IŞİD operasyonları!..
PKK ve paralel operasyonları, sanki biraz “göstermelik” gibi kaldı.
Bizler, ayrım yapmaksızın, terörün her türüne sonuna kadar karşı olduğumuzu her vesileyle ilan ediyoruz;
İsrail terörü, gezi terörü, Baas, PKK, PYD, DHKP-C terörü ve IŞİD terörü arasında fark yok!..
Nereden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin!..
Terörle mücadele, kesintisiz, tam kadro yürütülmesi gereken bir süreçtir.
Türkiye, şu anda, bu yapısıyla teröre karşı “tam kadro” bir mücadele yürütebilir mi?..
Dünkü Akit’in haberine yansıyan şu müthiş ifadeler son derece dikkat çekiciydi.
“Tekrar”da fayda var.
Şanlıurfa Ceylanpınar’da önceki gün evlerinde öldürülen iki polis için düzenlenen törende konuşan Şanlıurfa Emniyet Müdürü Eyüp Pınarbaşı, PKK ile paralel yapının işbirliği içinde olduğunu belirtti ve ekledi:
“Son yıllarda kandan beslenen ancak barış ve kardeşlik sözünü dillerinden düşürmeyen bu odaklar, devletimizin tüm kurumlarına ve teşkilatımızın kılcallarına giren örgütle de kol kola girerek, ihanet sarmalını genişletmişlerdir”.
SİVAS, BAŞBAĞLAR HATIRLATMASI ÖNEMLİ!
Şöyle bir nefes aldıktan sonra…
Devam edelim, Emniyet Müdürü’nün ifşaatlarını okumaya:
“Devletimizin bekası, milletimizin birlik ve bütünlüğünü bozmak için daha önce defalarca yapılan kanlı oyunlardan biriyle karşı karşıyayız. 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak otelinde katledilenlerin intikamını almak için üç gün sonra Başbağlar köyündeki masum insanları hunharca katleden, barış ve kardeşlik maskesi arkasına gizlenmiş odaklar, Suruç’ta katlettirdikleri vatandaşlarımızın intikamını almak iddiasıyla Ceylanpınar’da istirahat halinde vatanına ve milletine hizmetten başka hiçbir gayeleri olmayan iki meslektaşımızı kahpece şehit etmişlerdir. Maalesef son yıllarda kandan beslenen ancak barış ve kardeşlik sözünü dillerinden düşürmeyen bu odaklar, devletimizin tüm kurumlarına ve teşkilatımızın kılcallarına giren örgütle de kol kola girerek, ihanet sarmalını genişletmişlerdir.”
“ABİ”LERİNDEN ALDIKLARI TALİMATLA!!!
“Bu örgütün teşkilatımızın içerisine sızdırdığı uzantıları kullanılarak, istihbarat faaliyeti zaafiyete uğratılmaya çalışılmış, ilimizin plaka tanıma sistemi ‘abi’lerinden aldıkları talimatla kapatılarak, asayiş ve terör olayları tırmandırılmaya çalışılmıştır. Bu örgüt tarafından Suruç’taki terör saldırısı fırsat bilinerek, istihbarat ve terörle birimlerinin başında gecesini gündüzüne katarak, can siperine çalışan personelimiz gazete manşetleri ve televizyonlarından günlerce isimleri zikredilerek, hedef yapılmışlardır. Bunu yaparak neyi amaçladıklarını gayet iyi biliyoruz.”
•
Tabloyu görüyorsunuz.
Hal bu iken IŞİD ve diğer terör örgütlerine yönelik operasyonların sağlıklı yürütüleceğine nasıl emin olabilirsiniz?
“İstihbarat zaafı var” deniyor; olmaması mümkün mü?
Emniyet Müdürü, meslektaşlarından kalabalıkça bir gruba güvenmiyorsa bu işin içinden nasıl çıkacaksınız?
Paralel yapının nice masum insanı nice uydurma “terör örgütü”ne monte ettiğini bile bile, IŞİD’çi olarak “damgalanacakların” hepsinin kesinlikle “IŞİD”çi olduklarına nasıl inanabilirsiniz?
Vaktinde başta Konya olmak üzere bazı illerimizde nice masum insanı “İslamcı terör örgütü” mensubu diye içeri aldıklarını, aylarca, yıllarca nasıl süründürdüklerini bilmiyor muyuz?
Evet.
Bu işlerin kökten çözüme kavuşturulması şart.
Yani, eninde sonunda Başkanlık Sistemi!
Türkiye, inşallah tekrar seçime gidecek.
“Sağlam İrade” duruma yeniden el koyacak.
Ve Başbakan Ahmet Davutoğlu isminin etrafında tartışma yürütülmesine müsaade etmeksizin, sonucu alacak!
Ardından…
“Başkanlık Sistemi”ne geçiş için gerekli adımları atacak.
Yoksa, sapla saman birbirine çok karışır.
Kurunun yanında nice yaş yanar.
Türkiye, açmazlara sürüklenir.
Aklın yolu bir.
Giden her gün bizden gidiyor!..
“Üst akıl”ın emrindeki odaklar zaman kazanıyor.


