--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Evde… Tek başına!

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Tefekkür âleminde dağıta dağıta ilerleyelim:

Modern toplum içinde bireyin durumu,  denizde bot veya derinlerde tüp içindeki insan gibidir. Görüş alabildiğine geniş, etraf olabildiğince kalabalık; fakat ötekine dokunma ve birlikte yaşama alanı alabildiğine dardır.

Metropolün insanları canavarın yavrularıdır biraz.

‘Nüfusu yüz bini geçen şehirlerde insanlık olmaz.’ (Rus Düşünür)

GÖKTEN “RAHMET” YERİNE ARTIK “ASİT” YAĞIYOR!

Dünyamızın alt yapısını bilim-teknoloji ile kuran merkezler kimin elinde ve nerede ise dünyanın üst yapısı olan siyasi, hukuki, kültürel ve iletişimsel (medya) ağları da onların yani ‘seküler batılılar’ın elinde. Böyle bir dünyada alternatif bir kültür ve insan tipi oluşturmak hayli zor. Çöl genişliyor; katı/kutsal olan herşey buharlaşıyor, gökten ‘rahmet’ yerine artık ‘asit’ yağıyor. 

Modernite öncesi/geleneksel toplumların mucidi ve üreticisi (sanatkâr) olan ‘usta’, ruhunu işine, aletine katan adam demektir. Modern dönemin mucidi ve mühendisi, doğayı ‘vahşi’ olarak görüp onu avlamaya çalışan ruhsuz, mekanik avcıdır.

İslam’da zenginlik, insanların Allah’a şükretme, hemcinslerine iyilik yapma ve infak ederek ‘denenme’ fırsatı iken; kapitalizmde/sekülarizmde istiğna/istikbar, hemcinslerini ezme/aşağılama, sömürme, onlara zulüm etme aracıdır.

Modern teknik insanı tehdit, doğayı tahrip ve  Yaratıcı’yı tanımamakla maluldür.

HACI MURAT, MAKİNE İNSANI YUTTU!

Trafikte insanlar hem kendileri hem de başkaları için ‘insan’ olmaktan çıkarlar. Ötekiler için o artık bir otomobil (Mercedes, BMW, Opel, Ford, Şahin, Hacı Murat)  otobüs, minibüs, kamyon, TIR vs.’dir. Kendisi için ise iradesi direksiyon, debriyaj, gaz, fren… Ve emniyet kemeri  tarafından sınırlanmış ve fakat arabanın gücü ve prestiji (marka) tarafından artırılmıştır. Makine insanı yutmuştur.

‘ALLAH, ALLAH…’ YERİNE, ‘PARA, PARA, PARA…’

Kapitalizm, ekonomik ‘Talep Tanrısına’ (heva 25/43) taparken; İslâm, onun şeytan (tağut 16/36) olabileceği uyarısında bulunur.

Hazzın keyif almanın ve konforun önemsendiği bir toplumsal-tarihsel vasatta, bu ‘ihtiyaçları’ karşılamanın yegâne simgesel aracı olarak ‘para’, önem kazanmasıyla, insanı peşinden koşturarak kendine ve diğer insanlara karşı yabancılaştıran ‘put’ haline gelir. ‘Allah, Allah…’ yerine ‘Para, para, para….’

Eskiden (modernite öncesinde) dünyanın ‘fâni’liğini idrak etmek kolaydı. Modernite dünyayı asli vatan-anayurt (Cennet!) olarak imar ve dizayn etti. Şimdi buranın fâniliğini idrak etmek alabildiğine zorlaştı. Şimdi  dünya hayatı daha ‘aldatıcı’ ve ‘ayartıcı.’

Son dört yüzyıllık Batı teknolojisi, dünyayı bir ‘eko sistem’ olarak, ‘evimiz’ olarak görme yerine; talan ve yağma edilecek bir  ganimet, stok, kaynak olarak gördü; israf ekonomisi olarak kapitalizm.

YAS TUTMAK YOK!..

Modern insan, en yakının cenaze merasimine katıldıktan sonra ikinci gün eski haline dönebiliyor. ‘Gözden ırak olan gönülden de ırak olur’. Geleneksel toplumlarda insanlar, köy, kasaba ve şehirlerde-mahallelerde oldukça durgun, sâkin bir hayat yaşadıkları için, insanların birbirini üzerinde kuvvetli tesiri, nüfuzu, hatırı, ağırlığı, dostluğu ve ünsiyeti vardı. Bundan dolayı ölüm olayı, çevrede bir travma, yas, üzüntü meydana getirebiliyordu.

‘İnsan yaptığının rehinidir’ (52-21), ‘Biz insanın kaderini boynuna (kararlarına/yaptıklarına) dolamışızdır.’ (17-13) ayetleri fehvasınca ve Heidegger’in teknolojiyi nitelemek için kullandığı ‘Getell, çepeçevre kuşatma’ kavramına binaen, modern teknoloji, bir ‘örümcek evi’ (6-12) veya ‘ipek böceği kozası’ gibi insanı kuşatmıştır.

AB ve ABD dünyanın geri kalan kısmı tarafından ‘Cennet’ olarak algılanır; özgürlük, yeşillik, teknoloji ve ekonomi. Oysa o, tekno-kentlerde ve metropollerin sokaklarında sınıf ayrımının ve hanelerinde büyük ölçüde yalnızlığın hüküm sürdüğü, insan sıcaklığının (velayet, ihsan, ünsiyet) çok az olduğu cam, ışık, eşya ve kısa erimli  ‘Şehvet Cenneti’dir.

ÇÖL OLARAK ZEMİNİMİZ!

Sekülarizm-dünyevileşme, insanlık tarihi boyunca bir ‘hazan rüzgârı’ olarak her zaman var olmuştur. Aydınlanmadan sonra ise ilk defa bir ‘fırtına” veya ‘kasırga’ya dönüşmüştür. Şimdilerde ise yeni atmosferimiz veya Nietzche’nin ifadesi ile ‘çöl’ olarak zeminimiz! (x)

...

(x) - “Kur’an, Tasavvuf ve Seküler Dünya’nın yorumu”.  (Yazarı İlhami Güler, bir mütefekkir, okunmasında fayda var.)

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle