Afrika’ya “Refah” götürüyoruz!..
Mogadişu’da Türk öncü ekibini hedef alan bir büyük saldırı gerçekleşmişti…
Etiyopya yetkilileri, Sayın Erdoğan’ın bu saldırının ardından riski iyice artan Somali’ye gidip gitmeyeceğini tartışıyordu.
Biz gazeteciler heyeti olarak hep birlikte şunu söyledik:
“Tam da vazgeçecek Lider’i buldunuz! Sayın Erdoğan asla tereddüt etmez, şiddete pabuç bırakmaz!”
Gittik hep birlikte ve döndük Allah’ın izniyle.
•
Sayın Erdoğan ile görüşmemizin ayrıntılarını haber sayfalarımızdan takip edersiniz.
Ben birkaç izlenim vereyim buradan…
Bülent Ecevit, Mesut Yılmaz, Devlet Bahçeli gibi “donuk devlet adamlarının” işbaşında bulundukları dönemleri çok iyi bilen, o “durgun” atmosferi birebir yaşamış olan gazeteciler Türkiye’nin nerelerden nerelere geldiğini çok daha iyi idrak eder.
Ben, bir vakitler Romanya Başbakanı’nın işadamlarından birkaçını yanına alıp yurtdışında ticaret yapmalarını sağlamasından övgüyle bahsederdim.
Bugün ise yabancılar bizden övgüyle bahsediyor.
Kıskanıyor!..
Türk ve Afrikalı işadamlarının buluşmalarını yakından izleyen batılı diplomatlarla konuşurken gördük ki, hepsi Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde yükselen Türkiye’ye gıpta ile bakıyor.
Kim ne derse desin, Türkiye adımlarını son derece planlı, programlı bir şekilde atıyor.
Türkiye, bir vakitler buralarda neredeyse yoktu.
“Paralel yapılar” birilerinin “taşeronluğunu” yapardı, devlet ise alanı tamamen bunlara bırakmıştı.
Ya bugün?..
Sayın Erdoğan’ın dile getirdiği gerçekler çok çarpıcı:
“Göreve geldiğimizde Afrika’da 12 büyükelçiliğimiz vardı, bugün itibarı ile 39 büyükelçiliğimiz var. Afrika’dan ülkemizde neredeyse büyükelçilik yoktu, şimdi 31 büyükelçilik de Afrikalıların Türkiye’de var. Göreve geldiğimizde Afrika ülkeleri ile aramızdaki toplam ticaret hacmi 3 milyar dolar iken, bugün ticaret hacmi 36 milyar dolara ulaşmış vaziyette. Bu da tabii Afrika ile Türkiye arasındaki münasebetlerin ne kadar olumlu istikamette geliştiğinin ifadesidir.”
Afrika ülkeleri ile ticaret hacmimizin 12 yılda 12’ye katlanması tesadüfi olabilir mi?..
Başta Sayın Erdoğan olmak üzere, işadamlarını yanına alıp ülke ülke dolaştırmasaydı, onlara adeta kefil olmasaydı, her sıkıntıları ile yakından ilgilenen mekanizmaları kurmasaydı böyle bir başarı yakalanabilir miydi?..
İmkân bulanlar Somali’ye gidip baksın; tasavvurların ötesinde sefalet manzaraları çekiyor dikkatinizi.
Ne İngiltere, ne Fransa, ne Amerika ne şu, ne bu…
Somali Devlet Başkanı’nın da ifade ettiği gibi “Yardım deyince ne var ne yoksa Türkiye’den.”
Somali’nin ve diğer birçok Afrika ülkesinin bu hallere düşüren Batı sadece “İslamcı dalganın” yükselmemesi için oraları yakından takiple meşgul.
Türkiye ise bütün gövdesi ve samimiyetiyle alanda.
THY, Somali gibi “terk edilmiş” bir ülkeye haftalık sefer sayısını 7’ye çıkartmak üzereyse, varın gerisini siz hesap edin.
Türkiye, buralardaki biçare insanların yüreklerini öyle bir fethetmiş ki…
Devlet başkanlarının da ifade ettiği gibi, böylesine sıkı güvenlik tedbirleri almak gerekmeseydi, 1 milyon insan toplu olarak Erdoğan’ın arkasından yürüyecekti.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir “Lider”, böylesine büyük bir sevgiye mazhar olmadı.
Etiyopya’da, Cibuti’de, Somali’de gördüklerimiz, içli dışlı şer odaklarının niçin böylesine büyük rahatsızlıklar içinde olduğunu göstermeye yetiyor da artıyor.
Hastane bizden, havalimanı bizden, cami bizden, yüksek okul bizden, yurtdışında yani “Türkiye’de eğitim” bizden…
Ticari ilişkilerdeki artış, buraların “tabii zenginliklerinden” hep birlikte istifade, kendiliğinden geliyor.
Öyle inanıyorum ki, Türkiye bu topraklardan çok daha büyük kazançlar elde edecek…
Tabii, bizden daha çok da mahrumiyetin pençesindeki Afrikalı kazanacak.
Osmanlı her gittiği yere “Refah” ulaştırırdı…
Yeni Türkiye de, öyle inanıyorum ki buralara “Refah”ı getirecektir.


