Devlet Bahçeli’ye sahip çıkma zamanı!..
“İsrail adeta soykırım yapıyor!” dediği için “sağlık suikastına” maruz bırakılan Bülent Ecevit’e ben sahip çıkmıştım.
İlk defa ben ve sadece ben!
En yakınındakiler bile satmıştı onu, ne hazîn bir hikâye!
¥
Evet...
O günlerde...
“Rahşan Hanım’a uyarılar” başlığı altında Bülent Bey’in nasıl bir tezgahla karşı karşıya kaldığını net olarak ortaya koymuş...
Hatta...
“Yakında Bülent Bey’in kemikleri dökülmeye başlar!” bile demiş...
Bundan daha elim ve de vahim olarak, “Kocanızı hemen eve kapatıyorsunuz ya da eğer bulabilirseniz o meşhur Köykent’ine götürüyorsunuz. Kimseyle temas ettirmiyorsunuz. Hemşireyi bile içeri almıyorsunuz. Hergün başka bir marketten bizzat alışveriş yapıyorsunuz. Bülent Bey’e hiç ilaç verilmesin yeter, iki ayda vücudu kendisini toplar!” diye de eklemiştim.
Rahşan hanım, hemen o gün “Musevi Kaynağıma” en yakın adamlarından birini gönderdi.
Raporları aldı.
Ve kocasını eve çekti.
Sıkı bakım uyguladı.
Dediklerimi harfiyen yaptı.
O bunları yaparken, Emin Çölaşan “Bu adamın aklına mı uyuyorsun, kocanın tırnakları uzadı, bu nasıl bir sevgi, hemşireyi bile eve almıyormuşsun!” diye sataştı.
Ecevit, zaman içinde kendini topladı.
“Kıbrıs’a sattırmam!” diye kürsü dövmeye bile başladı, o bir sene öncesine kadar dokundum mu kırılan kemikleri ile!..
O tarafta bunlar olurken ben zor durumda kaldım.
Millet bendenize “Merve Kavakçı’nın örtüsüne alçakça saldıran bir din düşmanını mı koruyorsun, bırak gebersin bilmem ne!” diye hücum ediyordu.
“Hayır!” dedim, dinletemedim;
“Bir din düşmanını filan korumuyorum. O ülkemin başbakanı, onu ancak sandıkta indirebiliriz. Böyle komplolara uğramasına engel olmak için de elimizden geleni yaparız.”
Yok anlamadılar.
Beni işi bırakacak noktaya getirdiler.
¥
Sonra...
Baykal kasedi mevzuu oldu.
Olay patladı.
Beni “Paralelciler” davet etti yayına...
Zannettiler ki, “Baykal’a iyi vurur!”
Hayır; öyle yapmadım.
Baykal’ı kaset üzerinden vurmanın yanlışlığına vurgu yaptım.
“Seni Baykalcı!” dediler.
“Yaranmak mı istiyorsun!” diye sataştılar.
Kendilerince bedel de ödettiler.
Vazgeçmedim.
“Zaman” beni haklı çıkarttı.
Şükür!
¥
Geçtiğimiz günlerde “Medyada birileri Cumhurbaşkanı’na diğerleri Başbakan’a yakın olma görüntüsüyle bölücülük yapıyor. Ben birlikten yanayım. Kardeşler birbirini yemesin. Bunu yaparsanız. Yeşil Vadi ikinizi de kalmaz. Yeşil Vadi’yi gelir bir darbeyle ‘Tosun Paşa’ alır. Müjde Ar’ı da Tosun Paşa götürür!” diye yazmıştım.
Hem Tellioğulları hem de Seferoğulları ailelerinden ne tepkiler geldi!
Ne yapalım; derdi Yeşil Vadi olanın derdi bitmezmiş!..
¥
Şimdiiii...
Lâfı daha fazla uzatmadan Sayın Devlet Bahçeli’nin şahsında ,Türkiye’yi hedef alan komploya getireceğim.
Deniz Baykal’ın ayağı kaydırıldığında başımıza nasıl bir belânın getirileceğini , nasıl bir projenin uygulamaya sokulduğunu hesap edemeyenler çoktu.
Bunu, bugün yapmayalım bari.
Uyanık olalım.
Sayın Bahçeli’nin birçok tavrına en sert tepkiyi bu kardeşiniz göstermiştir.
Bundan dolayı da “Sayın Arsevennnn!” le başlayan hitaplarına hedef olmuştur Sayın Bahçeli’nin...
Hatta genel merkezden “dayak” imalı resmi mühürlü yazılar bile ulaşmıştır bu kardeşinize!
Sayın Bahçeli’ye derin muhabbet duymadığım ortada.
Ancak mesele o değil.
Mesele ülke meselesi.
Sayın Bahçeli’yi –de- bitirmek istiyorlar.
Çünkü...
O, ülkeyi yakacak, sokakları savaş alanına çevirecek bir takım kalkışmaların yolunu tıkıyor.
Kirli hesap sahiplerine engel oluyor.
¥
Yanlışları çok; geçen süreçte “Erdoğan düşmanlığı” ayağına partisinin de kendisinin de ayağına kurşun sıktı.
O meşhur 7 Haziran sürecinde hayır işlerine de hayır demesi yanlıştı.
Ama olan oldu.
Yanlışları çok.
Ama doğruları da çok.
Bugün bu ülkede bir nebze huzur varsa, bunda Sayın Bahçeli’nin payı büyüktür.
Birşeyler durup dururken olmuyor.
Sayın Bahçeli durup dururken “Pensilvanya’ya dikkat!” çekmiyor.
Ha, 17-25 Aralık sürecinde Paralele göz kırptı!..
Doğru...
Bu da büyük bir yanlıştı.
O bugün yanlışlarının bedelini ödeme noktasında...
Amma velâkin mesele salt onun meselesi değil.
Deniz Baykal “2” Vak’ası olmasın.
Türkiye’nin başına yeni bir “belâ” gelmesin.
Anlatabildim mi, bilmem!..


