İnternet gençliği!..
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç “gençlere” tavsiyelerde bulunurken şunları söylüyor:
“Yaptığınız işi en iyi şekilde yapın. Önünüze koyduğunuz hedefe ulaşmak için de samimi bir şekilde elinizden gelen her şeyi kurallar ve doğru ahlaki ölçüler içerisinde yapın. Hedeflediğiniz noktaya tam olarak ulaşamazsanız da ‘elimden gelen gayreti gösterdim’ diyerek kendinizle gurur duyabilirsiniz”
“Okuyan, araştıran, kararlı, oyunlara gelmeyen, sorgulayan, cesur” bir gençlik!..
Arzu edilen bu.
Bakanlık, gençlerin “Çanakkale Ruhu” ile yetişebilmeleri için elindeki sınırlı imkânlarla çaba gösteriyor…
Gençlik merkezleri, gençlik kampları, spor tesisleri…
Öğrenci yurtlarında seçmeli dersler; sanatın çeşitli branşları, Kuran-ı Kerim, Arapça…
Milli Eğitim Bakanlığı da, şu kesintisiz eğitim saçmalığına son verilmesinin ardından, çocuklara “manevi eğitimin” yollarını büyük ölçüde açtı.
Bu da güzel…
Bardağın dolu tarafını görmemek olmaz.
Ancak bir de “bizim” yaşadığımız, şahit olduğumuz, bünyemizi hayli zorlayan gerçekler var.
Eğitim faaliyetlerinin sonuçları elbette uzun yıllar sonra alınabiliyor.
Bu sonuçların memnuniyet verici olabilmesi için de, tehlikelere “vaktinde” dikkat çekmek gerekiyor.
Okulların “internete” kavuşturulması, eğitimin “tablet”e dökülmesi bir takım kolaylıklar ve avantajlar sağlayabilir, eğer doğru kullanılabilirse…
Şunu görmek gerekiyor ki, “internet”i sağlıklı bir şekilde kullanabilmek son derece güç.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) İnternet Dairesi Başkanı Dr. Ahmet Kılıç’ın verdiği, “internet”in ülkemizde nasıl kullanıldığına ilişkin bilgiler son derece dikkat çekici…
Yaptıkları araştırmalara göre 6-13 yaş grubundaki çocukların yüzde 95,2’sinin internette online oyun oynadığının tespit edildiğini vurgulayan Kılıç, internetin “yararlı bilgi edinmek için” kullanılma oranının yok denecek düzeyde düşük olduğuna işaret ediyor.
“Oyun pazarı”nın yıllık cirosu 400-500 milyon dolarmış, akla ziyan rakam!..
Türkiye’de internet kullanan çocukların yüzde 85’inin Facebook hesabı bulunduğunu da söyleyen Kılıç, “Bu oranın içindeki çocukların 3’te biri 13 yaş altı çocuklardır. Ayrıca İnterneti kullanan çocukların yüzde 42’si de kendi hesaplarında tüm kişisel bilgilerini ve aile bilgilerini paylaşmaktadır. Bu da hem çocuklar hem de aileler için çok tehlikeli bir durumdur.” diyor.
Arkadaşımız Sinan Kaya’nın haberine göre, Türkiye’de 1,5 milyon kişi internette online kumar ve bahis oynamakta!..
İnternette kumar ve bahis oynatanların yıllık cirosu 1 milyar doların üzerinde.
•
Çocuklarımız, gençlerimiz ve büyüklerimiz interneti “ekseriyetle” böyle kullanıyor.
Büyüklerimizin büyük bölümü gençlere ve çocuklara kötü örnek oluyor; gençler de kendilerinin yerini alacak çocuklar yetiştiriyor!..
Ödevlerin büyük bir bölümü internetten hallediliyor; kopyala, yapıştır!..
Çoktan seçmeli sınavlarda başarılı olabilmek için “sonuca giden en kolay yolu” bilmek gerekiyor.
Çocuk, her durumda “en kolayı”na yöneliyor.
Hayata atıldığında da “kolay yoldan başarıya ulaşabilmenin” çarelerini arıyor, bulamayınca da, “depresyon!”
•
Eğitim şuralarında bu işlere çözüm bulunabileceğini hiç zannetmiyorum.
Bu işi “tek başına” okullar yapamaz.
“Paralel eğilimleri” olmayan “hayırlı” sivil toplum örgütlerine çok daha fazla destek vermek gerekiyor.
Geçtiğimiz günlerde Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’nun şeref misafiri olarak katıldığı etkinlikte, çok büyük bir ilçemizin “AK Parti Medya Birimi”ni yöneten bir arkadaş, “basın masası”na oturdu.
Bir süre sohbet ettik.
Gazete, dergi takip etmiyormuş; kitap okumaya da vakti olmuyormuş!..
Sürekli olarak “sosyal medya”yla ilgileniyormuş!..
Sohbete misafir olan arkadaş dayanamadı,
AK Parti’den “3 genel başkan yardımcısı”nın ismini saymasını istirham etti.
Medya Birimi Yöneticisi “2”de kaldı!..
Aynı arkadaş, Milli Savunma Bakanı’nın ismini sordu…
Medya Birimi Yöneticisi arkadaşımız dedi ki:
“İnternette hepsi var, sorun olmuyor!”


