Başbakan’dan “Yerli ve Milli” Eylem Plânı!
Önceki gün Milletin Külliyesi’nde gerçekleştirilen “Yerli Sanatçılara Milli Ödül” merasimine katıldım. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve kültür-sanat âbidelerimizin sohbetlerinden istifade imkânını buldum.
Dün de, yeni hükümetin 2016 yılı eylem plânını açıklayan Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nu izledim, yine ufuk açıcıydı.
Koşturmak iyi geliyor...
Yoğun programların dinlenme aralarında, İlim Yayma Cemiyeti’ne, Yerli Düşünce Derneği’ne, Birlik, Ensar, Server vakıflarına ziyaretlerde bulunmaya çalışıyorum.
Dön dolaş...
Gördüğüm bir “tatlı” sancı...
“Yeni Türkiye”nin doğumu için geri sayım...
Şer gibi görünendeki hayır:
Şu “paralel yapı” ülkeye çok büyük zararlar verdi, insanımızın birbirine olan güvenini fena halde sarstı, hâlâ bu meseleyle uğraşıyoruz...
Bununla birlikte bir takım faydaları da olmadı değil...
Paralel yapı farkında olmaksızın büyük bir hizmette bulundu bu ülkeye.
Bir zamanlar “Yerli ve Milli Duruşu Olan” aydınlarımıza ilgi düzeyi ne kadardı, hatırlayın...
Bütün alanlar iki grup arasında paylaşılmıştı adeta; derin sol, yapılarla paralel yapı bütün alanları adeta parsellemişti...
Her yerde böyleydi bu; “Yerli ve Milli Ruha” sahip olan hâkimler, savcılar, emniyet mensupları, akademisyenler vesaire birçok imkândan faydalanamıyordu, yurt dışı eğitimlerden istifadede aslan payını “Yerli ve Milli Olmayan” unsurlar alıyordu...
“Zaman”ın TÜBİTAK zihniyeti, projelerde hep “o yapıları” kolluyordu.
Paralel yapının (sözde) sivil toplum örgütleri revaçtaydı, bizim (gerçek) sivil toplum örgütlerimizde faaliyet gösterenler ise kendi aralarındaki “dertleşme” seansları ile gönül avutmak durumundaydı.
Paralel yapı daha doğrusu onu yönlendiren “üst akıl” bu ülkeye çok büyük bir “hizmet”te bulundu, uyanmamıza vesile olmak suretiyle...
Bugün...
“Millet’in Külliyesi’ne her gittiğimde, oradaki “Yerli ve Milli” havayı her teneffüs ettiğimde mutlu oluyorum.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın milli kültürümüzü savunurken ortaya koyduğu “kompleksten uzak” tavır...
Aziz Hatırası Külliye’de ödüllendirilen büyük mütefekkir merhum Cemil Meriç, “Manevi Mağlubiyetimiz”in sebeplerini izah ederken, “Frenk Ahmet” tipine dikkat çeker: “Leylâ ile Mecnun’u okuyamayan, Gülistan ile Bûstan’ı ancak heceleyebilen... Din, ahlâk, hukuk... Bize ait olan ne varsa birer ‘safra’ olarak gören...
“Frenk” âşıkları!
Sadık Albayrak ağabeyimizin ifadesiyle;
“Çağdaş Devrim Yobazları.”
Bugün...
Külliye’nin önderliğinde “Yeni Türkiye”nin doğum sancılarını yaşıyoruz...
Sayın Davutoğlu’nun “2016 Eylem Plânı”nı açıklayışına yerinde şahitlik eden binlerce vatandaşta bu heyecanı gördüm...
Ayrıntılarını haber sütunlarımızda bulacağınız “2016 Eylem Plânı”nın omurgasını “Adalet” kavramı oluşturuyor, ben bunu gördüm.
Sadece “Adalet Kurumlarımız”ı değil, topyekûn adalet anlayışımızı “yeniden formatlamayı” hedefliyor bir bütün olarak...
Eğitimde adaletsizlikler, imkânı kısıtlı olanı ezen, kabiliyeti körelten saçma sapan “çoktan seçmeli sınav sistemi”, gelir adaletsizliği, vergi adaletsizliği...
Eğitimde adalet...
Çok iyi eğitim almak her öğretmen adayının, çok iyi eğitim almış öğretmenlerden istifade de her öğrencinin hakkı ve adaletin gereği...
Öğretmeni “muallim”e, öğrenciyi de “talebe”ye terfi ettirmemiz şart.
Öğretmen Akademisi bu hayati alandaki ihtiyacımıza karşılık verecektir inşallah, ismi kadar icraatı da güzel olur dilerim.
Bir başka dileğimi de aklımdayken ifade edeyim:
İmam hatip nesli çok sağlam; hele hafızlık da varsa algılama düzeyi iyice yükseliyor gencin.
“Cemevleri” başlığı altında bir “açılım”a gidiliyorken, “hafız yetiştiren” yapılarımıza çok daha fazla destek vermeyi sağlayıcı adımları atmak son derece önemli.
Sayın Başbakan “vehimleri”, “tabuları” yıkma azmini ortaya koyan ifadeler kullandı dün.
Eğitim alanında faaliyet gösteren “kökü mâzide” nice sivil toplum müesseselerimiz var, “tabular” yüzünden kısıtlı vaziyette faaliyet göstermek durumunda kalan...
Bunların “milletine, devletine, bayrağına” yanlış yapmamış “paralel arayışlara girmemiş” olanlarının faaliyetleri de “Cemevlerine kanuni statü” çalışmaları gündeme geldiğinde ele alınmalı, “hafız”azımızı iyice canlandırmak için.
Selçuklu ve Osmanlı eğitim modellerinde günümüze aktarabileceğimiz nice güzellikler var...
Hakkıyla istifade ederiz inşallah.


