Amsterdam, Amsterdam!..
Türkiye büyüyor, güçleniyor ve buna uygun olarak da dış temsilciliklerinin sayısı hızla artıyor.
Yeni Türkiye.
Ben bu hamlelerin her birini büyük bir heyecanla destekliyorum.
Her yerde bayrak göstereceksin, bir yerde yoksan hiçbir yerde yoksundur ruhuyla hareket edeceksin.
•
Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki Yeni Türkiye, hatalarından da ders alarak emin adımlarla ilerliyor, işte Avrupa’nın en çok büyüyen ekonomisiyiz, yedi düvelin saldırdığı bir süreçte daha ne olsun.
İşlerin daha da güzelleşmesi için Başkanlık Sistemi’nin gelmesi şart, ya da olmadı, “Partili Cumhurbaşkanlığı”…
Bunu yapamazsak, işler tersine dönebilir, Allah muhafaza.
•
Gayret büyük, başarı büyük ama bazı yerlerde de “sistem bozukluğundan” dolayı nice aksaklıklar oluyor.
Büyük kayıplar…
Bugün size çarpıcı misal:
Hollanda- Amsterdam Başkonsolosluğu, bundan takriben üç sene evvel “Yeni Türkiye” ruhu ile hizmete açılan temsilciliklerimizin en önemli halkalarından.
En fazla vatandaşımızın bulunduğu ülkelerden Hollanda; Amsterdam da Avrupa’nın mühim merkezlerinden, koca Türkiye’nin burada Başkonsolosluk açmaması anlaşılır gibi değildi.
Açtı.
İyi oldu.
Daha doğrusu vatandaşlarımız iyi olduğunu düşünüyordu.
Ne var ki...
Takriben üç sene önce kâğıt üzerinde açılan Başkonsolosluğun hizmet verebileceği bir yeri yok!
Başkent’e gittiğimizde sorduk Büyükelçimize:
“Amsterdam Başkonsolosluğu var mı, yok mu?”
Dedi ki:
“Var.”
Dedik ki;
“Peki nerede iş yapıyor, vatandaşlarımızın başvurularını nerede kabul ediyor?”
Dedi ki:
“Şimdi bir yer kiralanıyor, yakında olacak!”
Dedik ki:
“Ne olacak?”
Dedi ki:
“Yeri!”
Adı var, kendi yok mevzuu!
Üç sene önce resmen açılan ve dolayısıyla Başkonsolos’u atanan temsilciliğimizin hizmet vereceği bir alan yok!
Başkonsolos’u var ve hatta bir başkonsolos gitti diğeri geldi ama yeri yok!
Başkonsolos ve diğer personel atandı, tabii kalacak yer lazım, gayet prestijli bir “rezidans” da ayarlandı.
Üç adet de otomobili var.
Güzel.
Var da üç yıldır hizmet verecek mekânı yok, yani vatandaşımızın bir işi düştüğünde, gidecek yeri yok, mecburen Başkent’e!..
•
Peki, Sayın Başkonsolos ve diğer personel ne yapar bu ortamda?
Ne yapsınlar, ceplerinden para verip Başkonsolosluk için bina mı satın alacaklar?
Yapacak iş yok, Sayın Başkonsolos davetlere gidiyor, Türkiye’yi temsil ediyor.
Ve ne yapsın, malûm soruyu soran vatandaşlarımıza “İnşallah yakında” diyor.
“Oh ne güzel, bol maaş, az iş” demeyin…
“Boş gezmek” insanın canını sıkıyor!
•
Bir de mülkiyet mevzuu var.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, “ Dış temsilciliklerimize yer kiralamaktansa mülkü satın almaktan” yanadır.
Oralar bizim toprağımız, kökten bizim olmalı.
Şimdi…
Amsterdam Başkonsolosluğu’na bir yer almak gerekiyor.
Onu da sordum.
Yer satın alma değil de, kiralama yoluna gidiliyormuş!..
Kontratı imzalanan “hizmet binası”nın aylık kirası 25 bin Euro imiş!
Bu çok para, belki de değil.
Bilemem ama…
“Peki bunu satın alsanız kaç para?” diye sormasını bilirim.
Sordum.
Dendi ki;
“Aşağı yukarı 6 milyon Euro!”
E, iyiymiş…
Aylık kirası 25 bin Euro olan yeri 6 milyon Euro’ya alabiliyorsan hiç kaçırma.
Sıkı pazarlığını da yaparsın filan, daha iyi, hem kendi mülküm, memleketimin toprağı.
“Doğru” dendi.
“Peki niçin bunu yapmıyorsunuz, yani niçin satın almıyorsunuz?” diye soruldu tarafımdan.
Cevapsız bırakıldı.
•
Neyse ki kira sözleşmesinde bir madde varmış…
Türkiye başkonsolosluk binasını satın almak isterse, kiraya veren taraf satmak mecburiyetindeymiş.
Biz yazdık, satın alınır belki.
Alınmazsa, ayda 25 bin Euro kira.
Vatan sağ olsun.
•
Diyeceksiniz ki, “Her iş bitti de, Amsterdam Konsolosluğu mu kaldı?”
Yok hayır, kıssadan hisse meselesi…
Memlekette organizasyon eksikliğinden dolayı bazı işler aksıyor, pek çok iş aksıyor ve pek çok kaynak boşa gidiyor!
Bu sadece Amsterdam’da değil pek çok yerde böyle.
Bakın, Milli Eğitim’i bir türlü organize edemedik, “takım oyunu”na bir türlü yönelemedik de ne oldu, işte liseliler üzerinden oynanan oyun!
Bu işleri paralele havale etmeseydik de vaktinde takım oyunu ile düzene koysaydık, şer odaklarına malzeme olan gençlerimizin sayısı çok daha az olmaz mıydı?
“Mesele Amsterdam meselesi değil, hâlâ anlamadınız mı!”
Ne yani az mı, gurbette yaşayan nice vatandaşımız Amsterdam’daki gecikmeden dolayı olmadık yerlere oy vermiştir, olmaz mı yani!
Her oy altın değerinde, değil mi?
º
Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlut Çavuşoğlu ekibinde köklü değişiklikler yapıyormuş.
Çok iyi olur.
Çok köklü değişiklikler lâzım, kendisi canını dişine takmış koşarken, “takoz” koyan varsa -ki var çok var- elensin!
Bir de…
Amsterdam Başkonsolosluğu bizim olsun, kiralık suyla değirmen dönmez!..


