AK Parti’de “Öze dönüş”… Bu ne demek?..
Uzak ve yakın tarih, çok yetenekli liderlerin çoğu vakit “etrafları”na özel olarak yerleştirilenlerin veya “kifayetsiz muhteris”lerin yanlış telkin ve hareketleri yüzünden sıkıntıya düştüğünü gösteriyor.
Bariz misal, Merhum Turgut Özal.
Türkiye’ye gerçekten “çağ atlatan” Merhum Özal’a, etrafındaki “mason”, “papatya, “dönme”, “rant sever”, “kifayetsiz muhteris” takımının ne büyük zararlar verdiğini hatırlayınız ve hatırlatınız lütfen.
Merhum Özal, “yanlış telkinlerin” etkisinde kalarak hızla kan kaybetmiş, bundan dolayı Köşk’e sığınmak zorunda kalmış, partisi kısa sürede kuruluş ruhundan uzaklaşmış ve sıkıntıdan patlama moduna girdiğinde yeni parti kurma çalışmalarına başlamıştı.
Hasan Celal Güzel, Vehbi Dinçerler gibi ülkemize âşık vatan evlâtlarını, Özal’ı dolduruşa getirerek uzaklaştıran bu odaklar, Büyük Lider’in sonunu hazırlamışlardı.
Ak Partili 13 yıl boyunca, kimi vakit, bu “zararlı” telkinlerin etkisini gördük, her gördüğümüzde de mümkün olduğunca dost uyarılarında bulunmaya gayret ettik ama etraftaki “organize” hareketler hemen her seferinde sesimizi bastırdı.
Paralel yapı böyle bir oluşumdu, “liboş ittifakı”, diğer “çıkarcı” gruplar da böyleydi.
Öte yandan…
AK Parti’ye gelen CHP’li CHP’liliğinden, Anavatanlı, Doğru Yollu eski hallerinden vazgeçmeden yollarına devam ederken, çileyi çeken “Milli Görüş” ruhlu vatan evlatları uzun yıllar “ihmal” edildi.
Sayın Erdoğan’ın zorlandığı her durumda ona sahip çıkan Milli Görüş ruhuydu, nimet sözkonusu olduğunda da maalesef “devşirmeler” istifade etti.
O devşirmeler de bugünlerde satışta!..
Bunları, taaa başından beri yazmamış, taaa başından beri “kardeşlik görevimi” yerine getirmemiş olsaydım bugün “utancımdan” bu konulara giremezdim.
Bugün birileri, AK Parti düşmanı medya üzerinden “özeleştiri” makamında bir şeyler söylüyor ama…
Bunların söyledikleri, mesela, “paralel yapı” tehlikesine karşı “vaktinde” uyarılarda bulunmamış olmalarından dolayı “devre dışında bırakılma sendromu”na bağlanıyor.
Bugün, 1 Kasım’daki hayati seçime ülkece hazırlandığımız bu hassas süreçte, AK Parti’nin sağlıklı özeleştirilerde bulunduğunu, muhasebesini sağlam bir şekilde yapmanın işaretlerini verdiğini görmek bizi memnun ediyor.
Sayın Davutoğlu da, 7 Haziran öncesinde bazı “zararlı telkinci”ler tarafından yanlışa yönlendirilmek istenmişti.
Hep yazıyoruz; seçimlerden önce emekliler ve diğer dargelirli kesimlere “kucak açılmış” olsaydı, AK Parti 7 Haziran’dan en az artı 20 vekille çıkardı.
Tek başına iktidar elden gitmez, Türkiye milyar dolarlarını “faiz lobisine” toka etmek mecburiyetinde kalmazdı!
Koalisyon ön görüşmeleri için Kemal Kılıçdaroğlu’na, Selahattin Demirtaş’a gitmek, Devlet Bahçeli’nin ipe sapa gelmez tavırlarına muhatap olmak, istenen bir durum değildi.
Mecburiyetten kaynaklandı!..
Neyse, zararın neresinden dönsen kâr…
Kâr da, Ak Parti’nin tek başına iktidarı kaybetmesinden dolayı ne milyar dolarlarımız gitti el oğlunun cebine!..
•
Milletvekili adaylarının tespitinde öyle vahim hatalara düşüldü ki, Anadolu’yu il il gezip vatandaşı dinlediğimizde “Allah Allaaaah” çektik sürekli olarak.
O ilin ruhuna uygun olmayan, o ille bağlantısı bulunmayan nice isim aday yapılmıştı, nice yüksek oy potansiyeli bulunan düzgün adam devre dışına itilirken, eşinin oyunu bile getirmeyecek kimi isimler aday yapılmıştı!
Haçlı İttifakı’nın Türkiye’yi “soykırımcılıkla” suçlama, iftira yağdırma yarışına girdikleri bir dönemde, bünyeden “olumsuz” mesajların çıkması da tabloyu olumsuz yönde etkilemişti.
Bundan sonra inşallah böyle şeyler olmayacak.
Sayın Erdoğan, Sayın Davutoğlu ikilisini bu aziz milletin kahir ekseriyeti çok seviyor.
Sayın Erdoğan, daha bir yıl önce bilinen tavırlarıyla, dik duruşuyla, milletin bağrına hitap edişiyle yüzde 52 oy aldı.
Demek ki, orada bir sıkıntı yok.
Sayın Davutoğlu da, Kongre salonunu dolduran onbinlerin yoğun ilgisine mazhar oldu, orada da sıkıntı yok.
Gidişat iyi, sonuç da iyi olacak İnşallah;
Yanlışa yönlendirenler etkili olmasın yeter!..
Bir bakınız lütfen; o sütü bozuk 28 Şubat sürecinde kim, milletin hukukunu savunmak için neler yaptı, neler yapmadı…
Kim sahip çıktı, kim sattı, kim sahip çıkar gibi yaptı!..
Bunlara bakın…
Öze dönüş, 28 Şubat sürecindeki mücadele ruhuna dönüştür.
“AB’ye dönüş, Doğan medyasına dönüş, liberallere dönüş” filan…
Bunlardan hayır gelmez, yeni koalisyon turları mecburiyeti gelir!..
Emeklisi, esnafı, köylüsü, 4-C’lisi, taşeronu, asgari ücretlisi…
Hakkı bir türlü verilmeyen polisi…
Sınır beklerken “sigortaya borçlanan” Mehmetçik’i…
Anadolu’ya kucak açtım mı bu iş tamam Allah’ın izniyle.


