--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bu kadar “tilki” de çok!..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Dikkatinizi çekiyordur; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir yerlere taşıdıklarının çoğunda “tutukluk” hali var.

“Paralel Yapı” ile mücadelede son derece “kritik” bir aşamaya geldiğimiz şu günlerde de vaziyet böyle.

Kimileri “yine” kıvırmaya başladı.

Yükün neredeyse tamamı yine Sayın Erdoğan’ın omuzlarında.

 “Şer ittifakı”nın içten, dıştan, dört bir yandan fırlattığı saldırı oklarını o göğüsledi yine.

•

Gezi olaylarında ve sonrasında ne vakit “kritik” bir noktadan geçmek kaçınılmaz hale gelse, “ayak kaymaları” ve bazen de “kıvırmalar” dikkat çekiyor.

Gezi olaylarının başladığı günlerde “havayı koklamayı” tercih eden bu adamlardan bazıları Sayın Erdoğan’ın meydanlara inerek kontrolü tamamen eline almasından sonra “kafa” göstermiş, bazıları da “ihtiyatlı” tutumlarını devam ettirmeyi tercih etmişti.

 “Paralelle Mücadele”nin bu kritik aşamasında da aynı “ayaklar”, aynı “oyun”lar…

Böyle bir hal var; birileri “bekliyor”, “havayı kokluyor”, “durumu izliyor”, “ölçüyor, biçiyor”, Sayın Erdoğan’a destek vermeyi “çıkarı” açısından daha uygun bulursa veriyor…

Değilse ya geri çekiliyor ya da “karşı cenaha” göz kırpmaya başlıyor…

“İyi gün dostları” ne kadar da çok!..

•

Siyasette, medyada, bürokraside, hep böyle.

“Şer odakları ile mücadele”de samimi olup olmayanları ayırt etmekte güçlük çekiyorsunuz.

Bin yerde “çapraz ilişkiler”,  kafalarda kuyrukları teğet geçmeyen tilkiler…

Hal böyle olunca, insanların beyni “ince hesaplarla” dolunca, samimiyet kaybolup gidiyor.

Rol, insanı esir alıyor!…

Makam, mevki sahibi adam el üstünde; pozisyon elden gittiğinde sabah da selâm da kesiliyor!..

İsimler ikinci planda, ruhlar yok; sadece para var, mevki, makam, rütbe var.

Bir “maskeli balo” bu, herkes suratındakinin gereğini yerine getiriyor.

Kalpler devre dışı!..

“Bu niye böyle, biz niye böyle olduk?” 

Bunları konuşurken…

Bir dost Veysel Karani Hazretleri’nin veciz cümlesini dile getirdi:

“Allah, rızkının tasasına düşen kulunun hiçbir amelini kabul etmez!”

•

Rızık endişesi!..

Er-Rezzak; Yarattığının rızkını veren Yüce Allah.

Ve insandaki bitmek bilmeyen hırslar, hesaplar, hesaplar…

Şeytan, rızık endişesine düşürdüğü insana durmadan mal toplatır, “kurnazca” hesaplar yaptırırmış.

“İnce hesaplar adamı” haline getirir; makam, mevki, para, şan, şöhret için her yola saptırırmış…

 “Allah-u Zülcelal rızıklara kefildir!” oysa.

Bunu Ankara’nın “ipek kravatlı” tipleri değil de, 65’lik taksici biliyor.

O taksici (müşteri kapmak için sert manevralar yapan, hak- hukuk hiçe sayan taksicileri işaret ederek) dedi ki; “İki kuruş daha fazla kapabilmek için kendini bu kadar germenin ne anlamı var; cebe girecek para da çıkacak para da bir saniye  durmaz!”

Yahya Bin Muaz (ks), insanların rızık endişesine kapıldıklarını görerek şöyle demiş:

 “Zavallı ademoğlu, eğer fakirlikten korktuğu gibi Cehennem’den korksaydı, Cennet’e girerdi.”

İnsanoğlu mevkiini, makamını, şöhretini, şanını kaybetmekten ne kadar da korkuyor böyle…

Son söz…

Üstüne söz yok…

Yüce Allah (CC):

“De ki, size yaptıkları işler bakımından, en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?.. Onlar,  iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatındaki çabaları boşa gidenlerdir.”

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle