--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bugün Nevruz… KK ve PKK’ya inat, ilk defa kutluyorum!

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Deliye her gün bayram. Vaktinde 27 Mayıs “darbe” bayramı bile vardı…

Böyle özelleştirilen günlerde rutinime devam ederim.

Yıllar yılı, birçoklarının leş gibi sızıp kaldığı 1 Ocak sabahlarında işe çok erken giderim, bu da ayyaş takımına inat!..

Bazı “ulusal bayram” günlerinin arka plânına müdrik olduğumdan heyecan duymam…

Hayıflanırım; “Gerçekleri birilerine hâlâ anlatamamışız!” diye.

Özel günlerden biri de 10 Kasım, merhum Serdengeçti için bir “hasret” mesajı yayınlarım, Atatürk hakkında yorumda bulunmam.

Kemiklere saldırmak da kemiklere sığınmak da “yanlış” işlerdir.

Kemiklere saldırana “O öyle yapmış da, sen ne yaptın, bu ülkeye ne kattın?” diye sorarım.

Kemiklere sığınana, kemikleri yüceltene de şöyle seslenirim:

“O merhumun başarıları ile övünmenin ötesine geçip de sen ne yaptın? Merhum Fatih, 21 yaşında İstanbul’u fethetti, ya sen, bu yaşa kadar ne yaptın, Fatih’lere layık olabilmek için?”

•

Boş laflar; “Türk gibi kuvvetli” imiş; “Bir Türk dünyaya bedel” imiş; övünç kaynağımız, ata sporumuz güreşte iki madalya buldum mu fener alayları düzenliyoruz, Fener’in ikinci sınıf kupada çeyrek finali hakem zulmüyle kaçırmasına yanıyoruz; “Bu fırsat bir daha ele geçmez” deyu!

Çanakkale’de 215 kiloluk mermiyi sırtlayan Koca Seyit merhum ile övünenler arasında, modern zamanların “doping” kaldırıp indiren haltercileri de vardır mutlaka!

“Bana olimpiyat madalyası sıralamasındaki yerini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim!”, değil mi ya!

•

Dağıttık gidiyoruz, olsun, Mehmet Emin Kazcı kardeşimizin ifadesiyle “Pazar kadar serseri” diyelim, ve bu Pazar yazısını böyle böyle götürelim.

Derken…

Serserilik de yasak; 

İşte, 

İstanbul’dan patlama haberi geldi!..

Yine, yine, yine…

•

Korkacak mıyız?

Asla!..

Ya, arkadaş…

Ankara Kızılay’a çokça yolum düşüyor son günlerde, o korkunç patlamanın meydana geldiği mevkilerde dolaşıyorum…

Yoğunluk yüzde 80 oranında azalmış!

“Yeni bir patlama olursa” korkusu…

“Ya ölürsek!”

Başka yerlerde ölüm yok, Kızılay’a ya da İstiklal Caddesi’ne gitmeyen ölümden kurtulmuş olacak!

Kendini “hava deliği açılmış” çelik kasaya hapsetsen ölüm, geldim mi gelir!

Terörün amacına hizmet olur çekilmek, korkuya teslim olmak.

Buna “tedbir” denmez, böyle bir “tedbir” olmaz, ana caddeleri, alış veriş merkezlerini boşaltarak kurtulamayız terörden…

Korku ise, Akit’te çalışmaktan korkmak lazımdı, ne saldırılara maruz kaldık, bize “Akit’te çalışmak tehlikeli, baksana bütün ülke düşmanları size de düşman” diyen nice kardeşimizi toprağa verdik.

Bir Ankara, bir İstanbul, bir Ankara, bir İstanbul, İzmir’i de patlatacaklardı, istihbarat önledi.

Olabilir; terörün nerede, ne vakit karşımıza çıkacağı belli olmaz.

Bunun “tedbiri” terörden korkmamaktır.

Vaktimiz, saatimiz belli…

Bugün “Arena”da Galatasaray- Fener derbisi var

Ne yani, Galatasaray taraftarı korksun mu?

Gitmesin mi?

Maçı ertelemeye ne dersiniz, “tedbir” mi bu?

•

Yok…

Ben hayatımda ilk defa Nevruz kutluyorum.

Bugün…

Nevruz…

Patlatacaklarmış…

Ben gün boyu Kızılay’dayım!..

Nevruz kutlu olsun bu seferlik.

 

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle