Demirtaş… Kâbe-Taksim!..
“Muhafazakâr takımı”nın ruhuna sinmiş olan “aşağılık kompleksi”ne tepkimiz malûmdur.
“Ne olduğunu değil de, ne olmadığını” anlatma çabasından bir türlü kurtulamayan bu takım, bunca “sandık zaferi”ne, her alandaki nice “büyük başarı hikayesi”ne rağmen, hâlâ eziklik duymaktadır.
“Beyaz adam”a yaranma çabasından geri kalmamaktadır!
Rahmetli Necmettin Erbakan ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a en çok “muhafazakâr takım”ın üzerine sinmiş olan bu “eziklik” duygusunu ortadan kaldırma çabalarından dolayı sevgi ve saygı duyarım.
Diklenme ama dik dur kardeşim!..
Ya arkadaş, ne iştir...
Birkaç gün evvel, bir “muhafazakâr sivil toplum örgütü”nün lideri, “Önceki gün Kanal -bilmem ne- (Aydın Doğan’ın kanalı) benle görüşme talep etti, demek ki ilgilerini çekiyoruz” demez mi!..
Sordum:
“Bizim kanallarımızdan, gazetelerimizden görüşme talebi aldığınızda hiç bahsini etmiyorsunuz da, Aydın Doğan’ın kanalının davetine niçin özellikle işaret ediyorsunuz?”
Muhatabım uygun cevabı bulmaya çalışırken devam ettim:
“Sizi, sizin ruh dünyanıza yakın bir kanal, gazete övse bunun pek değeri olmaz ama inançlarımıza her gün hakaret eden bir kanaldan davet alsanız, hele en küçük bir övgü alsanız mutluluktan uyuyamazsınız. Bu camia böyle ne yazık ki!”
“Dost” samimiyetle karşılık verdi:
“Aslında böyle bir ruh hali var. Çok darbe görmüşlükten midir, nedendir, böyle bir ruh halimiz var maalesef. Biliyor musun, bazı ‘bakan’lar da bize böyle davranıyor. Biz randevu istediğimizde naz ederler ama inancımıza hakaret eden sivil toplum örgütlerinin yöneticileri karşısında kırk takla atarlar!”
Biliyor musunuz; Akit gazetesinde olmamın, Akit için gecemi gündüzüme katmamın önde gelen sebepleri arasında, geleneksel “muhafazakâr ezikliği”nin kıyısından bile geçmiyor olması da var.
Akit, değerlerimizi savunurken, değer düşmanlarına sert çıkarken, “Şu bunu dermiş, bu bunu dermiş” ezikliğine asla kapılmıyor.
Neyse o!..
Küfür tek millet!..
•
Arkadaş, mevzuya bak...
Bazı muhafazakarlar, “HDP barajı aşarsa iyi olur!” muhabbetinde hâlâ!..
“HDP barajı aşamazsa çok kötü olur”muş!..
Bunu “muhafazakar” söylüyor!..
Niçin söylüyor?
“İmaj” kaygısı “ruhunu” kaplamış da onun için söylüyor !..
Ya öteki ne diyor?..
Mesela HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş...
Bakın ne diyor:
“Müslümanlar hacı olmak için Kâbe’ye gider, işçi için de Taksim böyle olmazsa olmaz bir yerdir!”
Al sana Kâbe-Taksim kıyaslaması!
Al sana, bu milletin inancına saldırı!..
Malûm; CHP vekili Kemalettin Kamu da benzeri laflar etmişti:
“Ne örümcek yosun/ Ne mucize ne füsun/Kâbe Arabın olsun / Çankaya bize yeter”!
Adamları görüyorsunuz, “bâtıl davaları”nda ne kadar samimiler!..
Oy kaybetmeyi bile göze alarak, “inançları”nın gereğini yerine getiriyorlar!
“Bizim mahalle”de de...
Varsa yoksa, “İmaj kaygısı!”
Türkan Şoray filmlerindeki “tipi” hatırlarsınız;
“Jet sosyeteye girebilmek için kafasında kitap taşıyarak yürüyüşünü düzeltmeye çalışan” köylü kızını!..


