AK Parti tabanı ne diyor?
Akit yazarlarının farklarından biri de bu, telefonlarımız okuyucularımıza açık.
Allah’ın selamını veren her okuyucumuzla sohbet ediyoruz.
İş yoğunluğundan dolayı kısa kesmeye çalıştığımızda da, hemen fırça:
“Ne o siz de mi diğerlerine benzediniz!”
Estağfurullah!
•
“Ben şu kadar yıllık Akit okuyucusuyum” diye girdikten sonra söze, düşüncelerini “aynen yazılmak kaydıyla” aktarmaya başlıyor okuyucum.
Son vakitlerde bu türden aramalardaki “patlama”nın etkisi altındayım.
Telefonla irtibatı kestiğimin geceler oluyor mecburen.
Sabah bir dolu “cevapsız arama” buluyorum karşımda.
Teker teker aramak mı lazım, yoksa “tekrar ararlar nasılsa” diye düşünmek mi?..
Kimi vakit onu, kimi vakit bunu yapıyoruz.
Son günlerde, ağırlıklı olarak Ak Partililerden, zaman zaman da MHP’lilerden telefonlar geliyor…
Aktif e-mailime ulaşanları, twitter üzerinden yazanları da işin içine kattığınızda hayli geniş bir kitleye ulaşıyoruz, daha doğrusu kitle bize ulaşıyor.
AK Partililerin yorulmadan, usanmadan söyledikleri;
“Biz sadece reklam arası verdik. Ülke erken seçime gitsin, en az beş puan fazla alırız.”
AK Parti’nin yaşadığı kaybın sebepleri sıralanıyor;
“Aday tercihlerinde tabanın hissiyatı genellikle ihmal edildi.
Paralel yapıya çalışan ya da paralel yapı ile mücadeleden kaçınan isimler aday yapıldı.
Bürokraside omurgasızlık hakimdi. Ak Parti’nin bir yerlere getirdiği bürokratlardan çoğunda dava aşkı yoktu.
Milletten kopuk bazı bakanlar, dar gelirliyle alay edercesine konuştu.
Enflasyon bir puan fazla çıkmasın diye, dar gelirlinin talepleri kimi vakit görmezden gelindi.
Teşkilâtlar, çoğu yerde aday tespitlerini beğenmedikleri için fazla asılmadı.
Üç dönem uygulaması ilke olarak güzeldi, ama içinde bulunulan duruma uygun değildi, bunun zararları oldu.
Başkanlık sistemini neredeyse sadece Sayın Erdoğan savundu, bu meselenin önemi anlatılamadı, anlatılmadı.
Belediye yönetimleri genellikle iyi performans sergilemedi.
AK Parti ruhu ile uzaktan yakından alâkalı olmayan menfaatçilere fazla yüz verildi.
Her dönemin adamları, bu dönemde de baş tacı edildi.”
Böyle sebepler sıralanıyor.
Bize dert yanan AK Parti seçmeni, etraflarından yansıyan havayı da yansıtıyor, şu ifadelerle:
“Bir uyarıda bulunmak için başka partileri tercih edenler ya da sandığa gitmeyenler çok oldu. Bunlarla bugün konuşuyoruz; ‘Uyarmak istedik ama dozu fazla kaçtı’ diyorlar. Bugün seçim olsa, uyarının kıvamını azaltmak için AK Parti’ye oy verecekler çok bunlar içinde. AK Parti’nin tek başına iktidar olmadığı bir Türkiye’nin tıkandığını gördü çokları. Görüşmeler ‘usulen’ yapılmalı ama kesinlikle koalisyona girilmemeli! Diğerleri düşünsün! Yıkmayı bilen, yapmayı da bilsin!”
•
Bunlar söyleniyor genellikle.
Peki koalisyona gidilirse…
Gidilecekse, bu hangi partiyle olmalı?
Doğrusu, “CHP ile olmalı” diyene neredeyse şahit olmadım.
Güneydoğu’dan “HDP ile olabilir” diyen birkaç okuyucumuz çıktı ama, CHP ile HDP arasında fark olmadığını belirtenler, “İttihatçı zihniyetin bu iki temsilcisiyle işbirliğine gitmenin AK Parti’yi bitireceğini” söyleyenler kahir ekseriyeti oluşturuyor.
MHP ile koalisyon?
Bu da “ehven-i şer” olarak nitelendiriliyor.
MHP’li okuyucularımızdan gelen tepkiler de bu yönde; “En iyisi erken seçim. Olmadı, AK Parti” diyenler çoğunlukta.
Şu da var MHP’de;
Bir yakın dost, meslektaş geldi…
Oyunu MHP’ye vermiş.
“Niye” dedim?
“AK Parti çevrelerinde gevşeklik hali gördüm, bir uyarı olsun dedim” karşılığını verdi.
Bir kere daha sandık gelse bu kez “AK Parti” dermiş.
MHP’nin oyları içinde de çok sayıda “emanet oy” var, öyle görünüyor.
AK Parti, alabileceğinin en azını, MHP ile HDP ise en fazlasını aldı.
CHP, HDP’ye gideni “yalan vaat”le geleni filan derken, alması gerekeni aldı.
Erken seçim sadece AK Parti’ye yarar.
Taban böyle düşünüyor.
Gerisini tavan bilir.


