Anında satarlar!..
Bir ilahiyat profesörü, canlı yayında “Hayvanlar namaz kılmaz” dedi diye, İslam düşmanları alçakça, namussuzca, şerefsizce saldırır, “Namaz aşkını” biraz sivri ifadelerle dile getiren hocanın ailesine küfür ederken...
Bir takım muhafazakâr “Din Görevlileri”, “Üniversite yöneticileri” filan çıkıp, İslam düşmanlarına açıktan destek verdiler.
“Namaz aşığı” hocayı “taşlama” ameliyesine iştirak ettiler.
Bunu yaparken de, “Hoca’ya canlı yayında maksadını aşan ifadeler kullandı” diye küfür sallayanlara tek laf etmedi bu takım!..
“Muhafazakâr takımı”nın, kendi çevresinden olmayanlara karşı “eziklik”- “meşruiyetini ispat çabası” hiç bitmez...
Kahrolası kompleks!..
Konservatizm Frenkçesi; muhafazakâr, konserve edilmiş yiyeceği benzer; özel işlemlerden geçirilmiş, katkı maddeleri ile tatlandırılmış, besin değeri yok edilmiş bir şey...
Kolaylık sağlar, hemen hazırlayıverirsiniz, hoşunuza gider, ne var ki sürekli olarak konserve ile beslenmek adamı günün birinde “kanser” eder, “kalbi” bozar vesaire...
Esas olan “tabii” beslenmedir, “kaynağından” beslenmek!..
Katkı maddesi olmayacak, Allah ne verdiyse, müdahalesiz o!..
Muhafazakârlık, “Din”in genetiği değiştirilmiş halidir, kaba benzetmeyle...
“Din”den esintiler taşır ama “İki günü birbirine denk olan ziyandadır!” hükmüne taban tabana zıttır!..
Muhafazakârlık taklitçiliktir; el oğlunun “Din”in emirlerinden “kıvırtmak” için uydurduğu bir ideolojidir!
Bunu bir de “demokratlığa” bularsanız, muhafazakâr demokrat olursunuz, al sana ortaya karışık konserve!..
¥
Muhafazakâr adam (tekrar tekrar ifade ediyorum aman dindarlıkla karıştırılmasın, hiç alâkası yok!) etrafındakilerine, etki alanındakilere karşı son derece kibirlidir, son derece keskin, haşindir; dışarıya karşı ise alabildiğine hoşgörülü.
Onun bir derdi vardır; “göze girmek”, “şirinlenmek”, “takdir toplamak” nasıl ifade ederseniz edin, böyle bir ruh halindedir, kendisinden olmayanlar tarafından övülmek çok hoşuna gider, mest eder...
Kendi civarındakilerin beğenileri çok önemli değildir onun için, kendisine küfredenlerin gözüne girebilmek için “taklit üstüne taklit” yapar; aman ne rezaletler gördük biz, “şarabın tadından başka her şeyini bilmek”le övünenleri bile gördük, ne marifet, aferin!
Muhafazakârlardan birine liboşun biri dese ki, “Ben de sizi çok tutucu sanmıştım, gayet modern bir insanmışsınız!”...
Adam kendinden geçer, sevindirik olur!
Bu yapıdaki insanlar birbirlerine güvenmezler, çünkü kendilerine güvenmezler.
Kendilerine güvenleri olsaydı eğer, “Müslüman” olmak yeterdi, “muhafazakâr” olmaya ihtiyaç duymazlardı...
“Müslüman”, sadece “Müslüman.”
Neyine yetmedi de, batıdan “taklitçilik” yaptın?
Böyle durumlar işte, bu kompleks mevzuu canımı çok fena sıktı yine, asabım çok bozuk, esip gürleyesim var.
Bu muhafazakârlar satışa ne de müsait adamlar, Allah Allaaaah!..
¥
Niçin böyle yaptılar dersiniz?
Basit değil mi;
“Din düşmanları”nın gözüne girmek için, “Bakın ben onun gibi düşünmüyorum” mesajını vermek için anında “satış!”
Bakın, “din düşmanları” nasıl da birbirlerine sahip çıkıyorlar ve “küfür tek millettir” hükmünü nasıl da pratiğe döküyorlar.
Bu “taraf” ise böyle işte...
Biz o sütü bozuk 28 Şubat sürecinde ne saldırılara maruz kalmıştık da, “bizden” dediklerimizden umduğumuz desteğin milyonda birini bulamamak bir yana, hücumlarına bile muhatap olmuştuk.
Göze girecekler ya, mevzu bu!..
Bunlar var ya bunlar...
İçlerinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı seviyormuş, sayıyormuş gibi görünenler de var, niceleri böyle... Gel gelelim, dost dediğin kara günde belli olur.
Sayın Erdoğan hedefte, güç odakları silmeye karar vermiş, “Sağlam İrade” direniyor...
Allah korusun, günün birinde “düşecek” olsa, sadece “din düşmanları” değil, bugün Sayın Erdoğan’ı seviyormuş, sayıyormuş gibi görünen niceleri anında “satış moduna” geçer!
Maziye bir bakıver ey dost, bu muhafazakâr zihniyetli adamlar, kimleri kimleri satmadılar!..


