• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Refik Tuzcuoğlu
Refik Tuzcuoğlu
TÜM YAZILARI

Şehir ve Kültürel Diplomasi

20 Haziran 2026
A


Refik Tuzcuoğlu İletişim:

Şehir ve Kültürel Diplomasi

REFİK TUZCUOĞLU 

Tarih sayfaları, devletlerin yükseliş ve çöküş hikâyeleriyle doludur. Roma İmparatorluğu yıkıldı; ancak Roma şehri taşı, ruhu ve yaşayan mirasıyla ayakta kalmayı başardı. Osmanlı üç kıtaya yayılan bir sevgi medeniyeti olarak tarih sahnesindeki yerini alırken, onun payitahtı İstanbul bugün hâlâ medeniyetimizin ebedi merkezi olarak ihtişamını koruyor. Anadolu Selçuklu Devleti’ni tarihin sayfalarında yalnızca bir başlık olarak görebilirsiniz; fakat o devletin başkenti ve Mevlânâ’nın Konya’sı, irfanıyla gönül dünyamızı beslemeyi asırlardır sürdürüyor.

İbn Haldun’un tespit ettiği üzere devletler, belirli bir zaman diliminde hüküm süren siyasi organizasyonlar olarak kurulur, dönüşür veya tarih sahnesinden çekilirler. Şehirler ise medeniyetlerin yaşayan şahitleridir. “Bir şehri marka yapmak”; o şehrin tarihsel birikimindeki irfanı bugünün ihtiyaçlarıyla harmanlayıp gelecek kuşaklara bir “medeniyet emaneti” olarak sunma sanatıdır. Bu noktada şehirlerin devletlerden daha dirençli olmasının sırrı, taşın ve toprağın üzerine nakşedilen o kadim mesajda yatar. Bir devlet askeri veya ekonomik güçle hüküm sürerken; şehirler üzerine inşa edilen sanat, edebiyat ve irfanla varlığını idame ettirir.

Marka Şehir Olmak

Şehir markalaşması, bir şehrin tarih boyunca yoğrulan kendine has vasıflarını ve kurucu kimliğini stratejik bir akılla dünyaya anlatabilme becerisidir. Ancak her şehir kolaylıkla marka olamaz. Gerçek bir marka şehir olmanın zemininde yüzlerce yıla yayılan bir kültürel birikim, derin bir irfan ve yaşanmışlık yatar. Marka dışarıdan ithal edilemez; şehrin kendi bağrından, taşından ve toprağından süzülür. Bu, salt bir pazarlama çabası değil; şehrin tarihsel karakterini ve öne çıkan kabiliyetlerini bugün herkesin soluyabileceği birer medeniyet değerine dönüştürme ustalığıdır.


Kültürel Yönetişim


Markalaşma süreci yalnızca yerel yönetimlerin vizyonuyla sınırlı kalmamalıdır. Akademik literatürde de vurgulandığı üzere, sürdürülebilir bir marka “çok paydaşlı yönetişim” modelini zorunlu kılar. Şehrin üniversiteleri, sivil toplum kuruluşları, yayınevleri ve esnafı oluşturulan bu kimliği içselleştirmeli. Yönetişim başarısı, bu entelektüel enerjinin kesintisiz bir pratiğe dönüşerek, özgünlüğünü koruyup küresel ağlara taşınmasıdır. Aksi takdirde yapılacak her türlü tanıtım faaliyeti, “tüketilebilir bir imaj” olmaktan öteye gidemez.

Edebiyatın Küresel Rekabet Gücü

Kahramanmaraş’ın UNESCO tescili, edebiyatın “yumuşak güç” (soft power) olarak ne denli etkili bir diplomatik araç olduğunu kanıtlamaktadır. Bugün küresel rekabette şehirler, fiziksel altyapıları kadar “anlam üreten” merkezler olmalarıyla da ayrışıyor. 

Kahramanmaraş; Necip Fazıl’ın sesi, Sezai Karakoç’un fikri, Abdurrahim Karakoç’un sadeliği ve bağrından çıkardığı diğer tüm değerleriyle evrensel bir edebiyat ağında yerini alarak Türk irfanını dünyaya taşıyor. Bu unvan, Türkiye’nin edebiyat ekosistemini dünyaya açan köklü bir köprüdür. Şehri sadece turistik bir rota değil; küresel yayıncılık ve telif ekonomisinin de yeni uğrak noktası yapacak stratejik bir kaldıraçtır.


Bir Edebiyat Başkenti


Kahramanmaraş, yakın zamanda tarihimizin en büyük felaketlerinden birini yaşadı. Bugün gelinen noktada inşa faaliyetlerinin büyük kısmı tamamlandı; şehir toparlanıyor, yaralar sarılıyor. Ancak asıl inşa, binalar yükseldikten sonra başlıyor: Taşın üzerine irfanı yeniden nakşetmek. İşte Kahramanmaraş fiziksel olarak yeniden ayağa kalkarken, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na dahil olarak dünyaya şu güçlü mesajı veriyor: “Biz sadece binalarımızı değil, medeniyetimizi de yeniden diriltiyoruz.” Türkiye’nin bu ağdaki ilk ve tek edebiyat şehri, enkazın üzerine dökülen betonun yanına; şiirin, edebiyatın ve irfanın harcını da karıyor.

Millî Mücadele Ruhu

“Her evinden şair çıkan şehir” olarak anılan Kahramanmaraş’ın şanı, sadece kelimelerden ibaret değildir; o, tarih sahnesinde defalarca sınanmış bir iradenin adıdır. Maraş salt bir ‘mekân’ değil; bağrında yetişen şairleri ve düşünürleriyle Anadolu’nun ruhunu mayalayan bir irfan ocağıdır. Millî Mücadele yıllarında bağımsızlık ateşiyle şehri savunan Sütçü İmam ruhu, tarihimizin en parlak sayfalarından biridir. O gün işgale karşı nasıl kahramanca bir direnişle ayağa kalkıldıysa, 6 Şubat felaketinin ardından yeniden toparlanma azmi de aynı şanlı geçmişin bir yansımasıdır. Maraş yıkımın karşısında acziyete düşmemiş; tam tersine, her zamanki vakarını ve çalışkanlığını kuşanarak kendi küllerinden doğmayı bilmiştir. Yüzyıllardır bu iklimde yetişen şairler ve düşünürler, Anadolu’nun o kadim sesini ve direncini bugüne taşımayı başarmışlardır.


Şairlerin İnşa Ettiği Şehir

Dün İstanbul’da, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin ortak organizasyonunda Kahramanmaraş’ın UNESCO vizyonunu konuştuk. Bakanlığın Kültür Yolu Festivali kapsamında Maraş için aldığı kararı da takdirle kayda düşmek gerekir. Unutmayalım ki; bir şehrin taşına, caddesine ve meydanına anlam katan, o taşın üzerine işlenen irfanın derinliğidir. Kahramanmaraş taşın üzerine irfanı nakşediyor; binalarını tamamlıyor, etrafını toparlıyor ve şimdi şiiri, edebiyatı bir bayrak gibi göğe yükseltiyor. Bu vizyonu taşıyan Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’i ve özverili çalışma ekibini kutlamak gerekir. Yıkımın ardından hep birlikte “Yarınlar Kahramanmaraş’ındır” diyebilmek, bir şehir için en onurlu duruştur.


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23