı büyük ölçüde buralarda şekillendiriliyor, sosyal medyadan fırlatılan lekeyi çıkartmak son derece güç oluyor.
Türkiye’nin resmini büyük ölçüde sosyal medya çiziyor.
Bu alanda çok zayıfız; meseleyle ilgileniyor gibi görünenlerin, “Yeni Türkiye”ye sosyal medya alanında destek veriyor gibi görünenlerin önemli bir bölümü bu işi “parsayı götürmek” için yaptı.
Böyle “para için” yapılan işlerden hayır gelmez, bu yürek alanıdır, risk almasını bileceksin, ince hesaplar yaptım mı sonuç alamazsın.
Paralar döner dolaşır “İNŞA faaliyetlerine gider, “İMAR” faaliyetlerine değil!..
Ben, işin “İMAR” tarafındayım.
Bu tür yönelimler içindeki her dostuma destek de boyun borcu.
Yazının başlığında “Lokman Ertürk” var.
Büyük ihtimalle tanımazsınız, ben tanıyorum.
Uzun yıllardır uzaktan da olsa takip ediyorum.
Kendileri Ankara’nın “dış ilçelerinden” Kazan’ın Belediye Başkanı’dır.
Üç dönemdir bu görevdedir.
Üç dönemdir, oyunu arttıra artıra devam etmektedir.
O gelmeden Kazan “nahiye” gibi bir yerdi, beş bin kişi mi ne yaşardı; toz, toprak, öyle bir yerdi.
Bugün yolunuz düşerse Kazan’a gidin bakın; tam manasıyla bir cazibe merkezi.
Havacılık ve uzay sanayinin merkezi Kazan; bir köyden böyle bir noktaya, akla ziyan.
TAİ-TUSAŞ lojmanlarında bin aile kalıyor.
Saray bölgesindeki sanayi yoğunluğu, Ankara’nın “memur kenti” imajına ziyan...
Ciner grubu Türkiye’de ilk kez, bir sanayi kuruluşunu sektöründe dünyanın en büyüğü yapacak olan Ankara Kazan’daki 1.3 milyar dolarlık Soda Külü Üretim ve Doğalgaz Çevrim Santrali hamlesiyle dikkat çekmişti.
Çok büyük bir yatırım bu; 4 bin kişiye de istihdam alanı açacak.
Doğal soda külü dünyada en çok talep gören 10 element arasında yer alıyor. En başta cam, deterjan ve gıdada kullanılan sodyum bikorbonat üretiminde faydalanılıyor.
Başkan Lokman Ertürk, “köy- nahiye” ölçeğindeki bir alanı cazibe merkezi haline getirmiş.
Dün sabah kendisini ziyaret ettiğimde, “evrakları imzalıyordu.”
Evraklar, öyle kağıtla, dosyayla gelmiyor; imzalar cep telefonundan.
Bir kültür merkezi havasında belediye binası yaptırmış, gidip görmelisiniz...
Kazan’ın nüfusu bugünkü gibi 50 bin değil de, 500 bin de olsa, ihtiyacı karşılar.
Lokman Ertürk uzun yıllardır “bu davanın” içinde, Milli Görüş ruhlu, Recep Tayyip Erdoğan sevdalısı, Yeni Türkiye sevdalısı.
O sütü bozuk 28 Şubat sürecinde “işkencelerden” geçtiğini biliyoruz; her vatanseverin acı hatıraları vardır o günlerden...
Kendisiyle uzun uzun “önümüzdeki süreci” konuştuk.
Sayın Başkan kafamızdaki endişeleri paylaşıyor, umutlarımız da paylaştıkça büyüyor.
Biz, çorbada tuz misali, “sosyal medya” organizasyonuna katkıda bulunacağız kendisinin.
Unvan gerekmez, yapılan hayırlı işlere katkı, bugüne kadarki birikimlerimizin zekâtı.
¥
Öyle, yükü bir kişinin sırtına bırakıp kenara çekilmek yok.
Öyle, makam, mevki, para hesapları ile gün öldürmek yok.


