Derin Sol Terörü!
Akit, “İmam Hatipli” savcımız, şehit Mehmet Selim Kiraz’ın “derin sol medya”nın sınırsız desteğiyle katledilmesine tepkisini “Geziciler Savcı Öldürdü” sürmanşetiyle ifade edince, savcı katillerine ekranlarını açan “bir kısım medya”dan rezil tepkiler geldi!..
Şu hale bakın siz; adamlar çatır çatır teröristleri destekliyor,
“Savcı katledilmeyi hak etti!” demeye getiriyor!..
Şunun yazdığına bakın:
“Adliye’deki eylemciler IŞİD militanları olsaydı, emin olun kıllarına bile zarar gelmezdi, Devlet’in fıtratı bu!..”
Bir de şöyle yazmışlar:
“Bu eylem nasıl biterse bitsin, çıkartılacak tek ders var; çocukları vurmayın, anneleri yuhalatmayın!..”
Son derece net değil mi; “adam”lar resmen “terör propagandası” yapıyor!..
“Savcı katledenler haklı!..” demeye getiriyor!..
İhkak-ı Hak mesajı veriyor, ölüme sürükledikleri “Berkin Elvan” üzerinden!..
AK Parti Kartal İlçe Başkanlığı’na ve İstanbul Emniyeti’ne yönelik saldırılar da, bu “derin sol medya desteği”nden cesaret alan teröristler tarafından gerçekleştiriliyor.
Ve Akit...
Ve Akit, Savcımızın hunharca katledilmesinden kaynaklanan yürek yangınını “Geziciler Savcı Öldürdü” sürmanşetiyle ifade etti diye “hedefe” yerleştiriliyor.
•
Bugünlerde yaşadıklarımıza bir bakın; hiç kimse için sürpriz değil aslında.
Seçimlere kadar yaşanacaklar da, ne kadar sarsıcı olursa olsun şaşırtıcı olmayacak.
Dikkatinize çekmek isterim; piyasaya bazı “şok” belgelerinin dökülmesinden sonra, bütün Türkiye’yi sallayan elektrik kesintisini yaşadık ve ardından savcımız rehin alınıp katledildi, AK Parti Kartal İlçe Başkanlığı ile İstanbul Emniyeti’ne saldırıldı...
“Sosyal medya”daki karanlık isimler, “Seçim gecesi de büyük elektrik kesintileri olacak!” duyurularıyla, “Önümüzde diz çökmezseniz sizi bitiririz!” örtük mesajını verdi.
“Malûm Yapı”nın bazı televizyonları bu mesajları öne çıkartarak “tehdit”leri katladı!..
•
Hale bakın siz...
Vaktiyle “Adliye girişlerinde avukatlar da x-RAY cihazından geçsin!” dedik diye bize saldıranlar, “tedbir”in engellenmesi için “Resmi Kurumlara” başvurarak istediklerini alanlar, bir avukat cübbelinin “tedbirsizlikten” istifade ederek savcı katletmesinin ardından, “avukatların” haksız ithamlarla karşı karşıya bırakıldığını öne sürüyorlar.
Danıştay’ı basan bir “avukat” değil miydi?
Avukatlık mesleğine saygımız sonsuz da...
“Hiçbir avukat suç işlemez!” denilebilir mi?..
Ben gazeteci olarak, bir yandan basın kartımı gösteriyor diğer yandan da x-RAY cihazlarından geçiyorum.
Bundan da en ufak bir rahatsızlık duymuyorum.
Desem ki; “Bu uygulamalar mesleğimin gereklerini yerine getirmemi zorlaştırıyor. Basın kartı sahipleri aramadan muaf olsun!”
Böyle bir şey kabul edilebilir mi?..
Adam gider, “derin sol medya”dan filan işini ayarlar, gerekli şartları yerine getirir ve sarı basın kartını cebine koyar!..
Ondan sonra da, Allah muhafaza, istediği yeri patlatır!..
Devlet buna karşı bir tedbir almayacak mı?..
Almamalı mı?..
Adamlar resmen bunu savunuyor...
Peki niçin?..
Berbat durumlar;
“Gezi vandallarını alınlarından öptüğünü” söyleyen zat, çıkmış, “Hükümetin, savcı rehin alma olayında parmağı var mıdır?” diyor.
Yapılmak istenen nedir?..
Buradaki “dikkatleri başka tarafa çekme” çabası, hangi ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır?..
•
Memleket acayip bir süreçten geçmekte...
Ülkeyi topyekun sarsan olayların hiçbiri birbirinden bağımsız değil.
“Peki bu işlerin sonu nereye varacak?” derseniz...
Benim endişem yok...
Ülke yepyeni bir yola giriyor.
Yaşananlar, Türkiye’nin “Başkanlık Sistemi”ne doğru emin adımlarla yol aldığının göstergesi.
Bunu “sandıkta” engelleyebileceklerine inanmış olsalardı, bu yollara sapmazlardı!..
Onların önüne gelen rakamlar da gösteriyor ki, Türkiye kararını vermiştir!
“Sağlam İrade”ye tam destek devam etmektedir.
“Seçim günü elektrikler kesilecek!” tehdidi zihni arka plânı ele vermektedir.
Bütün hesaplarının “seçimlere dair” olduğunu göstermektedir!
Böylesine berbat yollara sapmaları, “Jönkürtler barajı aşacak!” iddiasına, “sahipleri”nin de inanmadığını göstermektedir!
Sakin olacağız, kararlı olacağız...
Netice-i Kelâm:
“Durmak yok, yola devam!..”


