Eğitim ve Kültür… Yoksa yok!..
AK Parti 1 Kasım seçimini “muhalefet bloğunu” perişan ederek kazanınca, herkes yeni duruma göre pozisyon almaya başladı.
Aydın Doğan, “Üzerime gelmezseniz FETÖ’yü satarım” mesajını gönderdi “amiral gemisi”nden.
“Taraf” takımı “Aslında biz FETÖ’cü değil solcuyuz” demeye başladı.
CHP medyasında Kılıçdaroğlu’nun başarısızlıkları öne çıkarıldı.
MHP’de müzmin mağlup Bahçeli’nin karşısına “çekingen muhalif” bir ekip çıktı, muhasebe ve “Kurultay” çağrısında bulundu.
Bir önceki seçime giderken “Seni Başkan yaptırmayacağız” diye höyküren sırtı terör örgütüne dayalı partinin eş bilmem neleri, “Başkanlık sistemini görüşebiliriz” noktasına geldi.
Milletten yediği tokatla iyice gardı düşen FETÖ’nün medya organlarından ise tam bir şaşkınlık havası yansıyor…
“Ümitli ve de endişeli” imişler!..
“Kayyum” mevzuuna yine yer veriyorlar ama “alt taraflardan”, AK Parti’ye yine çakıyorlar ama inceden inceden.
Kullanılabilecek taraflarının kalmadığını çok iyi biliyor, ABD-AB ve İsrail’in kendilerini kirli mendil gibi fırlatıp atacağını görüyorlar…
ABD’deki paralel okullarını yöneten Consept Schools’a yönelik “haksız kazanç” soruşturması önemli bir işaret, orada da çember iyice daralıyor.
Paralelciler, Aydın Doğan’ın “satış”ını da bu yöndeki kuvvetli sinyal olarak algıladılar.
Ne yapacaklar şimdi; ellerinde kalan son “kaset”leri mi devreye sokacaklar, kullanmadıkları ne kaldı, neyi tüketmediler ki?
Kendilerini batırdılar, kendileriyle birlikte hareket eden bazı “eski dost”larımızı da batırdılar, yazık!..
•
Aziz milletin “balans ayarı” çektiği yapılar teker teker çözülüyor, “beyaz bayrak” çekiyor, “kaçmaya” hazırlanıyor.
AK Parti çevrelerinden kimi “dost”larımızın bu durumu memnuniyetle izlediklerini, iyice neşelendiklerini, “dalga” geçme modunda hoş günler geçirdiklerini görüyorum.
Bu dostlar, 7 Haziran seçimleri sonrasında derin üzüntüye biraz da “paniğe” kapılmışlardı, bugün ise sevinçleri tavan yapmış durumda.
Bilirsiniz;
Büyük fıkıh bilgini İmam-ı Azam Ebû Hanife hazretleri ilmi faaliyetlerinin yanı sıra ticaretle de meşgul olurdu.
Gündüz öğleye kadar ders verir, öğleden sonra da ticari işleriyle iştigal ederdi…
Bir gün, ders esnasında bir adam mescidin kapısına geldi.
“Ya imam” dedi;
“Gemin battı!”
Büyük Âlim, bir müddet durdu…
Bekledi…
Ve “Elhamdülillah” dedi.
Bir müddet sonra…
Aynı adam geldi:
“Ya İmam, yanlış anlama olmuş. Batan gemi senin gemi değilmiş.”
Büyük Âlim yine bir müddet bekledi.
Ve yine,
“Elhamdülillah” dedi.
Haberi getiren zat iki duruma da şahit...
Şaşkın vaziyette;
“Ya İmam, gemin battı diye haber getirdim, ‘Elhamdülillah’ dedin. Batan geminin seninki olmadığını söyledim, yine ‘Elhamdülillah’ dedin. Bunların hangisi senin gerçeğin?..”
Dedi ki İmam-ı Âzam:
“Sen gemin battı diye haber getirince kalbimi yokladım, en küçük bir üzüntü yok. Bundan dolayı Allah’ıma hamd ettim. Batan geminin benimki olmadığını söylediğinde yine kalbime müracaat ettim. Baktım, kaybettiğime kavuşmaktan dolayı sevinç yok, yine Allah’ıma hamd ettim.”
•
İnsan oğlu o anki gelişmeleri “iyi” veya “kötü” olarak yorumlar.
Kazanca sevinir, kayba üzülür.
Kazanç gibi görünende kayıp, kayıp gibi görünende kazanç olabileceğine işaret eden “İlahi Mesaj”ı göz ardı eder, üzüntüsünü de sevincini de abartır.
Gerçek kayıp ve gerçek kazanç nedir, nerededir çoğu vakit göz ardı eder…
Muazzez Peygamber (SAV) bu duruma “İnsanoğlu uykudadır, ölünce uyanır” buyurarak dikkat çeker.
•
Bizim seçim mağlubiyetine aşırı üzülme, seçim galibiyetine ise aşırı sevinme gibi bir “tavrımız” olamaz, olmamalı.
Bir süreçti geldi geçti.
Geçen seçimdeki kayıp “yozlaşmaya son” mesajı olarak algılanmalı, bu seçimdeki kazanç da “sorumluluğun daha da arttığı” bilinciyle karşılanmalı.
Bu “zafer” vesile kılınarak ihmale uğramış iki “temel” alanda yerli, milli ve kararlı adımlar atılmalı.
Geçtiğimiz 13 yıl boyunca çok önemli işler yapıldı ama “Eğitim” ve “Kültür” işleri büyük ölçüde ihmal edildi.
“Eğitim” ve “Kültür” politikası olmayan bir ülkenin dildeki “iddialı” hedeflere ulaşması mümkün olabilir mi?..
Meseleye buradan bakalım ve buralara yoğunlaşalım inşallah.
Doğan grubunun, FETÖ’nün, şunun, bunun başımıza bunca belâ olmalarının “Eğitim” ve “Kültür” alanlarındaki “politikasızlıkla” birebir alâkası var.
Bunu görelim ve bu işleri artık “ertelemeyelim”…
Bu işleri “seçimlik işler” olarak görmeyelim.
Rakibin attığı şutlar her zaman “direkten” dönmez, bunu da iyi bilelim!..


