Cumhurbaşkanımıza sevgi ve saygı ile…
Ensar Vakfı Ordu Şube Başkanı Olgun Küçük’ün tertiplediği programın konuşmacısı olarak, Kültür Merkezi’ni balkonlar dahil dolduran son derece dikkatli ve ilgili bir kitleyle sohbet ettik.
Cuma dergisi ile Beklenen Vakit gazetesinin kurucularından Ülkü Kumral ağabeyimiz, yaklaşık 1.5 yıl evvel Ordu’ya yerleşmişti.
Sağ olsunlar teşrif ettiler, ziyadesiyle mesut olduk.
•
Programın öncesinde ve sonrasındaki sohbetlerde, konu döndü dolaştı bir noktaya geldi;
Ensar Vakfı mensupları ve aynı çizgideki pek çok vatandaşımız, Gezi olaylarından bu yana Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderlik ettiği mücadelenin “bazı Ak Partililer” tarafından pek desteklenmediğini düşünmekte.
Artvin’den gelen Ensar mensuplarının da dile getirdikleri tespit çok önemli…
Diyorlar ki özetle:
“Bu süreçte, paralel yapılarla mücadeleye hiçbir maddi beklenti içine girmeksizin destek verdik.
Sayın Erdoğan, gençlerimizin paralel yapıların elinden kurtarılması için bir seferberlik başlatılmasını, bütün devlet ve sivil toplum imkânlarının seferber edilmesini istediklerinde hemen kolları sıvayıp gerekli çalışmalara başladık…”
Ama!
•
Sivil toplum faaliyetlerinin genellikle “dar gelirli” vatandaşlarımızın üstün gayretleriyle yürüdüğünü bilirsiniz.
Daha önce de yazmıştık; iş, ihale peşinde koşmayan, üyelerine ‘arsa tahsisi’, ‘servet yönlendirmesi’ vs. gibi küçük hesaplar içinde olmayan sivil toplum örgütlerinin yükü, mahdut sayıdaki fedakâr, cefakâr kardeşimizin omuzlarında.
Gecelerini gündüzlerine katarak, özellikle gençlerimize el uzatmaya çalışan bu kardeşlerimizin mutlaka desteklenmeleri gerekiyor.
Mesela, “öğrenci yurdu inşa işine” giriştiklerinde, servetlerini belli kavramları öne çıkartmak suretiyle katlayanlardan destek görmeleri, kamu imkânlarından “adil” biçimde istifade etmeleri şart.
Ne yazık ki gidişat böyle değil; bir iki basamak yukarı çıkanların kahir ekseriyeti, geride kalanları anında unutuyor.
•
Ordu ve Artvin’in “dindar” öğretmenleri ile de uzun uzun sohbet imkânı bulduk.
Kısıtlı maaşlarından fedakârlık yaparak birtakım değerler üretmeye çalıştıklarını söyleyen bu öğretmen kardeşlerimiz, gençliği dilim dilim doğrayan tezgâhların boşa çıkartılabilmesi için çok daha fazlasına ihtiyaç olduğunu belirtiyorlar.
Malûm bir vakitler, “Milli Gençlik Vakfı”nın şubeleri büyük bir boşluğu doldururdu.
Oralardan son derece birikimli, cevval, mücadeleci gençler yetişirdi.
Şimdilerde, bu gençlere el uzatan yapılar son derece cılız ve yükleri de yukarıda ifade etmeye çalıştığım gibi çok sınırlı sayıdaki “dar gelirli” vatandaşın omuzlarında.
Bu tarafta hal bu iken, diğer taraflardaki “paralel yapı”lar, etle tırnak gibi dayanışma halinde.
Sözkonusu çevreler bu süreçte de, boşluklardan istifade kadrolaşmalarına devam ediyorlar.
Sayın Erdoğan’ın şahsında ülkemizi hedef alan bu yapıların öncelikli hedefi Ak Parti’nin 2015’teki genel seçimlerde “mümkün olduğunca az sayıda” milletvekili çıkartmasını sağlamak.
AK Parti “Yeni Anayasa”yı referanduma taşıyabilmek için gerekli olan sandalyenin ne kadar altına düşerse, kara plânlarını başarıya ulaştırma ihtimalleri o kadar artacak.
Bunun için her yolu deniyor, her türlü yalana başvuruyorlar.
Son derece kirli ve sinsi ittifaklar kuruluyor sağda solda.
Kuzu görünümlü kurtlar harıl harıl çalışıyor.
O taraf böyleyken, “milli mücadele”, zirvede Recep Tayyip Erdoğan ile sınırlı sayıdaki “dâvâ” arkadaşına ve tabanda çırpınıp duran vatandaşlara kalıyor.
•
Türkiye’nin son derece kritik bir süreçten geçtiği bu aylarda “Ensar Vakfı” gibi sivil toplum örgütlerimize daha fazla kulak vermekte fayda var.
Hürmetlerimle.


