Los Angeles ateşi
Los Angeles ateşi
Refik Tuzcuoğlu
Çocukluk yıllarımızda TRT dışında TV kanalı mevcut değildi. Siyah beyaz ekranlardan yayınları izlerdik. Sonraki yıllarda renkli yayın ve özel kanalların açılması bile ülkede ciddi gündem olmuştu.
Hani tarihe tanıklık eden şanslı bir nesildik mi diyeyim bilemiyorum. Kovboy filmlerindeki sahnelerde Türkçe’nin nasıl infaz edildiğine şahitlik ettik ya, o anlamda. Bize tuhaf ve yabancı gelen ifadeler; “Lanet olsun Joe!” veya “Hey George! Güzel karın nasıl adamım”. Eskiden sokaklarda çelik çomak oynayan çocuklar bir anda hayali düellolarda birbirlerine silah çekmeye başladılar; “Dıkşınya! Dıkşınya!”... Bir nesil Amerikan aydınlığında böyle yetişti.
Bir de modern çağları anlatan Hollywood sinema ve dizileri vardı. Mesela filmde adli bir olay vaki olduğunda, bir taraftan helikopterler tepede dönmeye başlar diğer taraftan SWAT timleri yetişir, sirenler eşliğinde ambulanslar gelir, federal polisler, itfaiyeciler vs… Aman Allah’ım! Seferberlik var sanırsınız. Gençliğimizin o ilk çağlarında hayatı yeni yeni kavramaya çalışan beyinlerimizle bazı kıyaslamalar yapardık. Acaba Türkiye’de böyle bir olay olsa kim, nasıl yetişir? Üzerimize bir karamsarlık çökerdi haliyle. İhtilallerin gölgesi altındaydık. Kürsüden Kenan Evren’in millete parmak salladığı yıllar. Bir ona bakarız, bir de Hollywood yapımı filmlerin penceresinden Amerika’ya. “Acaba bir gün Amerika gibi bir ülke olabilir miyiz?” diye geçiririz içimizden.
Neyse ki bu ülkenin fikri birikimi sayesinde, emperyalizmi kavramamız ve milli bilince ulaşmamız erken çağlarda mümkün oldu.
Şimdilerde köprünün altından çok sular aktığını görebiliyoruz.
Los Angeles şehrindeki yangına karşı ABD’nin afetle mücadele sisteminin çaresiz kalışını günlerdir izliyoruz. Hollywood filmlerinin tesiriyle olsa gerek, hızlı bir aksiyonla yangının kontrol altına alınacağını düşünmüştüm. Oysa öyle olmadı. Santa Ana rüzgarları yangının yayılmasını sağladı. ABD tarihinin en büyük afetlerinden birini yaşıyor. Yaklaşık 150 milyar dolar tutarında bir kayıptan söz ediliyor. Şehrin en zengin bölgeleri, Hollywood starlarının lüks villaları küle dönmüş durumda.
Trump, Kaliforniya valisini “beceriksizlikle” suçluyor. Biden ise yanıp kül olan bölgeler için; “bombalanmış havaya uçurulmuş gibi” tanımlamasını yapıyor. Yağışlı olması gereken mevsimin kurak ve sıcak geçtiğine işaret ederek, küresel ısınmanın bedellerine atıfta bulunuyor. Ortaya çıkan hasarı kimin karşılayacağı ise belli değil. Trump, “Tanrı sigorta şirketlerinin yardımcısı olsun” modunda.
Kahramanmaraş depremi de küresel ölçekte büyük bir afetti. İnsani kayıplarımızla ilgili yaralarımızı sarmaya, acılarımızı dindirmeye çalışıyoruz. Diğer taraftan ise depremzedelerin konutları devlet eliyle yapılıyor. Yeniden inşanın bütçeye getirdiği yük yaklaşık 106 milyar dolar. Yani ABD’nin kaybına yakın. Bu yükün neredeyse tamamını sosyal devlet olma prensibi ile devletimiz karşılıyor. Devasa bir yatırım deprem bölgesinde yürüyor ve konutlar tamamlandıkça vatandaşlarımıza teslim ediliyor. ABD ile kıyaslanmayacak seviyede sosyal devlet anlayışında ileride olduğumuz aşikar. Anadolu insanı örnek bir dayanışma ile ekmeğini paylaşıyor, acılarını sarıyor. ABD toplumuna göre tutkalımızın hâlâ sağlam olduğunu görebiliyoruz.
Gelelim yangın konusuna.
Los Angeles yangınına benzer durumlara karşı önlem almak adına Türkiye vaktiyle bir hazırlık yaptı. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü Orman Yangınları ile mücadelede için erken uyarı sistemi geliştirdi. MEUS adı verilen bu sistem yüzde yüz yerli. Sıcaklığın 25°C ve üzeri, nem oranının %30’un altında olduğu ve kuvvetli rüzgarın fön etkisi yapacağı durumlarda yangın kendiliğinden başlayabiliyor. Sistem bunu önceden tespit ediyor ve ilgili makamlar uyarılıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı ve TUSAŞ iş birliği ile hazırlanan özel donanımlı Aksungur İHA’lar belirlenen risk bölgelerinde sürekli uçuş gerçekleştiriyor. En küçük kıvılcımlanma anında tespit ediliyor. Bu sayede kamuoyuna hiç yansımadan yüzlerce yangın daha başlarken söndürülüyor. Zaten bu tür yangınlarda ilk anda önlem alınamaz ise rüzgarın etkisiyle hızla yayılabiliyor.
Her olayda ibret alınacak bir boyut muhakkak vardır. Gereken önlemler alınmaz ise iklim değişikliği ile birlikte dünyamızı çok riskli yılların beklediğini öngörebiliriz. ABD karbon salınımı en yüksek olan ülkelerden biri. Küresel ısınmaya Çin dahil en çok gelişmiş ülkeler sebep oluyor.
Küresel ölçekte tedbir geliştirilmez ise paylaşacağım ayetin hakikati ile yerkürenin her tarafında yüzleşebileceğini kabullenmek lazım. Dünyanın en gelişmiş ülkesi olsanız da çaresiz kalıyorsunuz.
"Karada ve denizde insanların kendi elleriyle yaptıklarından
bozulmalar çıktı. Hatalarından dönsünler diye Allah
yaptıklarının bir kısmının cezasını tattırıyor." (Rum Suresi 41. Ayet)