“Fitne tezgâhı”na dikkat!
Tek projesi “projeleri engelleme projesi” olan Meclis içi muhalefet zihniyeti için tek çıkar yol, Ak Parti’nin “Tabii Lideri” Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakanımız Ahmet Davutoğlu arasında çatlak meydana getirmek.
Bunu yapabilirler mi?..
Ankara büromuzu ziyaret eden Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a sorduk…
Dedi ki;
“Bu dava içinde hiç kimse kişisel hesaplar içerisinde olmaz, olamaz. Her birimiz geçiciyiz. Ümmetin ve insanlığın sorumluluğu sırtımızda bu kadar ağır bir şekilde dururken, hiç kimse kişisel hesaplar içinde olamaz. AK Parti 30 Mart’a kadar bir partiydi, iktidar partisiydi, çok güçlü bir partiydi ama 30 Mart seçimlerinden sonra bir ‘Siyasi Hareket’e dönüşmüştür. Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Başbakanımız arasına fitne sokmak isteyenlerin başarılı olması mümkün değildir.”
•
Doğrusu, son olarak “Hakan Fidan’ın adaylığı”nı bahane ederek AK Parti’de derin çatlaklar meydana getirmek isteyen çevrelerin “kısa sürede” sonuç alabileceklerini ben de zannetmiyorum.
Ancak…
Evet, ancak!..
Bunca yıldır Ankara’nın nabzını tutmaya çalışan bir kardeşiniz olarak “fitne operasyonu”nu fazla hafife almamanın önemine de dikkat çekmek isterim.
Sayın Erdoğan, Sayın Davutoğlu, Sayın Kurtulmuş, Sayın Akdoğan çapındaki devlet adamlarının “küçük hesaplar” peşinde koşmayacaklarını, “siyasi ikbal” uğruna büyük ideallere, hedeflere zarar vermeyeceklerini, bu hassasiyeti sonuna kadar gözeteceklerini rahatlıkla ifade edebilirim.
Ancak…
Aşağılara indikçe işin renginin değiştiğini de görmezden gelemeyiz.
Siyaset dünyasını takiple geçirdiğimiz uzun yıllar, “aşağılardakiler”in küçük hedeflerine ulaşmak için ürettikleri “dedikodu”ların yukarıları şu veya bu oranda etkilediğini gösterdi bize.
Meslek hayatımızda ne zaman bir problemle karşılaşsak, ne zaman bir sıkıntıya düşsek hep birtakım kifayetsiz muhterislerin “kof dedikodu”larından kaynaklanmıştır.
Geriye dönüp baktığımızda, ortaya bir değer koymak yerine “laf üretme” ve yukarıların gözlerine “icraatlarıyla” değil de, “dedikoduları”yla girme yolunu seçenlerin başarılı olamadıklarını ancak bir hayli tahribat meydana getirdiklerini görüyoruz
Bırakın onu bunu; şu “paralel yapı” denilen “sinsi oluşum”un bu “dedikodu” mekanizmasını “kurnazca” kullanmak suretiyle nice düzgün siyaset adamının, bürokratın, müteşebbisin, gazetecinin yolunu kestiğini, nice “şahsiyetsiz” adamı da bir yerlere taşıdığını çok iyi biliyoruz.
•
Bugünlerde de, Sayın Erdoğan ile Sayın Davutoğlu arasında “ciddi problemler” olduğu, bu problemlerin “yakın gelecekte” su yüzüne çıkacağı, bu işin böyle gitmeyeceği, bir yerde mutlaka çatlamanın olacağı yönünde ne “menfi propagandalar” yapılıyor.
Bizler, “fitne ateşine” su dökerken, kimileri alttan alta “yakıt” servisi yapıyor!..
•
Sayın Kurtulmuş’un, “Bu dava içinde hiç kimse kişisel hesaplar içerisinde olmaz, olamaz. Her birimiz geçiciyiz. Ümmetin ve insanlığın sorumluluğu sırtımızda bu kadar ağır bir şekilde dururken, hiç kimse kişisel hesaplar içinde olamaz” cümleleriyle dikkat çektiği “ideal bakış açısı” aşağılara indikçe kaybolmaya başlıyor.
Her durumda “doğruyu” söylemenin gayretinde olan “omurgalı” insanlar, meselelere “bir ekipte yer almak” değil de, “ümmetin çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapmak” çerçevesinden baktıkları için, şu gün filanca ekibin bugün de falanca ekibin hoşuna gitmeyecek tavırlar ortaya koyuyorlar.
Gerçeklerin günün birinde mutlaka ortaya çıkmak gibi bir “huyu” varsa da, geçen zaman bizden gidiyor.
“Omurgalı” insanlara zamanında kulak verilmemesi büyük zararlara yol açıyor.
Bugünlerde…
Bir şeyler yazıyoruz…
Diyoruz ki, “Bazı AK Partililer”, paralel yapının, bir kısım medyanın, bir kısım kifayetsiz muhterislerin “fitne” tezgâhına geliyorlar.
Sayın Erdoğan’ı “dik duruş”undan dolayı suçlamaya kalkışan “AK Partilileri” görüyoruz!..
Sayın Davutoğlu’nu Sayın Erdoğan’dan aldığı emaneti “aynı dik duruşla” ilerilere taşımaya çalışmasından dolayı sözüm ona “uyaranları”, inceden inceye “Recep Tayyip Erdoğan’ın izinden gitme!” mesajı verenleri görüyoruz.
Bizler bu işlere alışığız.
O sütü bozuk 28 Şubat sürecinde, darbecilere “set çektiğimiz” o karanlık günlerde, “dahildeki” bazı adamların bizleri nasıl suçladıklarını, hakkımızda neler dediklerini, yazdıklarını unutmak ne mümkün!..
•
Birileri “iş yapmaz”, sadece “konuşur.”
“Risk” almaz, sadece “günah” alır!..
“Dedikodu” salına binip, karşı tarafa ulaşmaya çalışır!..
Kimileri fitne ateşini söndürmeye çalışır, kimileri de yakıt taşır!..


