--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kaç “dost”un var?..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Hazret-i Peygamber ile kutlu yolculuğa çıkan mü’minler sevdiklerini, mallarını, mülklerini geride bırakmışlardı.

Onları bağrına basan mü’minler de “servetlerini” Allah rızası için kardeşleriyle paylaşmakta tereddüt etmemişlerdi.

O mü’minlerdeki hasletlerin çoğuna hayli uzak düşmenin sıkıntısını yaşıyoruz.

Maddeten zenginleştikçe “infak” arzumuz fakirleşiyor.

Birbirini Allah rızası için seven kullardan değiliz...

Şöyle dört dörtlük güvenebileceğimiz insan yok mu ne etrafımızda...

Bu demektir ki bize güvenen de yok.

Geçtiğimiz günlerde, takipçilerinin kahir ekseriyeti “bizden” olan twitter adresimden bir soru attım ortaya:

“Bir sırrınız var ve bu sırrı mutlaka birileri ile paylaşmak, içinizi açmak istiyorsunuz.

Bu sırrınızı mezara götüreceğine emin olduğunuz kaç kişi var etrafınızda.”

Takipçilerimden birbiri ardına “Hiç kimse yok” mesajları yağdı.

Bir hanımefendi;

“Benim böyle bir dostum var.” diye yazdı.

Aradan on dakika mı ne geçti...

Aynı takipçimden bir başka mesaj:

“Dur ya, galiba ondan da emin değilim!”

•

Birbirimize hatta kendimize güvenimizi kaybetmişsek, dünyaları kazansak ne olur?

Uzun yıllar boyunca yanında çalışan bir arkadaş, geçtiğimiz günlerde “Cem Uzan dünyanın en yalnız adamıdır. Hâlâ bir tek dostu yok.” dedi.

Yatları, malikâneleri, muhteşem otomobilleri, her an emrinde nice “hizmetli”si...

Ama adam yalnız!..

Ya bizde durum ne?..

Bakıyoruz; 

Yıllar yılı himaye edilen, elinden tutulup bir yerlere getirilen nice “adam” satışın kralını yaptı.

Geçtiğimiz günlerde, bizim camianın çok önemli, çok saygın bir ismi, canlı yayında, isim vererek, “Bunlarla 21 yıl çalıştım, sonunda bana bunu yaptılar. Hakkımı helal etmiyorum.” dedi.

Nasıl oluyor bu?..

Neleri kaybettik?

Ne oldu bize?..

•

Yıllar evvel bir Sultanahmet Mitingi vardı.

Rahmetli Erbakan Hoca’nın mitingi...

Yüzbinler, yüzbinler...

Ben o gün, Edirnekapı’dan Sultanahmet’e kadar en ufak bir yorgunluk hissetmeden yürüdüm.

Etrafımdaki mü’minlerle yüz kırk yıllık dostlar gibiydik, büyük aşk, dalga dalga heyecan...

O günler çok mu gerilerde kaldı?

Kaldıysa niçin?..

•

Meslektaşlarımdan biri geçtiğimiz günlerde dert yanıyordu:

“Oğlana İphone 6-S” aldım, dünyanın parası.

Önce sevinir gibi oldu, biraz oynadı.

Sonra işi bitti telefonun.

Bir günde bıktı!..

Öyle günler oluyor ki, biraz paraya sıkışsak evde huzur kalmıyor.

Hani sıkışmak dedimse, lükse biraz fren koyma bâbından...

O bile çok geliyor.”

•

Tekstil ülkesi Türkiye, geçen yıl tam 1 Milyar dolarlık “erkek takım elbisesi” ithal etmiş.

Dış ticaret hacmine ne büyük katkı!

ABD’de baktım, dostlar harıl harıl tekstil ürünü satın alıyor.

“Arkadaşlar!” dedim;

“Dolar kuru çok yüksek, fiyatlar çok pahalı. Türkiye’den daha iyilerini daha ucuza alırsınız..”

Dediler ki;

“Çoluk çocuk bir şeyler bekler.”

“İyi, şöyle yarım elma gönül alma birkaç parça ufak maliyetli hediye yeter. Ne lüzum var, bunca parayı elin oğluna kaptırmaya., Gidin Türkiye’den alın da, bizim esnaf kazansın, devletimiz kazansın.”

Dinlemediler, keyifleri bilir.

Bendeniz, bir adet olsun tekstil ürünü almadım.

Bana bile bir “spor ayakkabısı” kaptırdılar, iyi marka, fiyatı da hesaplı imiş.

Türkiye’de baktım, benzeri aynı fiyat.

“Olsun, aynısından değil!” dedik...

Tesellisi bu.

•

Şöyle düşünüyorum da, sadece “Yiyiniz. İçiniz israf etmeyiniz” İlahi hükmüne sadık kalsak, sömürü çarkına çomak sormuş olacağız.

Bunu bile yapamıyoruz.

Frenlerimiz boşalmış, kredi kartı batıklarının yarısı “reel sebeplerdense” yarısı “israf”tan.

•

Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nun ilan ettiği seçim vaatlerinden en güzeli;

“Eğitimde nitelik arttırılacak, öğretmen kalitesinin artması için özel programlar uygulanacak.”

İnşallah...

İnşallah bu olur.

Yoksa...

Yüzde 80’e vursan ne...

Yalnız bireylerden oluşan yüzde 80’in iki kişilik kıymeti mi olur!..

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle