CHP’yi kapatmak lâzım!..
Bunu ben söylesem yanlış anlaşılır.
En iyisi sıkı CHP’lilerden birinin sözlerini yansıtalım.
Merhum İnal Batu, CHP’nin diplomat vekillerinden İnal Batu, kendisine “Ne olacak bu CHP’nin hali?” sorusu yöneltildiğinde gayet net karşılık vermişti:
“Bu CHP’nin olmaması olmasından çok daha iyidir!”
Ve şöyle devam etmişti:
“CHP’nin yapacağı en iyi şey kendisini fesih etmektir. Bugünkü dünyada bugünkü CHP anlayışının yeri kalmamıştır. Bugünkü CHP sol bir parti değildir, Atatürkçü bir parti değildir, sağ bir parti değildir…”
“CHP’nin ontolojik problemleri var!..”
Ne demek bu?..
“Ne olduğu belli değil!” demek.
“Parti içi muhalefetin” baskısından hayli bunalmış durumdaki Kemal Kılıçdaroğlu seçime üç ay kala, çıkıp “Partimi kapatacaklar!” deyince, kendi çapında gündem oluşturmuş oldu.
İktidara geldiklerinde bütün kredi kartı borçlarını anında sileceklermiş!..
Amma velâkin…
Birileri partilerini “kapattırmak” istiyormuş!..
Kapatılmazlarsa ve iktidara gelirlerse, bütün kredi kartlarını silecekler!
Kapatılmazlarsa ve iktidara gelirlerse, beğenmedikleri bütün gazeteleri, öyle, mahkeme kararına filan gerek duymaksızın, anında, şak diye, hemen 8 veya 9 Haziran’da kapatacaklar!
Kapatılmazlarsa ve iktidara gelirlerse, “Seçmeli Kur’an-ı Kerim ve Siyer Derslerine” son verecekler!..
Ortaokulları kapatacaklar!
Kur’an Kurslarına gidebilme yaşını yeniden “17”ye filan çıkartacaklar!
“Kamusal alandaki” başörtüsü serbestisine son verecekler!
Yeni bir “Kemal Derviş” getirecekler!
SGK’yı, SSK’ya döndürecekler!
Zekeriya Beyaz’ı Diyanet İşleri Başkanı yapacaklar!
“Ak Saray”ı Atatürkçü Düşünce Derneği’ne bağlayacaklar!..
Yarı şaka, yarı ciddi…
CHP’nin bugünkü yönetiminden bahis açıldığında, yüzde yüz ciddiyet arz etmemiz mümkün olmuyor.
Tuhaf bir yapı…
Bir ortamda, paralel yapı tarafından “ıslak imza” mevzuundan hapse atılan Albay Dursun Çiçek’e sordum:
-Paralel yapı bize şunu yaptı, bunu yaptı, bizi böyle mağdur etti, hayatlarımızı şöyle dağıttı… Bunları diyorsunuz da, paralel yapıyla ‘arka bahçeniz’ CHP el ele!
“Arka bahçeniz” sözüne itiraz etmedi Sayın Dursun Çiçek.
CHP’lilerle bu konuları enine boyuna konuştuklarını söyledi.
Devam ettim:
-Demiyor musunuz bu dostlarınıza; ‘Bizi mahvedenlerle bu ne muhabbet?
Diyorlarmış da…
Sonuç alamıyorlarmış!..
“Dinci”lerle işbirliği!
CHP yönetiminin laikliği böyle bir laiklik, duruma göre ucundan kenarından ye!..
Mevzu ne?
Bugün niye girdik CHP meselesine?..
Tamam, Kemal Kılıçdaroğlu “CHP’yi kapatmaya hazırlanıyorlar!” demişti!..
Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu da “CHP’ye kapatma davası açılırsa buna önce biz karşı çıkarız!” demekle, Milli İrade’ye olan saygısının altını çizdi.
Bugüne kadar özellikle “Dindarların Kurduğu Partilerin” kapatılmalarına tam destek veren CHP’ye güzel bir ders ama bu “ince” dersi kavrayacak ince zihniyet nerde!..
Birkaç gün önce bir önde geleni vasıtasıyla iktidar olmaları halinde beğenmedikleri bütün gazeteleri anında kapatacaklarını ilan eden CHP, bugün de “kapatılmaktan” bahsediyor…
Hani…
Desen ki,
“Parti kapatmaların zorlaştırılmasına en fazla karşı çıkan CHP değil miydi?”
Böyle desen, yarısı boşa gidecek.
İşimize bakalım!..


