“Dirimize de, ölümüze de sahip çıkan!”
Meslektaşımız Şakir Kurter’le birlikte ziyaret ettiğimiz bir üst düzey bürokratın Malatyalı misafirleri “uzun yıllardır görmedikleri kardeşlerine kavuşmuşçasına” sarıldılar bendenize.
Dediler ki;
“Siz iyi bir iş yaptığınızda gururla geziyoruz. Bir yanlış yaptığınızda da kendimiz yapmış gibi hesaba çekiliyor, sıkıntı çekiyoruz.”
Sadece Türkiye’de değil, Anadolu insanının olduğu her yerde bize farklı bir “misyon” yükleniyor.
Altında ezilmemize sebep olacak kadar büyük ilgi ve sevgi görüyoruz.
“Heyet halinde” gitmediğimiz yani protokole tabi olmadığımız yurtdışı seyahatlerimizde otel ayarladığımızı duyan okuyucumuz anında sitem ediyor:
“Yaptığın ayıptır kardeşim, buradaki bütün evler sizinken, böyle davranmanız bizi üzüyor. Evimizde kalmaya, yemeğimizi yemeye tenezzül etmiyorsunuz galiba!” yollu dostça dokundurmalara uğruyoruz.
Avustralya’da Hacı Süleyman Öztürk Amca ile Hacı Emine Teyze’nin evlerinde tam iki hafta “mecburi” misafirliğimiz oldu, düşünün.
Unutmak ne mümkün; sabah sütümüze kadar bütün ayrıntıları düşünmekle kalmayan bu güzel aileyi…
Dostlarımız, bize gösterdikleri ilgi ve sevginin “her durumda mazluma sahip çıkma” hassasiyetimizden kaynaklandığını söylerler.
“Mazlumu savunmaya, zalime karşı çıkmaya çalışırken” nice baskılara, saldırılara, yıldırma girişimlerine muhatap olduğumuz santim santim belleklerinde…
Almanya programımızda bir okuyucumuzun şu sözleri de benim belleğimde:
“Dirimize de ölümüze de sahip çıkan bir sizsiniz, Akit’ten başkası yok!”
¥
Herkes gücünün yettiği ile imtihan edilir, Yüce Rabbim, kimseye gücünün yetmeyeceğini yüklemez.
Bizi mahcup etme Allah’ım.
ŞEHİTLERİMİZE SAHİP ÇIKMAK!
Son günlerde şu “kirli akademisyen bildirisi”nin failleriyle mücadelemiz malûm.
Meselenin üzerine gitmeye, faillerin hak ettikleri cezalara çarptırılmalarını sağlayacak kamuoyu hassasiyetini artırmaya gayret ediyor, “terör karşıtı” bildirilerin yayımlanmasına destek veriyoruz.
Bunları yaparken saldırılara uğramak da kaçınılmaz.
İşin üzücü tarafı, bu saldırılara kendilerini “bizden” olarak nitelendiren kimi zatların da katılması.
Merhum Hasan Karakaya abimizin vefatından kısa bir süre öncesinde Giresun Üniversitesi’ne ilişkin değerlendirmelerini ortaya koyduğu yazıyı beğenmeyen “grup”tan mesajlar geldi.
Özetle şöyle:
“Giresun Üniversitesi’nde bir akademisyen terör bildirisine imza atanlar arasında. Göreceksiniz, Rektör buna soruşturma açamayacak, çünkü bu kişi onun kankası, bütün sırlarını biliyor! O soruşturma açamayacak bu da size kapak olacak!”
Mesajları görür görmez Rektör’ü aradım.
Hazırlanmıştım.
Bir anlık tereddüt gösterseydi fena halde tepki gösterecektim.
“Bu kadın bildiriye imza atmış!” deyince;
“Sayın Arseven, hemen soruşturma başlattım” karşılığını verdi ve gerekli açıklamanın üniversitenin resmi internet sitesinden kısa süre sonra yapılacağını söyledi.
Bir müddet sonra siteye şu açıklama düştü:
“PKK terör örgütüne karşı yürütülen operasyonları ‘katliam’ olarak nitelendiren ve teröre destek amaçlı yayınlanan bildiride imzası bulunan öğretim üyesi ile ilgili üniversitemiz tarafından ivedilikle soruşturma başlatılmıştır.
Milli hassasiyetleri ön planda ve en üst seviyede olan üniversitemizin, vatanımızın birlik ve beraberliği ile bölünmez bütünlüğünü hedef alan bu tür faaliyetleri ve girişimleri şiddetle kınadığını, teröre destek veren bu tür söylemlerin akademik özgürlük ile bağdaştırılamayacağını, bu nedenle hukuk çerçevesinde gereğinin yapılacağını, basına ve kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz…”
Bu açıklama üniversitenin resmi internet sitesinde. İsteyen görebilir.
Teröre destek veren tek akademisyenlerine soruşturma açmışlar…
Bu güzel de…
Bir mesele daha var, bu da çok önemli…
Sordum Rektörlük Makamı’na:
“Üniversitenizdeki bir akademisyen, MERHUM Hasan Karakaya’nın vefatından sonra sosyal medyada çok çirkin, berbat paylaşımlarda bulundu. Bu akademisyene soruşturma açılmayacak mı?”
Yine ikiletmedi:
“Böyle bir şey kabul edilemez. Elbette soruşturma açıyoruz. Aksini düşünebilmek mümkün mü? Merhum Hasan Karakaya gibi milyonların kalbinde taht kurmuş bir dava önderinin aziz hatırasına hakarete nasıl sessiz kalınır?”
¥
Birileri Rektör’ün “Bu işleri samimi niyetlerle yapmadığını” söylüyor.
Kalplerdekini Allah bilir.
Bizler, Sayın Rektör’ün ortaya koyduğu tepkinin çok daha fazlasını “bizden” olduklarını söyleyen “kimi” arkadaşlardan bekleriz.
ODTÜ’de mescid kapatan, namazlılara karşı terör estiren zorbalara karşı düzenlenen “eylemlere” bu “dostlarımızı” bekleriz.
“Risk almasını bilen dostlara” selâm olsun!


