“Bazı” Omurgasız Muhafazakârlar!..
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakanlık koltuğundaki son demlerinde “Parti’deki omurgasızlara” –da- dikkat çekerdi.
“Omurgasız adamdan bir şey olmaz, bize omurgalı adam lâzım, adam gibi adam lâzım!..”
•
Düşünüyorum…
Kendimden başlayarak…
Bu kardeşiniz “muhafazakâr” bir ailede yetişmedi, muhitinde ağırlıklı olarak CHP’liler vardı, sağlam CHP’lilerdi, kahir ekseriyeti sıkı “Kemalist” idi.
Bundan dolayı CHP zihniyetini çok iyi bilir kardeşiniz, o zihniyetin “kodlarını” çözmüştür, o zihniyetin “sıradan” vatandaşa hangi nazarla baktığını, kendisini nasıl “farklı bir yerde konumlandırdığını”, “toprak kokan insanlar” hakkında ne gibi düşünceler içinde olduğunu bebeklik yaşlarında öğrenmiştir.
Bu kardeşiniz, “dindar”, “muhafazakâr” çevrelere ise “geç” denebilecek bir yaşta girmiştir.
Tufan Türenç Bey’in desteği ile girdiği Güneş gazetesinde çalışırken, “Ahiret’e” ilişkin düşünce ve endişeler beynini zorlayınca bir süre “uzlete” yönelmiş…
Düşünmüş, taşınmış, okumuş, okuyanlara gitmiş…
Vicdanını yoklamış ve “Namaza başlamaya” karar vermiştir.
Bu yöneliş, mesleğini icra şeklini ve mahallini de etkilemiş, sonrasında bu kardeşinizi artısıyla eksisiyle bugünlere getirmiştir.
•
Geldiğim bu noktada, aslında hayli vakittir birşeyleri yerli yerine oturtmaya çalışıyorum.
Yazının başına dönecek olursak;
“Bu ‘dindar’ camia nasıl oluyor da, yetiştirdiği en büyük liderlerden Recep Tayyip Erdoğan’ın da şikâyet edeceği kadar çok ‘omurgasızı’ çıkartabiliyor?..”
Nasıl oluyor bu?..
Bu “karakter aşınması”nın sebebi nedir?..
“Vefa abidesi” Hz. Peygamber Efendimiz (SAV)’den niçin bu kadar uzak kaldı “camia”?..
•
Yine Sayın Erdoğan’dan devam edeyim…
Son vakitlerde Sayın Erdoğan’ı hedef alan “Kara” propaganda yine hız kazandı.
Ülkesine kazandırdığı değerleri Cumhurbaşkanlığı görevinin bitmesinden sonra yanında alıp götürecekmiş gibi bir hava oluşturdular, oradan o bildik, saçma sapan “villa” muhabbetlerine uzanıyorlar…
Burada hangi kesimin ne gibi maksatlarla hareket ettiğini hepimiz biliyoruz…
“Bilemediğimiz” bazı Ak Partililerin niçin orada burada “olmadık” laflar ettiği…
Bir takım işlere “karşı isen” orada durmayacaksın arkadaş!..
•
Herkes şunu iyi bilsin ki Sayın Erdoğan’ı “yıpratmak” hiçbir Ak Partiliye fayda sağlamaz!..
Ülke gezi olaylarından bu yana yan yatmadıysa, bunu Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşuna borçludur…
“Camia”nın tam da ümitsizliğe düşmek üzere olduğu anlarda “Sağlam İrade”siyle ortaya çıkan Recep Tayyip Erdoğan, havayı “tek başına” değiştirmiştir.
Türkiye’nin böyle bir duruma düşmesi yani “dik duruş” için Sayın Erdoğan’a bu kadar bel bağlaması iyi midir kötü müdür tartışılabilir ama bu durumun “gerçekliği” tartışma götürmez.
•
Demem o ki;
Kabaca “muhafazakâr camia” olarak nitelendirebileceğimiz kesimlerde, saldırıya uğrayana sahip çıkmama, dahası saldıranlarla beraber hareket etme hastalığı bir türlü atlatılamadı.
Birilerine “şirin” görünme arzusu çoğu durumda göze battı.
“Bu camia”da çok kişiyle ve yapıyla ilgili ciddi soru işaretleri var, bu da “camia” mensuplarındaki “güven” duygusunu zedeliyor.
İnsanlar, zor duruma düştüklerinde kendilerini öncelikle kendi adamlarının vurmasından endişe ediyor.
Bu da “risk alma” hevesini kaçırıyor.
“Risk almak” istemeyen insandan da bir numara çıkmıyor!..
•
Dedim ya, ben bu yapıya “temelden” dahil olmadım.
Onun için olan bitenlerin çoğunu “anlamlandırmakta” güçlük çekiyorum.
Kimin ne olduğunu bilsek de, ona göre hareket etsek!..


