--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Akit gazetesine saldırı…. “Devlet” bu işe el atmalı!..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Yeni Akit gazetesine bir grup “sözde ülkücü”nün saldırısı bütün yönleriyle ele alınmalı.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan,

Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu,

Başbakan Yardımcımız Sayın Yalçın Akdoğan,

İçişleri Bakanımız Sayın Efkan Âlâ,

Adalet Bakanımız Sayın Bekir Bozdağ,

Mit Müsteşarımız Sayın Hakan Fidan.

Bu mesele son derece hassas; “Paralel Yapı”nın gerçek yüzünün biraz daha aydınlatılmasına büyük katkılarda bulunma potansiyeline sahip.

Doğrusu “saldırıda kullanılan” sözde ülkücüleri çok önemsemiyorum.

Onlar, “üst akıl”ın kontrolündeki “alt akıl” tarafından gaza getirilmiş, kullanılmış, kandırılmış vesaire olabilirler.

Doğrusu çok da önemli değiller!..

Ben…

“Arka plân”la ilgileniyorum.

•

Şu “twitleri katlama” ameliyesinin üzerine gitmek şart!..

Saldırı öncesinde öyle “organize” bir faaliyetler dizisi gerçekleştirildi ki, “evlerden”  öyle bir yükleme yapıldı ki, bir anda sosyal medya alanı tamamen kapatıldı.

“Paralel Yapı” hakkındaki haberlerinden dolayı Akit’e sürekli olarak saldıran “adreslerden” nice mesaj yağdı, yeni hesaplardan onbinlerce “kışkırtıcı” ifade sadır oldu…

Böylesini “Paralel Yapı” operasyonlarının gerçekleştirildiği “kampanya” dönemlerinde görmüştük…

O zamanlarda da “twitleri” böyle “katlamışlardı!”

“Evlerde kalanlardan” bir bölümü, yani mecburen kalanlardan bir bölümü, Akit’e farklı kanallardan ulaşıp “kışkırtıcı” mesajlar atmaya zorlandıklarını ifade ediyorlar.

Bu konuların üzerine mutlaka gidilmeli.

•

Saldırıya an be an şahitlik eden…

Hayatına kast edilen Hukukçu Yazarımız Sayın Ali İhsan Karahasanoğlu’nun dünkü yazısında dikkat çektiği nokta son derece önemli.

“Atatürk’e hakaret edilmiş de onun için gelmişler!” mevzuu var ya…

Eylem için gelen ilk grupla diyalogunu anlatırken diyor ki Sayın Karahasanoğlu;

“Hoş gelmişler, sefa gelmişler’ dedik. Devamla ‘Nedir itirazınız?’ diye sorduk. ‘Facebookta bir paylaşım var” dediler. 

İzah ettik.

“Bakın elinizdeki broşüre… Bahsettiğiniz Facebook sayfası Akit gazetesinin değil, Akit gazetesi okurlarının sayfası. Altında da yazıyor; ‘Bu sayfa okurlarındır. Akit’in resmi Facebook sayfası da budur!’ diye. Dolayısıyla itiraz ettiğiniz yayının sorumlusu biz değiliz.”

•

Sayın Ali İhsan Karahasoğlu bunları söyleyince, “ilk grup”takiler şaşırıyor…

Duraklıyor…

İçlerinden bazıları cep telefonlarından internete girip meselenin ‘doğrusunu’ öğrenmeye çalışıyor….

Sayın Karahasanoğlu’nun söylediklerinin doğru olduğunu anlıyor…

Bu durumda yapılması gereken “Yanlış anlamışız, özür dileriz!” diyerek çekip gitmek değil mi?

•

Hayır, öyle yapmıyorlar.

Kendilerini gönderen “abi”lerini arayıp durumu izah ediyorlar.

Karşı taraftan ne deniyorsa, geri dönüp, “saldırı vaziyeti” alıyorlar!..

Sonrasında da o çirkin, rezil saldırılar!..

 “Paralel Yapı” ile amansız mücadele yürüten Devlet’imiz meselenin “şüpheli” yönleriyle yakından ilgilenir zannımca…

Bir de…

Sayın Cumhurbaşkanımız Emniyet’teki “Pasif Direniş”e vurgu yapmıştı.

Adamlar, saldıracaklarını saatler öncesinden duyuruyor, sosyal medyayı tehditlerle sallıyor ama nedense gerekli tedbirler alınmıyor.

Yeni Akit çalışanları Emniyet’e müracaat ediyor, yine doğru dürüst tedbir yok.

Saatler geçiyor, yine yok, yine yok…

Hayli zaman sonra gelen iki araçtakiler de dışarı çıkmama eğiliminde!..

Bu nasıl oluyor?..

Bu işlerin arkasında kimler var?..

İslam’a ve Müslümanlara saldıranların gemi iyice azıya aldıkları bir günden bahsediyoruz…

Böylesine hassas bir günde, adamlar sosyal medyadan duyura duyura “katliam için” geliyorlar da, tedbir alan yok!..

Değerlerimize hakaret eden Cumhuriyet gazetesinin önünde güvenlik barikatları oluşturan Emniyet, değerlerimizi savunan Akit’e saldırı öncesinde ve saldırılar sırasında niçin böylesine tuhaf bir tavır içine girdi?..

Nice dürüst yöneticisinin olduğunu çok iyi bildiğimiz Emniyet’in böylesine “zaafa” düşmesine kimler sebep oldu?..

“Pasif Direniş”çiler ortaya çıkartılsın.

Bakın “Pazar günü yine saldıracağız!” diyorlar;

Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilmesi planlanan yeni “provokasyonların” önü kesilsin!.. Saygılarımla. 

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle