“Fire”ye tahammül yok!..
Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan,Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği Genel Kurulu’nda “üst akıl” meselesini biraz daha açtı.
“Güneydeki bilinen ülke”yi bu kez direkt olarak işaret etti:
“Samimi insanların hâlâ o çatı altında durmasının bir gerekçesi olamaz. Bu yapının MOSSAD’la işbirliği yaptığını göremiyorlarsa yazıklar olsun!”
Evet, Sayın Erdoğan’ın “kırılma noktası” olarak nitelendirdiği 7 Haziran genel seçimlerinde “kirli ittifaklarla” mücadele etmek durumundayız.
“Kardeşlik maskesi” altında yaklaşanların nasıl kuyu kazdıklarını hep birlikte gördük.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan sık sık paralel yapı tarafından aldatıldığını, oyuna getirildiğini söylüyor.
O günlerde Sayın Erdoğan’a ve çevresindeki dostlarına nice övgüler yağdıran bu zatların marifetlerinin “vaktinde” ortaya çıkmış olması büyük kısmet.
Bunlar, aslında “erken doğum” yaptılar, ülkeye zararları çok daha büyük olabilirdi, yönetimi çok daha hazırlıksız olduğu bir dönemde yakalayabilirlerdi.
Neyse ki…
Yerel seçimde ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde milletimizin tercihini “Sağlam İrade”den yana koymasıyla mücadelede büyük avantaj elde edildi.
Bizler, çok iyi niyetli insanlarız.
Yüzümüze gülene, sıcak mesajlar verene hemen kanıyor, çok çabuk açılıyoruz.
İnsan, herkesi kendisi gibi bilirmiş.
Aklımızda, fikrimizde tezgâh kurmak, malzeme biriktirmek, kuyu kazmak gibi işler olmadığı, kendimizi ülkemize, milletimize adadığımız için çabuk aldanıyoruz.
Bundan sonra, kılı kırk değil, kırk bin yarmak gibi bir tavrımız olmalı.
Haziran 2015 seçimlerinin ne denli önemli olduğunu uzun uzun anlatmaya hacet yok.
“Yeni Türkiye” hedefine ulaşıp ulaşamayacağımızı bu seçimden çıkacak sonuçlar ve dahası seçim sonrasındaki gelişmeler ortaya koyacak.
Görünen o ki, milletimizin “Sağlam İrade”ye desteği artarak devam etmekte…
Anket sonuçları da AK Parti’nin seçimden yüzde 48 ile yüzde 52 arasında bir oy oranıyla çıkacağını gösteriyor.
Karanlık ittifaklarla, AK Parti’yi, “Yeni Anayasa”yı yapabilmek, başkanlık sistemine geçebilmek için ihtiyaç duyduğu en az sandalye sayısı olan 330’un altına düşürmek için ellerinden geleni yapacaklardır.
Bununla birlikte, bu işlerde çok usta olan AK Parti kadrosunun gerekli tedbirleri “tam olarak” alacağını düşünüyoruz.
Seçime tek başına girme eğilimdeki HDP, CHP ile AK Parti’yi 330’un altına çekmeyi hedefleyen işbirlikleri kurulabilir, bunun emareleri var.
“Milliyetçi-Muhafazakar” görünümlü yapılar da, bu amaca hizmete devam edecektir.
Öte yandan, mahalli seçimlerde CHP ve HDP’ye çalışan paralel yapı için de, bu seçim son şans gibi görünüyor.
Onlar da ellerinden geleni ardına koymayacaklardır.
“Üst akıl”, AK Parti’ye mümkün olan en ağır darbeyi indirebilmek için, bütün imkânları kullanacaktır.
Sonuç alabilirler mi?..
Milli irade sağlam, milletimiz olan bitenin farkında, muhalefette proje üretebilen bir yapı yok, muhalefet partilerinden hiçbiri “iktidar” mesajı veremiyor.
Bunlar, “Yeni Türkiye”’ye ulaşma yolunda büyük avantajlar.
Bugünden kesin ifadeler kullanmak için erken olsa da 330’un üzerine çıkma ihtimalinin yüksek olduğu ortada.
Neden endişe ediyorum biliyor musunuz;
“Ya 330’un üzeri yakalanır da, aradan yine tuzluklar filan çıkarsa?!”
Böyle bir olumsuzluğun meydana gelmemesi için son derece dikkatli olunduğunu biliyoruz ama Yeni Türkiye’yi engellemek için birleşen “yapı”lar da son derece kurnaz.
Özellikle paralel yapının elemanları her surete bürünebiliyorlar…
•
Çok büyük bir ihtimal olarak görmüyorum ama yine de uyarıları katlamakta fayda var.
Seçimden sonra yine sızmalar olduğu anlaşılırsa, bu durumu aziz milletimize izah etmek çok zorlaşır.
Sayın Erdoğan ile Sayın Davutoğlu gibi omurgası sağlam liderlere layık milletvekillerinden oluşan bir kadro şart.
Her vekil, Yeni Türkiye’ye “sâdâkat”i “şeref” bilecek karakterde olmalı.
Ölçü olarak da sözler değil, çizgi esas alınmalı.
Kritik dönemlerde kim nasıl tavır aldı, kim eğildi, kim dik durdu?..
En azından 28 Şubat’tan bu yana geçirdiğimiz bütün kritik aşamaları göz önünde bulundurmak, karnesinde “kırık” bulunmayanları tercih etmek şart…
Zira…
Bundan böyle…
“Fire”ye tahammül yok.


