--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kobani’yi “koalisyon”a mecbur etmek için bombaladılar!

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Terör Partisi’nin Kobani’ye bombalı saldırıların hemen ardından, Türkiye’yi teröristlere “yardım ve yataklık” yapmakla suçlamasına hem Sayın Cumhurbaşkanı hem de Sayın Başbakan’dan çok sert tepkiler geldi.

Tepkiler, Türkiye’nin büyük bir “uluslararası operasyon”la karşı karşıya kaldığı, ülkenin dört koldan kuşatılmak istendiği, hariçteki ve dahildeki şer odaklarının ülkemizin gittikçe güçlenmesinden, çıkar çevrelerinin çıkarlarını tehdit etmesinden rahatsızlık duydukları tespitlerine dayanıyor.

Bu tespitlerin ne kadar yerinde olduğunu gösteren nice misal var.

Misallerden birini buradan vermiş olayım:

ABD’liler, 11 Eylül saldırılarının ardından adeta evlerine hapis oldular.

Alışverişler korku ve endişeden dolayı durma noktasına gelince, Devlet, piyasayı canlandırmak için kredi faizlerini radikal kararlarla aşağıya çekti.

Büyük bir tüketimi teşvik kampanyası yürüttü.

“Kredi” ucuzlayıp kampanya tutunca, ABD’liler hemen yeni konut, araba almaya yöneldi.

Bu süreçte haliyle enflasyon tırmandı, faizler yükseldi. 

Ekonomi bozuldu, “sürü” psikolojisi ile bankalara borçlanan kitleler, borçlarını ödeyemez oldu.

Bankalar ve sigorta şirketlerinin eline geçen gayrimenkuller filan değerlerini kaybetti, firmalar batma noktasına geldi.

ABD, bu kötü gidişe tedbir olarak “batan firmaları” kurtarma paketlerini uygulamaya koydu.

Orada bunlar yaşanırken, bizdeki “Tefeciler Kulübü”, elinin altındaki “Bir Kısım Medya” aracılığı ile Türkiye’de de “ekonomik kriz” çıkacağı havasını vermeye çalışıyordu.

ABD’deki sıkıntıların Türkiye’yi derinden etkilemeye başladığını, “Yabancı yatırımcıların” Türkiye’den hızla çıkış yapma eğilimine girdiklerini, yakında büyük bir işsizlik patlamasının yaşanacağını, cari açığın idare edilemez noktalara doğru hızla tırmandığını iddia ederek, “kriz algısı” oluşturmaya gayret ediyordu.

 “Koalisyon dönemlerinde”  çeşitli adlar altında açıklanan dev “kurtarma paketleri”nden yüz milyarlarca dolar götürmeye alışmış bu “Büyük Patronlar”, aynı muameleyi AK Parti’den de bekliyordu.

AK Parti’ye “IMF’den 35 milyar dolar borç alması ve ‘ekonomik kriz’(!)den etkilenen şirketlere yani “kendilerine” dağıtması yönünde baskı yapan bu çevre, hükümeti sıkıştırmak için “irtica yaygaralarına” hız veriyordu.

Bu süreçte, “Askerler darbeye hazırlanıyor!” söylentileri de had safhadaydı.

Paralel yapının “kumpasları” da tam bu süreçte gerçekleşti.

AK Parti’yi korkutmak ve bir şeylere mecbur etmek!..

Paraya gelelim:

Tam 35 milyar dolar, Türkiye IMF’den bu parayı “borç” olarak alacak ve “koalisyon dönemlerinde” olduğu gibi bunlara dağıtacaktı.

Tezgâh hazırdı.

AK Parti istese, parayı IMF’den alıp bu “Büyük Patronlara” dağıtabilirdi.

“Koalisyon dönemlerinde” böyle şeyler defalarca yapılmıştı.

AK Parti de bunu pekâla yapabilirdi.

Kamuoyuna da, “Ne yani, ABD bile şirketlerini kurtarıyorken biz hareketsiz mi kalalım?..  Şirketlerimiz batarsa işsizlik artar, sosyal patlama olur!” derdi.

Ve vatandaş da bunu “işsiz, aşsız kalma” korkusuyla pekala yerdi!..

E; 35 milyar dolardan birkaç milyar doları da “Anadolu Sermayesi”ne verdiniz mi,  itiraz sesleri de büyük ölçüde kesilirdi!..

Sonra…

Tam 35 milyar dolar “Büyük Patronlara”…

 Borç ve faiz yüküne bu büyük ilave, sana, bana, torunlara!..

•

AK Parti bunu yapmadı.

Bunu yapmadığı gibi “IMF” boyunduruğuna son verdi.

O noktadan sonra da, özellikle de Recep Tayyip Erdoğan’a karşı saldırılar hız kazandı.

Pararel maralel iyice devreye sokuldu, müthiş bir “içli dışlı ihanet organizasyonu” yürütüldü.

•

Bu “kurtarma paketi” mevzuu misallerden sadece biri.

Tablo çok net;

Recep Tayyip Erdoğan’a, Müslümanların kanını, iliğini kurutan “küresel kapitalizme” karşı gösterdiği direnişin bedelini ödetmeye çalışıyorlar.

Onu, “yapayalnız” bırakmaya gayret ediyorlar.

Bunun için de, AK Parti’ye “baskı” uyguluyorlar.

İçeriden gelen “çatlak” sesler bu baskının tezahürü.

Birileri, bugünlerde, “Sayın Davutoğlu’ndan, Sayın Gül’den yanaymış” gibi görünerek, Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmakta.

Sayın Erdoğan’ın bir vakitler “koruyup, kolladığı” kimi “gazeteciler”, “siyaset adamları” filan da, “Erdoğan’ı nasıl olsa bitirecekler, kaybedecek isme oynamanın manası yok” zihniyetiyle, “satış” moduna geçmiş durumdalar.

•

Bu yazının başlığı: 

Kobani’yi “koalisyon”a mecbur etmek için bombaladılar!’

Şimdilerde, Erdoğan’ın şahsında ülkemizi hedef alan “tezgâhların” bir devamı ve belki de en önemli adımı olarak “Koalisyon”u pazarlıyorlar.

Hesapları şu:

Koalisyon kurulacak, Sayın Erdoğan “biraz daha” sıkıştırılacak…

Rahmetli Erbakan’dan sonra Sayın Erdoğan da bitirilecek…

Ve millete…

“Erbakan denedi olmadı, Erdoğan da seçim üstüne seçim kazandı yine olmadı! 

Demek ki, boyun eğmekten, ‘Gelene ağam, gidene paşam!’ demekten başka çare yok!” mesajı verilecek!

Sonrası yine IMF…

Yine, “Büyük Patronlar!” 

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle