Hain değil, bilmiyor… Diyarbakır’a ateş!..
Akit’ten Hayrat Vakfı işbirliği ile ikinci dev adım:
Osmanlıca dersleri yeniden başladı.
Hayırlı olsun.
Osmanlıca, farklı kültürleri bünyesinde toplayan yepyeni bir dildir.
Irkçılığı “elinin tersiyle iten” bir muhteşem dildir.
Koca bir cihan devletinin dayandığı sırra erebilmek için Osmanlıca’yı kavramak şarttır.
Bunu yapabildiğimiz takdirde, “milli kimliğimizi” bulacağız İnşallah.
İlhamını İslam’dan alan Selçuklu ve Osmanlı ile “Yeni Türkiye”yi buluşturacağız.
Yoksa…
Köksüz ağaç gibi çürüyüp gideceğiz!
Son günlerde yaşadıklarımız bunun böyle olduğunu göstermiyor mu?
“Milli birlik ve beraberlik” halinde hareket etmemiz gereken her durumda bölünmüyor muyuz?
Bakın, ne haldeyiz…
“Uçak düşürme” hadisesinin ardından yazılanlara, çizilenlere, söylenenlere bakın:
Milyon kere haksız Ruslar; hava sahamızı ihlal etmişler, defalarca uyarılmalarına rağmen takmamışlar, angajman kuralları belli, bütün kayıtlar bizi doğruluyor…
Buna rağmen…
Rus medyasına, siyaset dünyasına, ülkedeki farklı renklere bakıyoruz; hep bir ağızdan “haksızlıklarını” savunuyorlar.
Neredeyse tam katılımla, “milli çıkarlar” etrafında birleşmişler, aksine bir tavır “ihanet” olarak görülüyor, “Türkiye haklıydı” gerçeğini teslim eden yok gibi.
Bir de bizdeki durumlara bak;
Bizim uçak düşürülür, Türkiye suçlu!..
Sınır ihlali yapan Suriye uçağını düşürürüz yine Türkiye suçlu!..
Rus uçağını düşürmeyiz, düşürmediği için Türkiye suçlu!..
Düşürürüz, düşürdüğü için Türkiye suçlu!..
Bir şebeke, Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türkiye’yi yıkmak için her türlü ihaneti sergiliyor.
“MİT TIR’larında IŞİD’e gönderilen silahlardan vardı” iftirası da bu çerçevede; “ihanet” mi “düpedüz ihanet!”
Evet bu böyledir ama her durumda Türkiye’yi suçlayanların tamamı “hain” midir?
Ben öyle olmadığını görüyorum.
Bariz misal:
Ankara’daki bir etkinlikte masamızda bulunan genç, “MİT TIR’larında bal gibi de silah varmış, niye gizlendi ki?” yollu bir soru yöneltti.
Son derece “sığ” bir soru; “hap” gibi yutulmuş ihanet yaygaraları “şuursuz” gencin beyninde böyle yer etmiş.
Gence dedim ki;
- Silah vardı ya da yoktu…
Mesele bu değil…
Bakınız kardeşim, size bir misal vereyim:
Türk Mukavemet Teşkilâtı, Kıbrıs’ta yaşayan Türkleri korumak üzere kurulmuş bir “gizli” yapıydı.
Rumların EOKA adlı terör örgütüne karşı, Türkleri korumak üzere bu teşkilâtı kurduk.
O günlerde süper güçler Rumlardan yanaydı.
BM’nin beşli çetesi Rumlardan yanaydı.
Ya katliama seyirci kalınacak ya da mağdur kardeşlerimize silah götürülecekti.
Türkiye ikincisini tercih etti, Kıbrıs Türk’üne ‘el altından’ silah ulaştırdı.”
Ben bunları söylerken “genç” kafasını sallıyordu.
Gözlerinde “idrak ışığını” görünce lâfı hemen bağladım:
“Şimdi, MİT TIR’larına baskını bu çerçevede düşününüz; o günlerde birilerinin Kıbrıs Türk’üne yardım ulaştıranlara baskın yaptığını düşününüz!.. ‘İşte MİT TIR’ındaki silahlar!’ diyenleri bu çerçevede düşününüz. Yok hayır böyle de yapmayınız ‘tefekkür’ ediniz!”
•
Genç, “tefekkür” kelimesinin ne mânâya geldiğini bilmiyordu.
İzahta bulundum, idrak etti.
Sonunda olan şu;
Genç dedi ki;
“Ben hiç böyle düşünmemiştim. Doğru aslında!”
•
“Doğruya meyilli” olduğu belli bu gencin.
“Haşhaşi ruhlu” değil, sadece terkibini bilmeden yuttuğu “ihanet hapı”nın etkisinde kalmış.
Bunun gibi nice genç var, “Eğitim ve Kültür” alanlarındaki ihmalimizden dolayı “yanlış yollara” sürüklenmiş!..
Ecdadımızın birikimi ile buluşabilen nesillerin oluşturacağı “Yeni Türkiye” öyle ümit ediyorum ki “milli çıkarlar” etrafında buluşabilecektir.
Bugün o noktanın hayli uzağındayız.
Akit’in Osmanlıca hamleleri bu mesafeyi bir nebze olsun kapatabilirse ne mutlu bize.
DİYARBAKIR’DA BÖLÜCÜ TERÖR
Terör örgütü,iki polis memurunu şehit etti, Baro Başkanı Tahir Elçi’yi öldürdü, yaralılar var.
Ölenlere rahmet, geride kalanlara sabır, yaralılara şifa diliyorum.
Terörle mücadelenin kararlılıkla yürütülmesinin ne kadar hayati bir mesele olduğunu bir kez daha ortaya koyan bir olay.
Memleket evlâtlarını birbirine düşürmek için her türlü tezgâhı devreye sokuyorlar…
“Hain” güruh anında harekete geçiyor; saldıran terör örgütü, saldırıya uğrayan polisler…
Terörü destekleyenler, terör eylemi sonucu meydana gelen ölümden dolayı terörle canlarını ortaya koyarak mücadele edenleri suçluyor !..
Oyun aynı oyun, hedef aynı hedef…
Terör nereden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin karşı çıkmaktan başka çare olmadığını bir kez daha ortaya koyan müessif olay.
Terör örgütleri arasında ayrım yapılamaz.


