--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fazilet

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Kâmil bir mü’min, gönül insanıdır. Merhamet ve diğergamlık, onun en belirgin vasfı ve tabiat-ı asliyesi olmalıdır. 

Merhamet, müminin kalbinde hiç sönmeyen bir ateş gibidir. İnsan rûhunun ulaşabileceği olgunluk semâsına çıkışın yolu, merhamet ve hizmet basamaklarından geçmektedir. Merhamet, îmânımızın bu âlemde şâhidi olan ve bizi kalben Rabbimize yaklaştıran ilâhî bir cevherdir. 

(Osman Nuri Topbaş Hocaefendi)

“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.” (Fussilet, 34)

BABAYİĞİT

Öfke denizi kabaran insanın kendine hâkim olması çok zordur. 

Bu sebeple Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bu dirâyeti gösterebilen mü’minler için şöyle buyurmuştur:

“Gerçek babayiğit, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir.” (Buhârî, Edeb, 102; Müslim, Birr, 106-108)

Böyle bir kimsenin nâil olacağı mükâfat ise, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in bildirdiği üzere şöyle olacaktır:

“Gereğini yerine getirmeye gücü yettiği hâlde, öfkesini yenen kimsenin kalbini, Allah emniyet ve îmanla doldurur.”(Ebû Dâvûd, Edeb, 3; Tirmizî, Birr, 74)

•

“Müslümanların en fazîletlisi kimdir?” diye sorulduğunda Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Dilinden ve elinden Müslümanların emniyette olduğu kimse” cevâbını vermiştir. (Buhârî, Îmân 4, 5, Rikâk 26) 

Peki ama neden? 

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor:

 “Mü’min; gönüllerde îman nûrunu parlatan, kendisine sığınanlara eman veren, onları emniyet içinde tutup koruyan, huzur veren, kendisinin ve peygamberlerinin doğruluk ve sadâkatini ortaya koyan, vaadinden dönmeyen gibi mânâlara gelmektedir. Cenâb-ı Hak, diğer cemâlî esmâsı gibi “mü’min” sıfatıyla da vasıflanmamızı arzu ediyor. Öyle ki biz kullarına “mü’minler” diye hitâb ediyor. Böylece bu sıfata lâyık bir şahsiyet ve karakterle dînini temsil etmemizi telkin buyuruyor.

Mü’min sıfatının gönüle yerleşmesinin en büyük alâmeti ise kulun kendisini dâimâ ilâhî kameraların altında hissedip her hâliyle dîninin güzel bir temsilcisi olabilmesidir. Bu şekilde yüreklere îman aşılaması, merhamet tevzî etmesi, kendisini ve çevresini her türlü kötülükten muhafaza edip îtimat ve emniyet telkin etmesidir. 

MÜSLÜMANLARIN EN FAZÎLETLİSİ KİMDİR?

Nitekim; “Müslümanların en fazîletlisi kimdir?” diye sorulduğunda Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- “Dilinden ve elinden müslümanların emniyette olduğu kimse” cevâbını vermiştir. 

(Buhârî, Îmân 4, 5, Rikâk 26)

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle