Diri kalpler, ölü kalpler!..
O demde ki perdeler kalkar, perdeler iner;
Azrâil’e “hoş geldin” diyebilmekte hüner!..
Rabbimiz ömür nîmetinin ağır mes’ûliyeti husûsunda kalplerimize uyanıklık bahşeylesin. Vakti gâfilce zâyî ederek ebediyet yolculuğuna azıksız ve hazırlıksız yakalanmak bedbahtlığından cümlemizi muhâfaza buyursun.
Âmîn!
Âyet-i Kerîme’de ifâde buyrulduğu üzere “insan, kıyamet günü, kendisine ihsân edilen bütün nîmetlerden hesaba çekilecektir.”
Bu sebeple de İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin buyurduğu gibi:
“Vakitlerin en şereflisi olan gençlik çağını, en fazîletli ameller için harcamalıdır.”
Peki, en fazîletli ameller nelerdir?
Elbette Kur’ân-ı Kerîm’in ahlâkıyla ahlâklanmak ve Peygamber Efendimiz’in Sünnet-i Seniyye’si ile hemhâl olabilmektir. Zira Peygamber Efendimiz, örnek ve müstesnâ yaşayışıyla Kur’ân-ı Kerîm’in canlı bir tefsîridir.
Bir kul, her sabah uyandığında kendisine şu soruları sormalı ve alacağı cevapların ne kadar Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı istikâmetinde olduğunu düşünmelidir:
–Bu sabah hayat defterimi nasıl açtım? Bana yeni bir gün lûtfeden Rabbime şükredebildim mi?
–Bugün dilimi, boş ve lâubâlî konuşmalardan, yalan ve dedikodudan, gıybet ve münâkaşadan ve bir gönlü kırıp ona diken batırmaktan muhâfaza edebilecek miyim?
–Bugün, Yaratan’dan ötürü yaratılanlara şefkat, merhamet ve muhabbet nazarıyla bakabilecek miyim?
–Bugün Allâh’ın bana ihsân ettiği nîmetleri kimlerle ve ne kadar paylaşabileceğim?
–Bugün bir mü’mini sevindirmenin kalbî hazzını tadabilecek miyim? Bir kederliyi tesellî edip ona tebessüm ettirebilecek miyim? Bir gönül kazanabilecek miyim?
–Bugün hidâyete muhtaç insanlara dilimle, hâlimle ve kalbimle ne kadar yardım edebileceğim? Onlara emr bi’l-ma’rûf ve nehy ani’l-münker’de bulunup hidâyetleri için duâ edebilecek miyim?
–Bugün Allah için bir dost kazanabilecek miyim? Kaç dostumla dostluğumu tazeleyebileceğim?
–Bugün şahsî kusur ve zaaflarımdan kurtulmak için bir Hak dostuna başvurabilecek miyim? Bir Allah dostuyla veya sâlih insanlarla beraber olmaya gayret edebilecek miyim?
–Bugün ilmimi artıran, irfânımı geliştiren herhangi bir hizmet veya faâliyet içinde bulunabilecek miyim?
–Bugün yediğimin, içtiğimin, giydiğimin helâl mi, şüpheli mi, haram mı olduğuna dikkat edebilecek miyim?
–Bugün bana Allâh’ın en büyük nîmeti olan Kur’ân-ı Kerîm’den kaç sayfa okuyacağım? Orada bana verilen mesajları tefekkür ederek mûcibince amel edebilecek miyim?
–Bugün bana kötülük yapan, sert ve kaba davranan bir kişiyi affedip ona ihsanda (iyilikte) bulunabilecek miyim?
Bugünkü pragmatist/menfaatperest dünya, insanımızı menfaatlerin zebûnu bir hâle soktu. Bunun neticesinde mânevî hayat çöküntüye uğradı. Gönüller rûhî buhranlara sürüklendi. Fuhuş, alkol ve uyuşturucu iptilâsı toplumlara zehir serpmekte. Bütün bunların neticesinde intihar hadiseleri insanlık tarihinde görülmemiş bir dereceye ulaştı. Psikiyatrik rahatsızlığı olan hastalar çoğaldı. Bu da hiç şüphesiz rûhî sefâletin apaçık bir göstergesi.
Günlük hayat içerisinde bilhassa şu hususlara dikkat etmemiz zarûrîdir:
Öncelikle “namaz”a çok ehemmiyet göstereceğiz. Mü’minlerle ictimâîleşmeyi artırabilmek gâyesiyle cemaatle kılabilmenin gayretinde olacağız. Çünkü namazsız Müslümanlık olmaz. Ezân-ı Muhammedî’yi duyduğumuzda, hayatı durduracağız. Dünyamız namazla şekillenecek. Diğer bir husus olarak seher vakitlerinin feyzinden istifâde gayreti içinde olacağız. Zira seher vakti kalkanın, gündüz mâsiyetlere karşı sağlam bir kalkanı olur.
İdeallerimizin merkezinde dâimâ Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı olmalı.
Dostlarımızı sâlih insanlardan seçmeliyiz.
Çünkü insan gâfillerle ihtilât ettikçe onlardaki gaflet zehrini farkında olmadan içer.
Bu menfî tesir ile onun kalbi de ölü kalplerden olur.
(Osman Nuri Topbaş Hocaefendi)


