• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Şaban Şimşek
Şaban Şimşek
TÜM YAZILARI

Sağlık Personeli Taciz Altında, Birileri de Fener Tutuyor!

17 Aralık 2015
A


Şaban Şimşek İletişim:

Sağlık personeli taciz altında... Medyaya yansıyan sadece dövülmeler, yaralamalar, maddi öldürmeler! Bir de “manevi öldürmeler” var; çok daha sıkça yaşanan. Köklü tedbirler almak gerekiyor. Burada şimdilik sadece bir cümle söyleyeyim ve anekdotlara geçeyim: Dünyada hiçbir iş yoktur ki yapana getirisi kırk-elli lira olsun da cezası beş yüz bin lira olsun.” Kamuoyuna ve özellikle de Sağlık Bakanlığı’na sunuyorum.

Bir telefon… “Dava açabilirsiniz, diyorlar!”

- Aloo! Hocam, ben Hataylı hastanızın kızı!

- Merhaba!?

- Hatırladınız değil mi?

- Hataylı hasta olarak evet ama… Gözünüzdeki hastalığı tam olarak bilemedim. Bir keratoplasti hastası mı idi.

- Yok, retina yırtığı!

- Haa! Evet!

- Hocam şimdi hastayı Hatay’da takip ettiriyoruz.

- Güzel.

- Ama Hocam, gözü hiç görmüyor artık!

- Yaa!? Üzüldüm! Retina ameliyatlarında böyle oluyor maalesef!..

- Hocam, oraya gelsek… Malûlen emekli olabilir mi?

- Ben artık o hastanede değilim.

- Biliyorum Hocam! İstanbul’a üniversiteye geçmişsiniz!

- Evet. Yani o işi Hatay’da da yaptırabilirsiniz. Bu taraflara gelmenize gerek yok.

- Ama burada çok düşük puan veriyorlar!

- Hımm! Ama hakkı neyse odur! Bir gözü hiç görmese bile diğer gözü gördüğü için malul sayılmıyor bu hastalar.

- Hocam, diğer gözünde de sarı leke hastalığı varmış!

- Onu bilmiyordum! Onun görmesi de, Allah vermesin tabii, yüzde elliye filan düşerse, o zaman yeterli puanı alabilir ancak.

- Evet, Hocam! Bazı arkadaşlar dava açabilirsiniz diyor!?

- Anlamadım ne davası? Kime?

- Yani ameliyat başarılı olmadı, gözü görmedi ya!

- Yani beni mi? Ya da eski kliniğimi mi?

- Yok, Hocam! Aslında arkadaşlar öyle söylüyor!..

- Valla bakın! İsterseniz açarsınız tabii. Bir şey çıkar mı çıkmaz mı bilmem, o ayrı konu. Ama hiç olmazsa öyle bir arkadaşınızın ya da davanızı üslenecek avukatınızın dediğini değil birazcık vicdanınızın sesini dinleyin, ondan sonra karar verin. Ben ya da bir arkadaşım size hizmet ederken bir saygısızlık mı ettik, ilgisizlik mi gösterdik, para filan mı istedik yoksa ameliyata sarhoş mu girdik?.. Bırakınız bunları geldiniz, sohbet bile ettik değil mi!?. Bütün bunların karşılığında sizin yaptığınız, yapacağınız ayıp olmuyor mu şimdi? Hem annenizin öbür gözüne bir şey olursa kim tedavi edecek onu? Söyler misiniz?

- Galiba, evet, Hocam! Haklısınız. Aslında biz pek düşünmedik de…

- Valla kardeşim siz bilirsiniz! Ama size bir şey daha söyleyeyim. Bakınız bu bir buçuk seneye yaklaşan bir olay. O zamanki alın teri, emek, stres, sıkıntı, harcadığımız mesai vesaire bir tarafa, şimdi telefonla arıyorsunuz ve en az on dakikadır görüşüyoruz sizinle değil mi? Yani ömrümden on dakikayı daha, “çaldınız” demeyeyim de almış oluyorsunuz!? Bu zamanı herhangi bir şekilde, herhangi bir değerin karşılığı olarak tekrar yaşamam da mümkün değil!

Şimdi size soruyorum: Herhangi bir işiniz için, herhangi bir insana, gerçekten ve bilerek ömrünüzden kaç dakika verebilirsiniz? Lütfen bunun cevabını verin, ondan sonra, dava mı açarsınız yoksa başka bir şey mi yaparsınız paşa gönlünüz bilir!.. Bir de siz sadece hastalarımızdan bir tanesisiniz. Hepsi belki annenizin durumunda değil ama onlara da vakit ayırdığımızı, her biriyle yıllar sonra bile bu kadar uzun süre konuştuğumuzu bir düşünün!?

- Haklısınız Hocam! Zaten bizim öyle bir niyetimiz de yoktu!

Evet, hastamın kızı öyle söylemişti ama o günkü moral ve motivasyonumuz da yok olup gitmişti tabii. Dosyasına baktığımızda; çok kötü bir retina yırtığı olan hastamızı daha iyi hatırladık. Kimi doktor bizim bu yaşadıklarımızı yaşamak istemediğinden, kimisi böyle olguları ameliyat yapma imkânına sahip olmadığından, kimisi de (özeldekiler) parasal sebeplerden, tabir-i caiz ise ellememişti o gözü.

Kıssadan Hisse:

Benzeri durumların sıkça yaşanması doktor ve sağlık personelini tükenmişlik sendromuna götüren sebeplerin başında geliyor.  Bazen bir dava, sonunda bir şey çıkmasa bile süründürüyor, ömür tüketiyor.

Şikâyet müessesesi işliyor!

Dr. İnci;

- Şaban Hocam, H... Bey geldi. IVTA yaptığımız; endoftalmi gelişen hasta. Hatırlarsanız sonradan vitrektomi de yapmıştık!

- Bu defa karısı gelmemiş mi?!

- Yok. Tek başına gelmiş.

- Eyvaahh!

- Niçin eyvah?

- İnci bu hayra alamet değil!

- …

- Karısı bizi şikâyet edecek! Ya da etmiştir bile!

- Yok, yok! Adam çok sakin; kendisi, gelmek istemiş.

- Sanmıyorum. Daha önce tek başına geldi mi hiç?

- Bilmiyorum.

- İnci, bak! Sonra “haklıymışsın” diyeceksin ama… İnşallah öyle olmaz.

- Nasıl?

- Bu kadın bizi şikâyet etmiştir ve onun için gelmemiştir!

- Affedersiniz ama sanmıyorum, o iyi bir insana benziyor. Belki bir işi çıkmıştır!

- İnci, bak! Tekrar söylüyorum: Öyle bir kadın, işi mişi olduğu için kocasını yalnız göndermeeez!

- Hocam, adamda hiç öyle bir hava yok ama!

- Tamam! Adamda yok da..?

O hasta da, karısı da kliniğimize bir daha gelmedi ama onların yerine(!) Ankara Valiliği’nden bir sarı zarf geldi; karısı tarafından şikâyet edilmiştik ve ifade vermek üzere müdürlüğe çağrılıyorduk!..

Kıssadan Hisse:

Şimdi, “bu şartlarda,doktorluk/sağlıkçılık icra edilebilir bir meslek olmaktan çıkıyor” desem sistemi ve bu psikolojik zemini oluşturanları çok mu eleştirmiş olurum!??

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23