--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Acısız olmuyor!..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Karaman Ermenek’teki kömür madeninde 18 kardeşimiz mahsur…

Yüreklerimiz yanıyor…

Yazıyı kaleme almaya başladığımız şu sıralarda,  Enerji Bakanı Taner Yıldız, Ulaştırma Bakanı Lütfi Elvan ve Çalışma Bakanı Faruk Çelik ile birlikte kameralar karşısında,  “ümitlerin iyice azaldığını” dile getirmekte.

•

Bağlar ilçesindeki semt pazarında eşiyle birlikte alış veriş yaparken maskeli saldırganlar tarafından ateş açılması sonucu ağır yaralanan Astsubay Üstçavuş Nejdet Aydoğdu’nun şehit olduğu haberi geliyor, bir acı daha. 

Birkaç gün evvel de yine “maskeli” kişilerin Hakkâri Yüksekova’nın en merkezi yeri Cengiz Topel Caddesi’ndeki sivil kıyafetli askerlere arkadan ateş açması sonucu üç kardeşimizi kaybetmiştik.

•

Özellikle Gezi olaylarından bu yana, tabii- tabii olmayan birçok afetle, yıkıcı, sarsıcı olayla karşı karşıya kalıyoruz.

Sınırlarımızdaki yangın bize de sıçrıyor, yanan yerlerimizi söndürmeye çalışıyoruz.

Bugünlerde çok sıkılıyor, çok üzülüyor, dertleniyor, gamlanıyoruz.

Ortalık karışık, her an herşey olabilir, “bıçak sırtında” ilerliyoruz…

Bu süreçte her biri “sıradan” bir hükümeti darmadağın edebilecek birçok hadiseye şahitlik ettik, ediyoruz.

Sayın Erdoğan, Gezi olayları sırasında en küçük bir “zaaf” göstermiş olsaydı, kadrosunun kahir ekseriyeti gibi “acze” düşseydi iş bitmişti!..

Sayın Erdoğan hakkında söylenmeyen kalmadı, aile boyu neler yaşadıklarını biliyorsunuz…

Bunların binde birine “herhangi bir lider” maruz kalsaydı işi çoktan bitmişti!..

“Küresel medya güçleri” ve kredi derecelendirme kuruluşlarından yansıyan hava, Sayın Erdoğan’ın şahsında Türkiye’yi hedef alan saldırıların şiddetini arttırarak devam edeceğini gösteriyor.

•

Bütün bunlar olup biterken, birkaç adım geriye çekilip de “tefekkür” etmeyi vakit bulabilenler, Türkiye’nin “acı çeke çeke normalleşme” yolunda olduğunu görebiliyor.

Türkiye, 12 Eylül’den bu yana toparlanmaya uğraşıyor.

Merhum Özal, Türkiye’yi normalleştirme çabalarının bedelini hayatıyla ödedi.

Merhum Erbakan uzun yıllar boyunca “statüko”nun pilini bitirmeye uğraştı, darbeciler tarafından siyaset sahnesinden dışarıya itildiğinde işinin önemli bir bölümünü halletmişti.

Sayın Erdoğan milletimizden aldığı büyük destekle önce zemini kuvvetlendirdi, ardından üzerine Yeni Türkiye’yi inşa çalışmalarına girişti.

Bugün gelinen noktada pekçok kritik eşiğin aşıldığını görüyoruz.

Düne kadar bir hademenin geleneksel başörtüsüne bile tahammül edemeyenler, bugün başörtüsünün ortaöğretim kurumlarında serbest bırakılmasını “cılız tepkilerle” karşılamak durumunda kaldılar.

Katsayı haksızlığı yok.

Muhtıra yok.

Yargı mensupları camialarını ele geçirmeye çalışan “paralel yapı”ya karşı bir araya gelip ortak tavır alıyor.

12 Eylül darbesine yol açan süreçte milleti birbirlerine düşürmeyi “başarmış”, 28 Şubat’ta da ülkeyi laik-antilaik çatışmasının eşiğine getirebilmişlerdi.

Refah Partisi kapatıldığında Rahmetli Erbakan Hoca kitlesini itidale davet etmek yerine, “sokağa çıkma” çağrısında bulunsaydı, arzu ettikleri olmuştu.

Gezi olayları sırasında, ülkeyi “darbe ortamına” sürüklemeyi denediler, Sayın Erdoğan’ın güçlü duruşu bunu engelledi.

“Kobani” bahaneli tezgâh sonuçsuz kaldı.

Üsküdar Validebağ’a musallat olan “cami düşmanları” da buradan bir “gezi kalkışması” üretmeye kalktılar ama o da tutmadı.

•

Soma’daki maden faciası sırasında büyük kışkırtmalar dikkat çekmişti.

Aynı tezgâh Ermenek faciasının meydana geldiği an yine kuruldu.

 “Tam da Cumhuriyet Bayramı öncesinde maden faciası! Ne tesadüf! Zaten Cumhuriyet kutlamalarını yapmak istemiyorlardı!” filan…

Akıl almaz imalar!..

•

Soma ve Ermenek faciaları, bütün kışkırtmalara rağmen bir yandan “ihmallerle” mücadele bilincinin diğer yandan da dayanışma ruhunun yükseliş kaydetmesini sağladı.

Sayın Bahçeli’nin “ihmallere sonra bakarız, bunlar şimdi konuşulmaz, şu an önemli olan yer altındaki kardeşlerimize el uzatmak!” yollu yaklaşımı önemli.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Acılar üzerinden politika üretme” çabasına gönderme!..

Önemli bir çıkış!..

Ankara Hipodrom’daki 29 Ekim merasiminde konuşan Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir cümlesi dikkatimi çekti:

“Devlet ile millet, cumhur ile cumhuriyet bugün daha büyük bir muhabbetle kucaklaşmış; eski acılar, kırgınlıklar, dargınlıklar tedavi ve telafi yoluna girmiştir.”

Evet…

“Tedavi” ve “telafi.”

En az iki yüzyıllık hastalığın “tedavisi” ve yol açtığı zararların “telafi”si kolay olmuyor.

Acısız da olmuyor!

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle