Kemal Kılıçdaroğlu’na bir “dilekçe!”
Kemal Kılıçdaroğlu, “Hükümeti devirecek yolsuzluk dosyası” diyerek ortaya çıktığında, gayet mutlu görünüyordu.
İddiaların hedefinde görünüşte Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki vardı, ama asıl hedef, malûm, Recep Tayyip Erdoğan’dı.
Mevzuyu biliyorsunuz; Kemal Kılıçdaroğlu’nun iddiaları çok sayıda mahkeme kararı ile “yalan”landı. Sayın Özhaseki, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan dünyanın parasını kazandı.
Kazandığı paralarla “sucuk” ziyafetleri verdi.
Kemal Kılıçdaoğlu’nun “unuttuğu” maaşına haciz geldi, filan…
Bugünkü mevzum…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bu dosya hükümeti devirecek, asrın yolsuzluğu” diyerek ortaya attığı iddiaların “başkahramanı” Hacı Ali Hamurcu, hakkında açılan dava sürerken Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na (kendi el yazısı ve imzası ile) ifade verdi.
Mesele o…
Arkadaşlarımız, Makam’ı aracı kılarak, Sayın Kılıçdaroğlu’na “Dilekçedeki iddialara” cevap verip vermeyeceğini sordular.
Kendileri herhangi bir cevap vermemişler…
Canları sağolsun.
E, bu durumda yapılabilecek olan…
Sayın Kılıçdaroğlu’nun “DEĞERLİ BİR VATANDAŞ” demek suretiyle “övdüğü”, bir mânâda “kefil” olduğu ve dahi “Özhaseki’nin şahsında AK Parti’yi vurmak için” kendisinden istifade ettiği Hacı Ali Hamurcu’nun Mahkeme’ye sunduğu dilekçeye yer vermek.
Yorum yok, dilekçeden aynen aktarım, (ifade bozuklukları var ise, dilekçeye dokunmama hassasiyetimdendir):
“2. Asliye Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na:
Bu davaların açılmasına sebep olan kitabı ben bastırmadım. Ben cezaevinden çıktıktan sonra CHP Kayseri Milletvekili Şevki Kulkuloğlu, o zamanki avukatım Halil İbrahim Yolcu’nun bürosunda Genel Başkanları Kılıçdaroğlu’nun kitap yazmamı istediğini söyledi. Ben de ‘Abi ben kitap yazmasını ne bileyim’ dedi. Onlar da bana ‘Sen hayat hikâyeni yaz, gerisini biz tamamlarız!’ dediler. (..) 15-20 gün sonra, Kulkuloğlu geldi, ‘Kılıçdaroğlu seni istiyor’ dedi. Av. Halil İbrahim Yolcu ile birlikte otosuyla beni alıp, Ankara’ya götürdü. Kılıçdaroğlu ile görüştükten sonra babamı aradı, ‘Abi, Hacı Ali’nin TBMM’de basın açıklaması yapması gerekiyor, yoksa Genel Başkan faturayı bana kesiyor’ dedi. Babam kabul etmedi. ‘3-4 trilyon para kazanır’ dedi. Babam yine razı olmadı. Kayseri’ye geldik. Av. Halil İbrahim Yolcu’nun bürosunda ‘Bu kitap çok sayıda basılacak, çocuğun hayatı kurtulur, ‘gel evet de’ dedi. Ben de cezaevinden yeni çıktım. Boş geziyorum. Babamın emekli maaşıyla geçinmeye çalışıyorduk. ‘DENİZE DÜŞEN (…) SARILIR’ hesabı, mecburen ‘evet’ demek zorunda kaldım. Kulkuloğlu, hemen genel başkanı Kılıçdaroğlu’nu arayarak müjdeyi verir gibi, ‘Hacı Ali Razı oldu, Ankara’ya geliyoruz’ dedi. 10 Ocak 2013 Perşembe günü yine Şevki Kulkuloğlu, Av. Yolcu ile birlikte Ankara’ya gittik. TBMM Basın Açıklaması odasında MV. Şevki Kulkuloğlu ve genel başkanlarının görevlendirdiği iki milletvekili ile birlikte basının önüne çıktık. Elime bir not verdiler, ben de okudum. Kitabın çıkacağını söyledim. Kitabın ismini sordular, ben de onların söylediği şekilde söyledim. Sonra dönüp Kayseri’ye geldik. Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla bir milletvekili ve (Bir şahıs) kitabın basımı için hazırlığa başladılar. Hatta Kılıçdaroğlu bir cenaze dolayısıyla Kayseri’ye geldiğinde kitabın basım işinin hızlandığını, çıktığında 100 bin tane kendisinin alacağını söylemişti. Kitabın basım masraflarını da onlar karşıladı. Burada ben kandırıldım. Kitapla ilgili söz verdikleri ödemeyi de yapmadılar. İhtarname çektik cevap vermediler. Kitabın, hakkımda dava açılmasına neden olan kısımlarını bilgim dışında ekledikleri için de davacıyım. Benim mağduriyetimden faydalanıp beni kullandılar, kandırdılar, dolandırdılar”
•
Dilekçeyi verdim.
Ben, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı gibi yapmayacağım…
Kılıçdaroğlu’nun “dayanağı” Hamurcu için “Değerli bir vatandaş” ifadesini kullanmayacağım.
Sadece…
Bu dilekçedeki iddialar hakkında ne diyeceğini soracağım, Sayın Kılıçdaroğlu’na… Aynı çağrı dilekçede ismi geçen diğer şahıslar için de geçerli olup, cevap verilmemesi halinde, konu “seçmen”in vicdanına havale edilecektir.


