--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Kumanda elinde, beğenmiyorsan değiştir!..”

Serdar Arseven
Serdar Arseven

ABD askerinde YPG terör örgütünün armaları...

Bu “müttefik” sırf Irak’ta 1.5 milyon kardeşimizi katletmedi mi, nice “Müslüman Bacı”mızın ırzına geçmedi mi?

Teröre destek yeni mi, ya da ilk defa mı alenî?..

ABD aslında ABD değil, ABD aslında İsrail ve bu İsrail bizi “kuşatmaya” devam ediyor.

¥

Kim ne derse desin, hangi sistem gelirse gelsin, bir büyük kapışma şart.

“Ya İstiklâl, ya izmihlâl!”

Çok bekle; 

Bizim için hayati öneme sahipKıbrıs Adası’nı “yabancılara toprak satışı” düzenlemesinden istifade çoktan götürmüş ve güney komşularımızın kuzey taraflarını “sofistike yöntemlerle”  kuşatmış bulunan  terör devleti “Büyük İsrail” idealinden vaz mı geçecek?

Vaz mı geçsin yani, nasıl suçlarsın adamları, inançları böyle, buna inanıyorlar...

Arvâsî Hazretleri’nin dediği gibi,  “İnan da oduna inan!”

¥

Ya biz neye inanıyoruz?

Dilimizde büyük laflar, hedeflerimiz çok büyük, hepimiz “şehit” olmayı arzu ediyoruz da...

Vaziyet ne?

Bu yazıyı okuyanlar arasında, o sütü bozuk 28 Şubat darbesini görmüş, yaşamış, mağduru olmuş kardeşlerimiz mutlaka vardır.

Onlar şöyle 15 derece kadar dönüp, az geriye bir bakıversinler...

Ne büyük mağduriyetler yaşadık değil mi?

Ne büyük bedeller ödemeyi göze aldık, göz kırpmadan!..

O günlerde ne güzel “kardeşlerdik”, hep birlikte ve huşu içinde namaz kılardık, evlerimiz birer mescit idi ve öyle bile olsa namazlarımızı camilerde kılmaya gayret ederdik.

Sabah namazlarımızı camilerde kılmaya özellikle dikkat ederdik, adım başı şu kadar sevap hesabına girer, bu büyük nimetten mahrum olmaktansa uykusuz kalmayı yeğlerdik.

O günlerde çok yardım ederdik, bugünküyle kıyaslanamayacak kadar çok; üç kuruşluk maaşlarımızdan “evi zorlayacak” kadar infak payları ayırırdık.

Her bir şey bizim derdimizdi, bütün haksızlıklara sonuna kadar karşı çıkardık.

Bedel ödemeyi göze almış, “Gücü değil, Hakk’ı üstün tutmayı” ilke edinmiştik.

Biz 28 Şubat öncesinde de zımba gibiydik!

Televizyonlardaki zararlı yayınlarla mücadele önde gelen vazifelerimizden biriydi, o günlerde TGRT’ye çok kızardık, fena kızardık, “Bu Seda Sayan muhabbeti de nedir Allah aşkına!” diye...

“Bir yerde Orhan Karmış hocadan Kur’an-ı Kerim tefsiri, diğer yandan da Seda Sayan ‘bacı’dan kalça göbek gösterisi” derdik.

“Olsun, Seda Sayan diye gelir, bakarsın Kur’an’a takılır” diye cevap verirlerdi o kardeşlerimiz de, böyle muhabbetler...

Bunları konuşurduk...

Çok kızardık bunlara, o günün magazini bugünküne göre “hafif” kaldığı halde!..

O günlerde merhum Özal “Televizyonlardan kir akıyor!” tepkisine, “Ne var kardeşim, elinde kumanda, izlemek istemiyorsan değiştir!” diyerek cevap vermişti de, ne köpürmüştük!..

Bir de bugünkü hallere bak, “evlenme programlarında” ne rezaletler, toplumun temeline dinamit konuyor, “evlilik” sünneti böylesine ayaklar altına alınıyor.

İçi boşaltılıyor, bizde tık yok!..

Maşallah mı desek, ne desek!..

¥

Bir gün...

Arkadaşımızın memleketten hediye peynirini bitirmiştik hesapsız tüketimle...

Çocuk geldi...

Kabına baktı, peynir yok.

İçimizden biri “Yedik, bitirdik kardeş, hakkını helâl et!” demez mi...

O gün...

Aklımdan şu geçti;

“Böyle giderse helâllik isteme hassasiyetinin de işini boşaltacağız, sormadan ye, sonra da ‘Helâl et!’ de... Bir de helâl etmesin, ‘Vay cimri, tamam oğlum alırız sana peynirini’ dersin. Hem peyniri gider garibanın, hem de fırça yer!”

¥

O günkü hassasiyetimize bakıyorum da...

Ohoooo....

O hassasiyet nerede, bizler toplum olarak neredeyiz, nerelerdeyiz?

¥

Hatırlatmış olayım...

Bir gün...

İsrail devlet adamına soruyorlar ki;

“Etrafımız size düşman Müslümanlarla dolu. Bunların kini gittikçe birikiyor... Korkmuyor musunuz?”

Gülüyor çakal...

Ve diyor ki;

“Onu Kur’an’daki Müslümanlar gelince düşünürüz!”

¥

Ne dersiniz, bizler “Kitap’a uyan” mı, yoksa “Kitabına uyduran” Müslümanlardan mıyız?

Bu soruya “Elbette Kitap’a uyan?” karşılığını verirken vicdanımızı tırmalayan bir şeyler varsa yeniden başlamalıyız inanmaya!..

Taaa en başından!..

Ya bunu yap...

Ya da “Beğenmiyorsan kanal değiştir!” liberalizmine râm ol!..

 

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle