Gazze ile Paris!..
Fransa’daki saldırıya tepki gösterirken, bazı gerçekleri gözden uzak tutmamakta fayda var.
Mesela…
İHH Başkan Yardımcısı Osman Atalay kardeşimizin dile getirdiği gerçek:
“İslam coğrafyasında dakikada 12 kişi katlediliyor!”
•
Umursamaz olduk değil mi; Suriye’de 43, Irak’ta 35, Gazze’de 20,30, 50, 550, Mısır’da üç bin şu kadar kişi öldü…
Katledilen sayısı “50” civarındaysa çoğu gazetenin “kısa kısa” sütununa manşet olabiliyor, bunlar “küçük” (!) hadiseler, çok büyük katliam olursa, bizim sivil toplum örgütleri elçiliklere gidiyor, protesto gösterilerine kendiliğinden katılmış beş yüz kardeşimizi görünce içimiz ferahlıyor.
Vatandaş bize yazmış:
“Elin canı can, bizimki patlıcan!..”
Haksız mı?..
Haksız mı; Fransa’daki çirkin saldırıyı kınamakta Fransızdan da Fransız takılanlar düşünsün!..
•
Bu tür saldırıların Müslümanlara zarar verdiği ortada, tasvip etmemiz asla ve kat’a mümkün değil.
“Batı”lılar ve “Batı”cılar da bizim gibi düşünse; Mavi Marmara’nın Gazze’ye insani yardım ulaştırmaya çalışan kahramanları katledildiğinde, katil İsrail’i değil de “Şehitlerimizi” suçlayan “otorite aşığı paralelci” de bizim gibi düşünse!..
Sayın Ahmet Gündoğdu’nun söyledikleri mânidar değil mi:
“Mavi Marmara’daki Siyonist katliama arka çıkanlar kimlerse, Sisi’yi lanetlemek yerine, Mursi’ye karşı çıkanlar kimlerse, Gazze’de bomba atanları lanetlemek yerine ‘O çocukların bomba atılan yerde ne işleri vardı!’ diyenler kimlerse, bu işleri tezgâhlayanlar kimlerse, bu tür provokasyonları yapanlar da onlardır. Esad zulmünden kaçan 2 milyon insanı ağırladığımız için bize karşı çıkanlar, Müslümanlara sahip çıkma irademizi zaafa uğratmak istemektedir. Bizler bir yandan saldırılara karşı çıkarken diğer yandan da mazlumlara sahip çıkmaya devam etmeliyiz. Yeni mazlumların üretilmemesi için de bu tür oyunları bozmalıyız. Fransa Cumhurbaşkanı’nı Suriye meselesindeki geçmişteki tutumlarına yönelik özeleştirisinden dolayı pişman etmek ettirmek isteyenlerdir bu provokasyonu hazırlayanlar. Mavi Marmara katliamındaki çifte standartlarını ibretle izledik. Gazze Saldırısı, Mescid-i Aksa saldırısı, Esad’ın kendi halkını hedef alan kimyasal saldırıları… Mavi Marmara katliamına sahip çıkan Büyük Şeytan ABD, İsrail terörüne arka çıkan Batı. Biz Paris’teki saldırıya karşı çıkıyoruz ama siz Müslümanların katline arka çıkıyorsunuz. Batı şimdi yol ayrımındadır, bir imtihanla karşı karşıyadır: Ya, Mavi Marmara’daki aralarında vicdan sahibi batılıların da olduğu aktivistlerin muhteşem ruhlarına kulak vererek insanlığın yanında olacaklar ya da terörist devlet İsrail’in şımarıklığına, pespayeliğine, adiliğine destek vermeye devam edecekler. Ya bütün insanlığa ‘artık barıştan yanayız!’ diyerek yeni bir açılım sunacak, eski günahlarının kefaretini ödeyecekler ya da ellerinde mazlumların kanı bulaşmış olarak İsrail’in destekçisi olmaya devam edecekler. Büyük bir imtihan ile karşı karşıyalar.”
Evet…
Biz Fransa’daki saldırıya karşı çıkıyoruz…
Duruşumuz sağlam, bozuk tavırlı, ahlâksız “batı” düşünsün!..
Biz “terör” nereden gelirse gelsin karşıyız.
Teröre açık çek veren “batı” düşünsün!..
Terörist İsrail’i başına çıkartan “batı” düşünsün!..
Sisi, Esad destekçisi “batı” düşünsün!..
Biz hep “insani” olanı söyledik.
Batı ise, “Ne kadar Müslüman ölürse o kadar kâr!” diye yaklaştı meselelere…
Şimdi...
Onlar şöyle, sağlam bir “özeleştiri” yapsın!..
DERİN AVRUPA OPERASYONU… YARIN
Meselenin “hissi” yanı böyle.
Bir de “saldırının” arka plânına bakalım…
Derin Avrupa, Katolik-Ortodoks ittifakı vesaire…
Devamı kısmetse yarın!..


