Bir ayağımız AKP’ye yakın olsun, ben paraya bakarım!
Ahmet Hakan’la Nişantaşı’nda buluştuk.
Ben kanalı ve yapmak istediklerimi anlattım.
Heyecanla gidiyordum ki…
Ahmet Hakan söze girdi:
“Vallahi kardeş!
Yapmak istediklerin güzel. İlke, medya, şu, bu… Bunların hepsi güzel ama ben bunlarla ilgilenmiyorum.
Bir alacağım paraya bakarım, ikincisi de bir ayağım da AKP ile ilgili bir yerde bulunsun!..
Ne de olsa eski mahalle!..”
•
Televizyoncu Mustafa Hoş bunları Abluka adlı kitabında anlatıyor…
Ahmet Hakan’ı “AKP’ye yakın” dediği televizyon kanalına davet etmiş.
Bunun için buluşmuşlar.
“ilke”den, “etik”ten vesaire bahsedince karşısındaki…
Ahmet Hakan, “Geç bunları!” demiş:
“Sen paradan haber ver. İyi paraya orada program yaparım. Hem kanal da AKP’nin kanalı, oralarda da ayağımız olsun.”
•
Para meselesi belli; Ahmet Hakan’ın ayakta kalabilmesinin tek yolu bitmez tükenmez bir servete sahip olmak…
Zira çok iyi bilir ki…
Bugün kapılandıkları günün birinde, işleri bittiğinde kirli bir mendil gibi sokağa fırlatıverirler ‘adam’ı..
Belki de okşattırırlar bile “PR çalışması” olsun diye…
•
Ahmet Hakan’ın AKP’ye yakın olmak istediğini söylemesi de dikkat çekici değil mi?
Uyanık oğlan!
Bir yazısında, “İyice zevkimi çıkartır, dünya nimetlerinden (!) sonuna kadar faydalanır… Günün birinde de, belli mi olur, belki de eski mahalleme dönerim” yollu ifadeler kullanmış idi.
Kafasının bir kenarında bu var, paraya olan aşırı düşkünlüğü de bununla alâkalı, bir gün sokağa atılacağını biliyor…
O gün…
Nişantaşı’ndan hop Süleymaniye taraflarına ve kapılandığı mevkiden alay ettiği “Darüzziyafe sofrası”na.
Yazık!..
Ahmet Hakan’ın düştüğü durum, durumların en kötüsü değil aslında…
Yazdığı medya grubunun karakteri belli, nerelere hizmet ettiğini bütün memleket biliyor.
Ahmet Hakan tercihini oradan yana kullandı…
Ertuğrul Özkök, görüştüğü başka “muhafazakârlara” da “aynı rolü” teklif etmişti aslında…
Bir gün, bir vesileyle bir arada otururken, bendenize aynen şunları söylemiş idi:
“Sizin gibi dindar insanların dindarları eleştirmesi çok daha etkili oluyor. Biz yazınca ‘dinsiz herif saldırmış’ diyorlar ama sizin gibi ‘dindarlar’ kendi camialarındakilere tepki gösterince başka türlü oluyor! Aslında siz de bunu yapabilirdiniz!”
Yani…
“Gel bizim oralara ve sat sizinkileri””
Meali bu!
Ben de dedim ki o gün kendisine:
“Bir adam sizi satmak için de gelse, kapı dışarı ederim beyefendi!”
Anlamış mıdır bilmem…
Belki de ben cevap verirken O’nun aklında başka şeyler var idi…
O İletişim Şurası’nda “şarap” krizine imza atmıştı kendisi.
Serviste şarap olmamasına tepki göstermiş, “İlle de şarap” diye bağırıp çağırmış idi…
Ertesi gün de “Laik Türkiye’de içkisiz sofra kabul edilemez” yollu bir yazı kaleme almış idi!
Geçelim…
Oralara gidip, “bizimkileri” satmak mümkün; bire bin eklesen de olur, inanmaya hazır geniş bir kitle var zaten, beyinler de bacak arasında, saldır dur!..
Bu çok kötü bir “misyon”, eski dava arkadaşlarını satmak karşılığında “Nişantaşı”nda oturuyorsun, ‘löküs’ bir yaşam, Süleymaniye’den kurtuluş.
Neydi o Fatih, Eyüp filan öyle!..
Sibuple!..
•
Yukarıda bir yerlerde bir cümle kullanmış idik…
Şöyle:
-Ahmet Hakan’ın düştüğü durum, durumların en kötüsü değil aslında…
Ne demek bu?..
“Daha kötüsü de var” demek!..
Daha kötüsü, hiçbir yere gitmeksizin, şimdilik gitmeksizin bulundukları yerde ihanet edenlerin halleri.
Ak Partili imiş gibi görünüyor ama AK Parti’nin devrilmesi için son derece “kıvrak” ifadelerle kuyu kazıyorlar.
Kimileri Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan kimileri de Sayın Ahmet Davutoğlu’ndan yanaymış görüntüsü altında yapıyor bunu.
Kimileri ‘Sayın Erdoğan’ın Ak Parti’ye zarar verdiğini’ kimileri de Sayın Davutoğlu’nun “kifayetsiz geldiğini” öne sürerek yapıyor.
Kimileri, -tıpkı paralelciler ve CHP’liler gibi- Sayın Erdoğan’ın yolsuzlukların üzerine gidilmesini engellediği tezviratına başvuruyor, kimileri de Sayın Davutoğlu’nun “rahatsız” olduğunu söylemek suretiyle fitne ateşine odun atıyor!..
Bunu yaparken de, bir gazete binasının camının çatlamasını fırsat bilerek, “Ahmet Hakan’ın kapılandığı” gruba göz kırpıyor.
Ahmet Hakan’ın yıllar evvel bağlandığı zincire gıptayla bakıyor bunlar.
Durumları ondan bile kötü yani, Allah ıslah etsin!..


