Dindarlar yaşlanıyor!..
İlginç bir buluşma oldu.
Büyük bir yemek masasının bir tarafında profesörler, doçentler diğer tarafında öğrenciler…
Ben de ortalarda bir yerde, iki taraf arasındaki “münakaşayı” izledim.
Şanlıurfa’dan okumak için gelen genç, “Vallahi” dedi;
“Üniversite diye geldim, lise çıktı! Hocalarımız geliyor, bir şeyler anlatıyor, gidiyor. Çoğu (Belki de bizi yetersiz buldukları için) ilgisiz. Sınıfta grafikleri gösterecek düzenek bile yok. Sınıflar, sıra, masa, tahta… Ortaokulda da böyleydi!”
Mesture öğrenci devam etti :
“Barınma sorunumuz çok Hocam. Misafir kaldık, süremiz doldu, yurt da çıkmadı. Biz bir ev tuttuk, altıyüz liraya. Üç arkadaş kalıyoruz.”
•
Her konuşan şikâyetlerini sıralayınca…
“Hoca”lardan biri patladı:
“Ya, bu ne karamsarlık!.. Biz ne şartlarda okuduk, anlatsam ağlarsınız. Okuduk ama zorluklara rağmen okuduk! Pelte gibi olursanız, bulunduğunuz kabın şeklini alırsınız!.. Biraz ayağa kalkın, olumsuzluklarla mücadele edin. Bir konuda olumlu düşünürsen olumlu işler olur, olumsuz düşünürsen olumsuz!”
Diğer hocalardan bir kısmı bu sözlere destek verdi.
Bir kısmı da “Şimdi gençleri meşgul eden dünyanın oyuncağı var. İnternet bir dert, televizyon bir dert! Eskiden böyle miydi?” diyerek itiraz etti.
•
Adana’dan geldiğini söyleyen heyecanlı genç, “Hocalarım, müsaadenizle!” dedikten sonra şunları söyledi.
“Bence her söylenende haklılık payı var. Üniversiteler daha güzel imkânlar sunmalı, öğrenciler de hayata daha pozitif bakmalı. Bunlar doğru da… Benim hayata pozitif bakmamı engelleyen bir durum var ‘okul’da.”
•
“Ben İmam Hatip mezunuyum. Dünya görüşüm belli. Her sınıfta, her fakültede inanılmaz bir siyasi kamplaşma var. Herkes politika konuşuyor. Bizler de ilk zamanlar tartışmalara giriyorduk. Baktık, ‘onlar’ çok daha baskın. Biz biraz geri çekildik!”
•
Adanalı gencin söyledikleri ilgimi çekti.
Dikkatle dinlemeye devam ettim:
“Gençler arasında dindarların oranı gittikçe azalıyor. ‘Bizim’ sivil toplum örgütlerine bakın, etkinliklere genellikle yaşlılar katılır, yükü genellikle yaşlılar çeker. Geriden gelen gençlerin çoğu affedersiniz, ‘gezi ruhlu’!”
•
Dinlerken ağzımdan,
“Dindarlar yaşlanıyor!” cümlesi çıktı.
Genç, “Çok yaşa abi” dedi:
“Dindarlar yaşlanıyor!”
•
Baktım, masadaki hocalarımız da bu söze destek verdi.
Dediler ki,
“Evvel zamanlarda gençleri zımba gibi yetiştiren sivil toplum örgütlerimiz vardı. Şimdi gençlerin bir bölümü sadece rahat iş düşünüyor. Muhafazakâr dediğimiz gençlerden bir bölümü kısa yoldan köşeyi dönmenin derdinde. Bir dolu olumsuz etkinin kuşatması altındaki koca bir gençlik ise ne istediğinden habersiz, oraya buraya saldırıyor… Gezi gençliği de bu zaten!”
•
Hanım öğrencilerden biri “Katılıyorum!” dedi;
“Hangi yaş gruplarının hangi partilere oy verdiklerine baktım; gerçekten de böyle bir sıkıntı var!.. Bu ülkeyi 2023’e, 2053’e, 2071’e şimdiki çocuklar ve gençler taşıyacak! Çok şey yapılıyor ama buralarda sıkıntı var. Sağlam adımlar atmak lazım!..”
•
Sohbetin başından beri “iyimser” mesajlar veren Hocamız, “Hadi, yemek yerken yemeği, dayak yerken dayağı düşüneceksin!.. Vaktin ve mekânın hakkını vermek lazım!” dedikten sonra sohbeti şöyle bitirdi:
“Allah şuurlu gençlerimize kuvvet versin.
Amin!”.


