Bedelli askerlik mevzuu!..
Başbakan Ahmet Davutoğlu “Bedelli Askerlik” için sinyali verdi.
“Bu meselenin yüzbinlerce bekleyeni var.”
İddia muhtelif...
Altı, yedi, sekiz yüz bin kişi.
Bunlar kaçak yaşıyor; otelde kalmamaya, trafik ekibine yakalanmamaya çalışarak!..
•
Bu konuyu sütunumuzda sıkça ele aldık, katıldığımız hazırladığımız programlarda işledik...
Sıkıntılı bir mevzu.
Kimi kardeşlerimiz diyor ki;
“Oh ne alâ memleket; parası olan askerlikten muaf olsun, parası olmayan askerlik yapsın!”
İlk bakışta doğru gibi görünüyor ama hayatın bütün yükünü “bedelli bekleyenlere” bindirmek de ne kadar âdil?..
Lise diploması olmayanı adamdan saymıyorlar, lise diploması da çoğu vakit pek işe yaramıyor.
“Hayat okulu”na verilmemişsen, ille de üniversite bitireceksin.
Üniversite bitirmek de tek başına anlamlı değil; KPSS, MPSS, ÜDS, MDS filan sınav, sınav, sınav!..
Yaşın taaaa nerelere vardığında, bir yere kapak atacaksın da, yerine yerleşeceksin de, üç kuruşluk maaşından tasarruf yapacaksın da bir yuva kuracaksın.
Devletin resmi rakamlarına göre, evlenme yaş ortalaması erkeklerde 29, hanımlarda 25 küsura varmış durumda.
Genç belini doğrultuncaya kadar gençliğini kaybediyor, evlenebilirse orta yaşta evlenebiliyor.
Tam da bu araya koskoca bir askerlik zamanı girdi mi, iş büsbütün güçleşiyor.
Bedelli bekleyenleri “askerlik karşıtı” olarak değerlendirmek çok yanlış.
Ordu ortak değerimiz.
Mesele...
Sen askere gittiğinde evininin kirasını kim ödeyecek?..
Çoluk çocuğa kim bakacak?..
Yüzbinlerce “bedelli bekleyen”den bahsediyoruz.
Bunların tamamı “askerlikten kaçma” sevdalısı değil...
İşini gücünü doğrultana kadar “ötelemişler”, işler de bir türlü toparlanmayınca “kaçak” durumuna düşmüşler.
Marjinalin de marjinali grupların taleplerine kulak veren devlet, bu yüzbinlerin feryadını duymazlıktan mı gelecek?..
Üstelik, şu anda “bedelli askerlik” uygulaması devam ediyor.
Gerçekten hak eden gurbetçilerimiz bir yana...
“Yurt dışında” işini mevzuata uygun biçimde ayarlayan, bedelli askerlikten faydalanıyor.
O imkânı olmayan da bedelli bekliyor.
Bedelli askerlik var, yani birileri için!..
•
Peki, bu sefer bedelli çıkacak...
Açıklamalarda dalgalanmalar da meydana gelse, bedelli askerlik uygulaması çok büyük bir ihtimalle gerçekleşecek...
Bu çözüm mü?..
Hayır değil.
Yine birikim olacak, yine beklenti oluşacak...
Asker sayısıyla “güç” arasında birebir bağlantı kuran “zihniyeti” bir kenara bırakmak şart.
Mesele ileri teknoloji ve yerli üretimde!..
•
Çözüm şart.
Askerlik mecburi olabilir ve mesela bir aylık süreyle sınırlı olabilir.
Genç işinden gücünden kopmadan o ortamı görmüş, o şerefli üniformayı taşımış olur.
Döner ve işine gücüne devam eder.
•
Bu arada, vatani görevini yapanların büyük bir bölümü maddi sıkıntılar içinde, aileleri kendilerine “para göndermekte” büyük zorluklar çekiyor.
Parasızlık yüzünden “çarşı iznine” çıkamayıp, içeride kalanlar var.
Bunların derdi derdimiz değil mi?..
Sonra...
Askerlik borçlanması diye bir şey var;
Devlet benim sigorta primimi yatırsa da, sırtıma askerlik –prim- borçlanması yükü binmese olmaz mı?..
•
“Parası olan, olmayan” edebiyatıyla halledilebilecek kadar basit bir mesele değil bu.
Öyle laflar edelim ki, “çözüm”e katkısı olsun.
Birilerine kızarak, öfkelenerek bir yere varamayız.
Birbirimizi anlamaya çalışalım!..
BEDEL VE YAŞ MAKÛL OLSUN
Bir önceki “bedelli” için başvuru sayısı beklenenden az olmuştu.
Bedel ve yaş sınırı yüksek olunca, böyle.
Bu sefer bedel ve yaş makul olsun.
Aşırılığın her türlüsüne hayır!..


