Ayrılıkçı Kürt hareketinin Müslümanlığı ve Hüda Kaya
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Demokrasi ve Barış Mitingi(!) yaptığı Mersin’de, Cumhurbaşkanı Erdoğan için, “Eğer İslam toplumunun lideri olacaksan, önce senin Müslüman olman lazım, İslamiyet’e inanman lazım, İslam’ın şartlarını yerine getirmen lazım. Yoksa senin lider olmana itirazımız yok. Fakat esas aldığımız Hz. Peygamberin yoluysa, kusura bakma o hırsız değildi, rüşvet yemiyordu. Bir hırkası vardı ve geride bırakacağı Kur’an vardı” dedi.
Bunları söylerken mitingdeki temel slogan daher zaman olduğu gibi “Savaşa karşı barış” idi!..
Ne güzel değil mi? Bir siyasi partinin genel başkanı olarak ülkenin Cumhurbaşkanına “hırsız, rüşvetçi” de ve sloganın da “barış” olsun!?? Bir de “Erdoğan’ın Müslüman olmadığı, İslamiyet’e inanmadığı, İslâm’ın şartlarını yerine getirmediği” tespitleri(!)var ki onlar, her şeyi tersten okuyan Demirtaş için bile sıra dışı.
Peki, sırf karşı tarafı karalamak için söylenmiş gelişigüzel sözler midir bunlar?
Buna daha net bir cevap verebilmek için HDP İstanbul milletvekili Hüda Kaya’nın açıklamalarına da bakmak gerek. “Siz de geleceğinizin tasasını düşünüyorsanız bu halkın taleplerini kabul etmek zorundasınız. Biz inancımızda, tarihimizde böyle bir vahşet görmedik” diyor HDP’nin başörtülü milletvekili! Bu sözleri söylediği yer ise Diyarbakır /Sur’daki PKK gösterisi.
Bu arada; ben bu “Hüda” kelimesinin bir insana nasıl isim olarak verildiğini ve sayın tesettürlü vekilin bunu nasıl içine sindirdiğini de anlamış değilim ama her neyse o başka bir konu. Asıl mesele Hüda Hanım’ın başörtüsünde saklı. Demirtaş’ın da Hüda Hanım’ın da sözlerini bu örtü perdesinden okumak gerekiyor: Onunla saklanan ne? Ya da millete gösterilmek istenen ne? Marksist-Leninist çizgiden gelen HDP niye örtülü bir kadını milletvekili yaptı? Son zamanlarda, Demirtaş’ın sözlerinde, niçin hep din, iman, İslamiyet vesaire var? HDP, KCK, PKK yani ayrılıkçı milliyetçi Kürt hareketi çok mu muhafazakâr, çok mu dindar, çok mu İslamcı?
Bunun gerçek cevabını ancak hareketin teorisyeni ve başı İmralı’nın kitaplarında bulabiliriz sanıyorum. (o kadar ‘kalın’ ve ‘künt’ bir yüz ifadesi var ki, Demirtaş’ın Davutoğlu’nun kitabı için kullandığı tabirle o kadar “kalın kitapları” bizzat yazması çok da inanılası değil. Ama altında onun imzası olduğuna göre biz öyle kabul edelim!)
Ancak, bugün sadece, bir başka yazarın kitabından İmralı sâkini için yazılanları, yani onun kimliğinde ayrılıkçı etnik milliyetçi Kürt hareketinin İslam dini ile ilgili görüşlerini yazacağım. Kendi kitaplarındakiler, kısmet olursa haftaya.
“Bir başka yazar” dediğimiz kişi aslında çok da başka bir çevreden değil; malum yapıdan. “Paralelci” diye tutuklanan eski bir savcı; adı Gültekin Avcı.
İşte Avcı’nın “Kürt Buhranı” adlı kitabında yazdıkları: (16 Nisan 2008 “Samanyolu Haber”)
Öcalan; “Ayet ve sünnetleri materyalist analiz çerçevesinde değiştirmek gerekir.”, “Camilerde tiyatro oynanmalı.”, Namaz bir tiyatrodur”, Kurban bir vahşettir.”, “Günümüzün Allah’ı bilimdir.”, “İslam inancı bir hastalıktır.”, “İslam dini Kürt’leri ezdi”, “Muhammed’in kişiliği çelişkili.”, “Kürtler İslamlaştıkça Kürtlüklerini unutuyorlar.” diyor(!)
PKK terör örgütünün, son zamanlarda, Güneydoğu Anadolu halkını, manevi değerlerine hitap ederek yanına çekme çabası içerisinde olduğunu belirten Gültekin Avcı, kitabında, PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın yüce dinimiz İslâmiyet hakkında söylediği çirkin sözlerin bölge halkına iyi anlatılması gerektiğinin altını çiziyor ve DTP’nin bölgede düzenlediği mitinglerde sözde imamların, ellerinde Kur’an-ı Kerim’le boy göstermesine, PKK’nın dini kullanarak bölge halkının gözünde prim kazanma çabasına dikkat çekiyor.
Avcı “Gelin sosyalist ve ateist bir yapıda bulunan PKK’nın, Abdullah Öcalan’ın Kürt’leri kurtarmak için Allah tarafından görevlendirildiğini savunan broşürlerine bir göz atalım” diye ilave ediyor ve broşürdekileri yazıyor: “Yeri-göğü, taşı-toprağı, canlı-cansız bütün varlıkları yoktan var eden, vardan da yok edecek olan, ay ve güneşin şavkıyla tüm karanlıkları aydınlatan, iyi ile kötüyü ameline göre cezalandıran ya da mükâfatlandıran en son dinimiz olan Müslümanlığı yeryüzüne yaymak için Hz. Muhammed (s.a.v)’i yaratan ve bu gün de katliamcı, barbar, zulümkâr faşist Türk egemenlerine karşı Kürdistan halkının önderliği yapmasını emrettiği Abdullah Öcalan’ı başımıza önder eden yüce rabbimize şükürler ederiz. Yine yüce Allah’ımızdan dileriz ki zalimlere ve kâfirlere karşı, ezilen mazlum halkların, hak sahibi insanların başından, hak arayan böyle önderleri eksik etmesin.”
Gültekin Avcı, bugün olsaydı, yani paralel yapının deşifre olduğu, Doğu ve Güneydoğu’da saha hâkimiyeti mücadelesi verdikleri zamanların tam tersine HDP, KCK, PKK ile stratejik ortak oldukları bir konjonktürde bunları yazar mıydı? Yazsa bile “Samanyolu Haber” bunları yayınlar mıydı?.. Hiç sanmıyorum. Avcı’dan örnek vermemin sebebi de bu zaten. Zira Mecelle’ye göre “dostun aleyhte şahitliği düşmanınkinden makbuldür.”
Evet, bütün bunlar açıkça gösteriyor ki ayrılıkçı Kürtlerin dini yüzleri gerçekte budur. HDP’deki başörtülü vekil bir projedir. Demirtaş ile o kadın vekil ve diğerlerinin sözleri sadece ve sadece bu projenin bir gereğidir. Sayın Cumhurbaşkanına din üzerinden saldırmaları da bu sebepledir.
Bilmem sizler ne düşünüyorsunuz?