--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Beştepe Millet Camii”ne Kılıçdaroğlu’nu da bekleriz!..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Müthiş coşku, müthiş izdiham…

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Külliye içerisine inşa edilen caminin ismini açıkladı:

“Beştepe Millet Camii”

“Emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Bu camide kılınacak namazların, edilecek duaların Allah katında kabul olmasını niyaz ediyorum.’’

Amin.

Millet düşmanlığını “Beştepe” üzerinden yürütenlere en güzel cevap.

“Beddua” ile değil “Dua” ile!..

Aynı anda binlerce Müslümanın ibadet edebileceği cami millete açık.

Kemal Kılıçdaroğlu da gidebilir oraya…

Bir Cuma kılsın, ne olur!..

Kalbi yumuşar, kamplaştırıcı dili bırakır, iftira atıp durmaktan  vazgeçer belki!..

Tövbe kapısı açık, güzelce girer belki!..

Ne iyi olur bu ülke için, böyle bir “Kemal!”

RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A YANLIŞ MİLLETE YANLIŞ!

Dün “Beştepe Millet Camii”nin açılışını izlerken, Sayın Erdoğan’ın bu ülke için, bu millet için neler ifade ettiğini düşündüm.

Ve sonrasında…

Şunlar geçti yüreğimden…

Aynen yazıya dökeyim:

Uzun yıllardır Ankara ağırlıklı gazetecilik yapıyoruz.

Bu şehrin toprağında nice mübarek zat var; üst tarafta ise birbirinin yüzüne gülüp kuyusunu kazan nice “küçük” adam.

Hesaplar “küçük”; hesapların çoğu “kazanacak adama oynamak” üzerine…

Mevki sahipleri ilgiden bunalıyor, mevki kaybedenler eski günlerin özlemiyle yanıp tutuşuyor.

“Şu koltuk var ya, şu koltuk!”

Burada, “Mehmet” yok, “Ayşe” yok; “Sayın Bakanım, Sayın Vekilim, Sayın Başkanım…”

En azından bir “daire başkanı” olacan!..

Eski dönem vekilleri Meclis kulislerinde dolaşırken, “eski dost” gazeteci takımı görmezden gelir ya da “ayıp olmasın” yollu, inceden selam verir!

Unvanını kaybetmiş adamlar, eski günlere dönüş için çare arıyormuş gibidirler; buralarda “iltifat” koltuğa tâbidir zira!..

Bu işin dindarı, laiki, muhafazakârı, liberali yok.

Ankara’nın dört bir yanı böyle; sizin oralar nicedir bilmem.

Bu şehirde yaşıyorsan, özellikle seni göklere çıkartanlara, karşında aşırı sevgi ve saygı gösterilerinde bulunanlara, her yaptığını alkışlayanlara dikkat edeceksin!..

Dost vaktinde uyarandır; “Aram bozulmasın, hakkımda yanlış bir kanaat oluşmasın” hesabını aşıp, seni “vaktinde” eleştirenlere kulak vereceksin.

Diğerlerinin bir yanı hep “duruma müsait!”

Bunu bileceksin!..

•

Bu son süreçte…

Ak Parti’nin “tek başına iktidar sayısını” kaybetmesinden sonra, öyle şeyler görüyor ve duyuyorum ki…

Berbat!..

Anavatan Partisi döneminde  de böyle olurdu; çokları “kazanacak adam”ı tahmin etmeye çalışır, o “adam”a oynar, diğerlerini yıpratma amaçlı tezgahlara girerdi.

Güçlü dönemlerinde Merhum Turgut Özal’ı göklere çıkartanların, sonra sonra “saf” değiştirdiklerini ve Mesut  Yılmaz’ın “Özal’ı yıpratma” oyunlarına iştirak ettiklerini çok gördük.

Sonra sonra…

Bu adamlar, Mesut Yılmaz’ı da sattılar; git bak bakalım şimdi kapısını çalan kaç kişi!

•

Bugünlerde bazıları “seçimlerden istenilen sonucun çıkmamasının” faturasını Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a yüklemek için acayip “kulis” çalışmaları yürütmekte.

Öte yandan da, Sayın Davutoğlu’nun bu işi götüremeyeceği yönünde laflar üretiliyor.

Geçtiğimiz günlerde Sayın Numan Kurtulmuş’un karşı karşıya bırakıldığı “ödül tezgâhı” da malûm; bunun üzerinden ne saldırılar, dahilden!..

Sayın Kurtulmuş’u da yıpratmaya çalışıyorlar; küçük hesap adamları!

Dava arkadaşlarının arasında olmayan problemler üzerinden birileri “laf” üretiyor, “kuyu kazıyor”, “tezvirat” yapıyor!..

•

Bir vakitler, Sayın Erdoğan’a biz “bazı meselelerden” dolayı tepki gösterir, saygı sınırlarını aşmadan eleştirilerde bulunurduk.

Bugün Sayın Erdoğan’ı hedef alanlar, karşısında el pençe divan durur, “yılışık” sevgi gösterilerinde bulunurlardı o vakitler.

Bugün…

Gezi olaylarından bu yana, “Türkiye düşmanlarının” hedefindeki Recep Tayyip Erdoğan’a sahip çıkmanın milli görev olduğu bilinciyle hareket ediyor…

“Büyük resme” bakarak tavır alıyoruz…

Kimileri ise, “küçük resimlerle” uğraşıyor; “küçük hesaplar” peşinde; Türkiye düşmanlarının oyununa geliyor.

Küçük hesapları, alan kapma mücadelesine yüksek motivasyonları, Türkiye’nin bir “Mısır senaryosu” ile karşı karşıya olduğunu görmelerine engel mi oluyor ne!..

Ölümlü dünya arkadaş, ne oluyor size böyle!..

Koltuk ne, kariyer ne, iltifat ne!

Olmaz olsun o oyun, “kuralı” bu ise!..

Bilek ve yürek gücüyle değil de; birilerinin himayesiyle yapılan “iş” olmaz olsun!..

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle