--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Cibilliyeti bozuk “yazar”lar, cibilliyeti bozuk “sanatçı”lar!

Serdar Arseven
Serdar Arseven

TİKA açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın şu sözlerini bu yazı için ayırdım:

“Bazı köşe yazarlarını görüyoruz, ‘ecdat’ dediğiniz zaman bozuluyorlar, çünkü bunlar köksüz, cibilliyeti bozuk! İstanbul’da Boğazkesen Hisarı yani bugünkü Rumeli Hisarı… Ecdâdımız buraya güzel bir mescid inşa etmiş. Büyükşehir Belediye Başkanı iken bunu yapmak istedik ama yargı ile boğuşmadan dolayı sonucu yapamadık. Geriye sadece minare kaldı. Allah’tan minaresi kaldı, yoksa ‘Burası cami değil’ diyecekler. Sonra tiyatro ve konser alanı olarak kullanılıyordu. Sonunda aslına uygun haline getirilmeye başlandı. İnşaat şu an sürüyor, inşallah bayrama yetişecek. -Yapanlardan Allah razı olsun.- Bakıyoruz bir ödül töreninde sanatçı olduğu iddiasında bulunan (birileri) ‘Biz buraya bunu yaptırtmayız!’ diyor siz kimin bağından kimi kovuyorsunuz ya. Paralel yapı gazetesi de tam sayfa haberle buna destek veriyor. Bu iki kesim Gezi olayları sırasındaki gizli işbirliklerini artık alenen gösteriyorlar. Hâle bak! Geçmişine sahip çıkmayanın geleceği olamaz.”

Ben Recep Tayyip Erdoğan’ın bu halini seviyorum; Doğru bildiğini, inandığını, komplekse girmeden, en kestirme yoldan söylüyor.

Yürekten konuşuyor ve yüreklere hitap ediyor.

Dilerdim ki, bunları dillendiren “niceleri” olsun!..

•

Sayın Erdoğan’ın sözlerine dönelim;

“Sanatçı bozuntuları, cibilliyeti bozuk yazarlar …”

•

Sayın Cumhurbaşkanımız yerden göğe kadar haklı olarak bu “maneviyat düşmanlarına”, bu “ülke düşmanlarına” tepki gösterirken, ben neler düşünüyordum…

Taaa 1987 yılında “ sol” cenahta başlayan, daha sonra Yüce Allah’ın lütfu ile dindarlarla beraber devam eden meslek hayatımın bu aşamasına kadar şahit olduklarımı…

Yıllar boyunca, “bizim tarafta” sanat faaliyetlerinin niçin istenilen sonuca ulaşamadığını, niçin bir “kısır döngü” içinde kalındığını, hep bunları düşündüm.

Çok farklı şeyleri…

Mesela; “bizim” takımın önde gelenleri yıllar yılı, “derin sol”a, oradan kopan “eski tüfek sözde liberallere” niçin derin hayranlık duydular?

Niçin, günün birinde kendilerinin boyunlarına geçmek için fırsat kollayan ipi “yağlayıp” durdular?

•

Düşündüm:

“Bizim” adamımıza niçin “pek” değer verilmez de… “Dışarıdan”, “dışarının” özelliklerini koruyarak hatta dayatarak gelene adeta “aziz” muamelesi yapılır?!..

Niçin?..

Bunları düşündüm…

Sayın Erdoğan’ın dikkat çektiği o sanatçı bozuntuları, o cibilliyeti bozuk yazarlar, bu aziz millet, iktidarı nice seçimde aynı iradeyi ortaya koyarak “gerçek temsilcilerine” vermişken, nasıl olur da…

Nasıl olur da, milli iradeyi böylesine “hiçe” saymaya cüret ederler?..

Bunlar bu gücü nereden alıyorlar?..

•

Rezil hakaret ve hareketleriyle kanlarımızı beyinlerimize sıçratan bu  “cibilliyetsizler” sürüsünü vaktinde palazlandıran “bizler” olmayalım?!

Yıllar yılı, milletin maneviyatına açıktan hakaret edenleri, köşelerinden “Şarap ille de şarap” diye haykıranları, milletin namazıyla, niyazıyla dalga geçenleri…

Bu “cibilliyeti bozuk”ları baş tacı yapan, onlara büyük imkânlar sunan, onları “adam” yerine koyan “bizler” değil miydik?..

Bizim nice değerimiz, tanıdığım niceleri, nice kabiliyetli, çalışkan kardeşimiz, destek bulamadıkları için “pasif” pozisyonlarda rızık teminine çalışırken…

Onlar, hem “tabii çevrelerinin” hem de bizim “muhafazakârların” destekleri ile palazlanmadılar mı?

•

Neyse ne…

Bundan sonrasına bakalım…

Bakalım bundan sonrası nasıl olacak?..

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “değerine” işaret ettiği “gençliğe”, “genç yeteneklerimize” ne kadar sahip çıkabileceğiz?..

Marifet ne kadar iltifat görecek?

Marifet ne kadar ödüllendirilecek?

“Türkiye”nin gerçekten “Yeni” olup olmadığını “Kendi Sanatçısı”na verdiği değer ortaya koyacak.

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle