--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aklın varsa, kullan!..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Hoca, bir elindeki vazoya diğer elindeki elmayı attı ve merakla kendisini takip eden talebelerine, “Elmayı vazodan alan yiyebilir” dedi.

En hırslı talebe hemen öne atıldı.

Elini biraz da zorlanarak vazoya soktu.

Elmayı kavradı.

Çıkartmaya çalıştı.

Olmadı.

Tekrar denedi, imkânsız.

Hoca, çocuğun elini acıtma noktasına geldiğini görünce, “Tamam” dedi, “Elmayı bırak ve elini çıkart!”

Çocuk, manzarayı gülerek izleyen arkadaşlarından utanarak elmayı bıraktı ve elini kurtardı.

Hoca, gülümseyerek yaklaştı vazoya.

Kaldırdı, ters çevirdi ve düşen elmayı “ihtiraslı” çocuğa verdi!

O çocuk mahcup, diğerleri “Bu kadar basit bir şeyi bile akıl edemedi!” diye gülerken…

Dedi ki Hoca;

“Hayır, o kadar basit değil bunu düşünebilmek! İnsanlar çoğu vakit yanlışta ısrar ettikleri için nimetten mahrum kalırlar.”

Dahası da var aslında…

Çok daha kötüsü, kimi zaman hırs yaptıklarından vazoyu fazla zorlarlar. 

Vazo kırılır ve bileği keser!”

Bir şeyler tıkanmışsa eğer, bir yerlerde yanlış yapıldığı için tıkanmıştır mutlaka.

İnat yanlışı büyütür.

Yanlış yanlışı getirir.

Kıssadan hisse…

O KUTUYA SIĞARSA ANCAK BÖYLE SIĞAR!

Bir başka Hoca…

Elinde bir konserve kutusu…

Önünde de, bir yığın irili ufaklı taş; yumruk kadar olanından, kum tanesinden biraz büyük olanına kadar.

Çocuğa der ki Hoca:

“Bu taşların hepsini şu kutunun içine sığdırabilir misin?”

Çocuk bir taşlara bakar, bir de kutuya…

“Mümkün değil” der;

“Bu kadar taş bu kutuya sığmaz!”

Çocuğun ümitsizliğini gören Hoca, “Korkma evlât; nasıl yapacağını düşün, plânla ve uygula” der.

 Çocuk, taşları alır, kutuya doldurmaya başlar, yer bitince tepeden bastırır.

Gücünün yetmediğini düşünerek, kutunun üstünden ayakları ile bastırmayı dener.

Yok, mümkün değil…

Taşları o kutuya sığdırmak imkânsız.

Çocuk pes eder.

Gülümseyerek Hoca, o kadar taşın o kutuya nasıl sığdırılabileceğini göstermeye başlar.

İlk yaptığı işlem, taşları büyüklüklerine göre gruplandırmaktır. 

En büyükler, bir küçükler, bir küçükler ve kum taneleri.

Hoca, önce en büyük taşları yerleştirir kutuya.

Büyük taşlar arasındaki boşluklardan daha küçük taşları atar, son olarak da kum tanelerini…

Onlar da boşluklardan süzülerek uygun alanlara yerleşir.

Ufak bir çalkalama operasyonu ile yerleşimi tamamlar Hoca.

Şaşkın gözlerle izleyen çocuğa;

“İşlerini zorlayarak değil, plânlayarak yap evlât!” der.

•

Bizlere, bebekliğimizden bu yana ne olursa olsun vazgeçmemek, mücadeleci olmak, peşini bırakmamak öğretildi.

Bu güzel ama eksik bir telkindi.

Biz, işleri “usulüne” göre yapma kültürünü maalesef edinemedik.

Mecelle der ki; “Usul esasa mukaddemdir.”  

Yani, usül esastan önde gelir.

Usül esastan, üslup mesajdan önde gelir.

Bu Ramazan,  bazı “kronik” sıkıntılarımızı fark etme ve bundan sonrası için “Bütünlüklü Stratejiler” geliştirme şuuruna yaklaşmamıza vesile olur inşallah.

TERÖRE LANET!

Vezneciler’i vurdular bu kez de, Almanya’nın soykırım saldırısına paralel olarak.

Organize işler, zaman ayarlı bombalar.

Yüce Allah’tan şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza acil şifa dileriz. 

Terörle usulüne uygun savaşımız devam edecek ve Allah’ın izniyle kazanacağız.

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle