--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mevlana ve sevgi

Recep Öncel
Recep Öncel
8

Mevlana ve sevgi

RECEP ÖNCEL

30 Kasım 2024 tarihinde Konya’da ‘Hz. Mevlâna ve Sevgi’ konulu bir panel oldu. Bende burada bir şöyle bir konuşma yaptım,

Sayın Protokol, Sivil Toplum Kuruluşları Yöneticileri, Basın Mensupları ve Değerli Misafirlerimiz hoş geldiniz.

Hepinizi Allah’ın selamıyla selamlıyorum.

Her gönülde bir aslan yatar ve sevdikleri olur.

Benim gönlüm önce Peygamber Efendimizi ve Medine’yi sevdi. Medine, hac yaptığım zamanda kaldığım ve çok beğendiğim bir şehir. Ama en önemlisi Medine’nin Hz. Muhammed sav Efendimize kucak açması ve Ravza-i Mutahhara’nın bu şehirde bulunmasıdır.

Daha sonra İstanbul’u sevdim. İstanbul, üniversite hayatım, askerliğim ve iş hayatımın bir bölümünü geçirdiğim şehir. Daha önemlisi İstanbul’un Sevgili Peygamberimizin övgüsüne layık olan bir şehir olmasıdır.

Ve Konya’yı sevdim. Konya doğup büyüdüğüm ilk orta lise tahsilimi, iş hayatı, vakıf başkanlığı yaptığım, anne babam ve ailemin olduğu şehir. Dahada önemlisi Konya’nın Resulullah Efendimize hicret esnasında alternatif olarak sunulan şehirlerden birisi olması Konya’da Hz. Mevlâna türbesinin bulunmasıdır.

Bu üç şehri severim ve Rabbim hayırlısını lütuf eylesin, vefatımdan sonra da kabrimin sevdiklerime yakın olmasını arzu ederim.

Bugün burada Hz. Mevlana’yı anmak için toplandık.

Mevlâna bizim bir değerimizdir.

2023 senesi Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle Mevlâna Yılı Olarak ilan edildi.

Genelge şu şekilde kaleme alınmış; ‘Anadolu topraklarında gönülleri buluşturan kalpleri sevgi ve şefkat hamuruyla yoğuran ilim ve öğütleriyle birliği beraberliği ve kardeşliği yeşerten büyük İslam alimi Mevlâna Celaleddin-i Rumi’nin hayatı fikirleri ve eserleri asırlardır insanlığın yolunu aydınlatmaktadır.

‘Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz, şu temiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz’ diyen Mevlâna, Anadolu’da ilim irfan ve hikmetle harmanladığımız Mesneviyle millet olma şuurunu yerleştirmiş ve topraklarımızda bu aziz değerlerle mayalanmıştır.

Bu minvalde Mevlana’yı hürmetle ve rahmetle yad etmek üzere, vuslatının 750. yıl dönümü olan 2023 yılı Mevlâna Yılı olarak kutlanacak ve yıl boyunca yurt genelinde ve yurt dışında etkinlikler düzenlenecektir.

Bu çerçevede yıl boyunca tertiplenecek törenlerin en iyi şekilde gerçekleştirilebilmesi için, ihtiyaç duyulacak her türlü desteğin yerine getirilmesi hususunda gereğini rica ederim’.

20 Ocak 2023 -Recep Tayyip Erdoğan -Cumhurbaşkanı

 

Geçtiğimiz yıl bendeniz alfabetik sıraya göre, Profesör arkadaşlarım Âdem Esen, Ergin Ergül, Necdet Tosun, Süleyman Doğan ve Yazar Müfit Yüksel’le birlikte İstanbul’da bulunan Beykoz Vakfı, Birlik Vakfı, Ensar Vakfı, MTTB Genel Merkezinde konferanslar panellerle, Yeni akit, Yeni Şafak gazetelerindeki yazılarımla, TV net ve akit TV’de yaptığımız programlarla Hz. Mevlana’yı anlamaya anlatmaya çalıştım.

Şimdi de Konya’da Mevlâna Kültür Merkezinde Sultan Veled Salonunda, Kıymetli Esin Çelebi Hanımefendiyle birlikte Hz. Mevlana’nın Sevgisinden bir buket sunmaya gayret edeceğiz.

Ben de yazmış olduğum Ketebe Yayınları tarafından basılan ‘Mesneviden Mesajlar’ adlı kitabımdan bazı bölümleri sizlere aktarmaya çalışacağım inşallah.

Hz. Mevlâna Miladi 1205 yılında Beth’te doğmuş ve 1273 yılında 68 yaşında Konya’da vefat etmiştir.

En meşhur eseri Mesnevi’dir. Mevlana’nın eserleri dünyada en çok okunan eserler arasında yer almaktadır. Hz. Mevlâna Mesnevideki erişilmez üslubu ve verdiği örneklerle vefatından 750 yıl sonra bile insanlara güzel mesajlar iletebilmektedir.

Bu vesileyle günümüzde Amerika’da Avrupa’da birçok kişi Müslüman olmaktadır. Her yıl insanlar Konya’ya gelmekte onun türbesini ziyaret etmekte, Şeb-i Arus törenlerine katılmaktadır. Geçen yıl Mevlâna Müzesi Türkiye’de en çok ziyaret edilen müze olmuştur.

Burada belirtmeliyiz ki, Hz. Mevlâna bir İslam mutasavvıfıdır. Onu hümanist ya da felsefeci gibi göstermeye çalışmak haksızlık olur.

Mevlâna; ’Ben kul oldum, kul oldum!’ diyerek Allah’ımıza; ’Bu can bu tende oldukça Kur’an’a köleyim’ diyerek, ‘Kitabımıza’; Hz. Muhammed(sav) mübarek yolunun toprağıyım! diyerek, Peygamberimize bağlılığını ifade etmiştir.

Mesnevi Hüsamettin Çelebi’ye göre söylenilmiştir. Şems-i Tebrizi’ye göre söylenseydi kim bilir nasıl bir edebi eser meydana gelecekti!

Mevlâna ilk 18 beyiti kendisi yazmış, sonraki beyitleri O söylemiş Hüsamettin Çelebi yazmıştır.

Hz. Mevlâna Mesnevide sözlerine ‘bişnev’ diye başlar. Usul ve yakın sırlarını anlatır. İslam dininin esaslarından bahseder.

Dini esası şeriat, şeriatın esası tarikat, tarikatın esası hakikattir.

Hz. Mevlâna ‘harimi ilahi nihayetsizdir. Oyalanma, Allah rızası için daha ileri git. Allah’ın füyuzatı sonsuzdur diyerek, Cenab-ı Hakk’a bağlılık ve kulluk meselesinin önemine işaret ediyor.

Fakru zaruret içinde boğulan gönüller dumanla dolu bir eve benzer. Sen onların derdini dinlemek suretiyle o dumanlı eve bir pencere aç ki, onun dumanı çekilsin senin de kalbin rakikleşip ruhun incelsin diyerek, fakir ve gariplerle ilgilenmeyi tavsiye ediyor.

Sen ilk bahar güzelliğine karşı hayran olan kimse, birde sonbaharın sararmış haline bak. Yani sen aynadaki son nakşa bak. Bir güzelin nihayetindeki çirkinliği ve binanın harabe haline geleceğini düşünde aynadaki yalana aldanma diyerek, dünya hayatına ibret gözüyle bakmamızı telkin ediyor.

Ben Hz. Mevlâna’ya çok muhabbet ettim. Sabah namazı kılıp Mevlâna Türbesine Fatiha okumak, öğle namazından sonra türbenin içine girip Peygamber Efendimizin sakalı şerifini ziyaret etmek ve o havayı teneffüs etmek beni mutlu eder. Sıcak günlerde türbenin bahçesine oturup, çiçekler arasında huzur bulurum. Yatsı namazından sonra, ışıklandırılmış yeşil kubbeyi seyretmekten haz duyarım.

Ben defalarca Şeb-i Arus törenlerine katıldım. Berat İnşaat Şirketi, Büyük Selçuklu Vakfı ve Armağan Kolejinin Yönetim Kurulu Başkanı olduğum zamanlarda, konferans panel kitap basımı gibi etkinliklerde bulundum. Mesnevi Şerhlerini okumaya, Mesnevi ile dost olmaya hasretimi acılarımı sevinçlerimi paylaşmaya çalıştım ve nihayet bu mütevazi kitabı yazdım.

Mesnevi, divan edebiyatında bir nazım şeklidir. Mesnevide beyitler genelde ikili olur ve her beyit kendi arasında kafiyeli olur. Mesnevi 26000 beyitten meydana gelir. Ama Mesnevi bir şiir kitabı değildir.

Mesnevide hikâyelerle konular daha iyi öğretilmek istenmiştir. Mesnevide 270 adet hikâye vardır. Ancak Mesnevi bir hikâye kitabı da değildir.

Mesnevi insanlığa güzel öğütler veren Allah ve Peygamber sevgisine yönlendiren bir eserdir.

Mesnevi konusunda değerli birçok kitap yazılmıştır.

Bizim bu konuda bir iddiamız yoktur. Sadece Mesnevi okumaları dolayısıyla bazen gözyaşı bazen hayret bazen de hayranlık ve beğeniyle aldığımız notları aktarmak arzusundayız.

Şimdi Mesnevideki bazı beyitleri inceleyelim;

*Bişnev ez ney çün hikayet mi kuned,

Ez cüdayiha şikâyet mi kuned.

Şu neyin nasıl hikâye ettiğini dinle o ayrılıklardan şikâyet etmektedir.

***

*Ateş-i ışkest kender ney futad,

Cuşişi ıskest kender mey futad.

Neydeki ateş ile meydeki bu coşkunluk hep içlerine düşen aşktandır.

***

*İlleti aşık zi illetha codast,

Işk usturlabı esrar Hodast.

Aşkın derdi diğer dertlerden farklıdır. Aşk, Hüda’nın sırlarını belli eden bir vasıtadır.

***

*Işkı an bogzin ki comle enbiya,

Yaftend ez ışkı u karu kiya.

Onun aşkını seç ki bütün enbiya Onun aşkıyla kuvvet ve kudret buldular.

***

*Hazreti por rahmet es tu por kerem

Aşık’ı hem vücudu hem âdem.

İlahi senin zatın Rahim ve Kerimdir. Varlık da yolukta o rahim ve keremin aşığıdır.

Hz. Mevlâna, Mesneviye; dinle, diye öğüt vererek başlıyor.

İlim; kulak vasıtasıyla dinlenerek öğrenilir. Dinlemek çok önemlidir. Enbiya ve evliyanın sözlerini anlamak için dinlemek gerekir. Dinlemek sohbette bulunmak kalplerin aydınlanmasına insanın bilgilenmesine vesile olur.

Hz. Mevlâna ney ile misal vererek konunun daha iyi anlaşılmasını arzu ediyor. Bu bir öğretme metodudur.

Neyden maksat; insanı kamildir,

Ney yetiştiği kamışlıktan kesip ayrılmış, göğsüne ateşten delikler açılmış, başına ayağına bağrına teller halkalar takılmıştır. İçerisi boştur, neyzenin nefesleri ile dolar. Kendi başına kalırsa sesi çıkmaz. Neyzen vasıtasıyla nağmeler zuhura gelir.

İnsanda böyledir işte.

Dünyaya gelmiş beşeriyet kaydına vurulmuştur. Ayrılık ateşi ile bağrı başı şerha olmuş kalbini Allah’ın kudretine düzenine terk etmiş, İlahi tecelli nereden gelirse ona göre hareket etmektedir.

Her şeyin başı; Cenab-ı Hakk’a olan aşk ve sevgidir.

Aşkın muhabbeti seveni kavrar ve bütün vücuda yayılır. Adeta sarmaşık gibi olur.

Kişinin aşkı kendisine rehber olup, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmesine vesile olmalıdır.

Tasavvuf anlayışında ifadesini bulduğu gibi önce kardeşlerini, sonra mürşidini, sonra Peygamber Efendimizi sevmeli ve Allah’ın sevgisinde mutmain olmalıdır.

Bu durum nihayetinde Allah’tan razı olmayı ve Allah’ın o kulundan razı olmasını getirir, inşallah.

Çünkü; asıl hedef rıza-i İlahidir.

Aşk olmasaydı, varlık olmazdı.

Cenab-ı Hak ‘sen olmasaydın alemleri yaratmazdım’ buyurdu.

İnsanın yaratılmasındaki esas amaç; Allah’ı tanımak sevmek ve kulluk etmektir.

Faniye olan aşk ebedi değildir. Her an gönle feyizler veren ilahi aşk ise bakidir.

Mevlâna; ey bizim tatlı aşkımız, ey bizim hastalığımızın tabibi, sen şad ol, diyor.

Her kim aşk ile yanıp tutuşmazsa, o uçamayan kanatsız kuş gibidir.

Aşk lafa söze sığmaz, aşk görünmeyen bir deryadır.

Yine Hz. Mevlâna; Ben bu aşkı kısaca anlattım, yoksa ağız ve dil yanardı ifade ediyor.

Kalem her şeyi yazar ama, aşka gelince başı döner.

Ve ‘eğer ben aşkı şerh edecek olsam, bu mevzu yüz kıyamet geçse yine tamamlanamaz’ diye devam ediyor.

Mevlana’ya göre kâinatın yaratılması aşk, kâinatın düzeni ve devamı yine aşktır.

Hz. Mevlâna bu incelikleri ham ervah olanların anlayamayacağını, anlamak idrak etmek içinde yetişmiş olgunlaşmış insan olmak gerektiğini ifade etmiştir.

Yani; Nefs-i Kamile’yi tarif etmiştir.

Tasavvuf; sözde değil, özde anlaşılır.

Tarikat; kal ilmi değil, hal ilmidir.

Yani, konuşmak güzel sözler söylemek yetmez. Uygulama yapmak ve iyi bir karakter ortaya koymak gerekir.

Bu da kişinin tek başın yapacağı bir iş değildir.

Muhakkak, bir yol gösteren mürşide ihtiyaç vardır. Sonra da, dinlemek öğrendikleriyle amel etmek gerekir.

Hz. Mevlâna, aşkın ahlaki ve ruhi hastalıklar için gerekli olduğunu söylüyor.

‘Aşk; Eflatunun felsefe, Kalinosun tababetle yapamadığını yapar diyor’. (Eflatun filozof, Kalinos hekimdir)

Aşk; ruhani ve cismani tedavileri gerçekleştirir, diyor.

Aşk; öyle bir güçtür ki insanın topraktan yaratılan cismini semalara çıkarır, diyor.

Aşk; Peygamber Efendimizi miraca yükseltmiştir.

Yine, Hz. Musa’ya Tur Dağında aşk tecellisi olmuştur.

Bülbül ile gül arasında, sevgi irtibatı vardır.

Bülbül, güle aşkını ilan eder ve söyler.

Ama bahar mevsimi geçince, gülün açma zamanı sona erer. O zaman, bülbülün sesi sedası kesilir.

Aşkın derdi, diğer dertlerden farklıdır.

Aşk; ilahi esrarın vakitlerini tayin eden irtifa aletidir.

Ama esas olan; Allah sevgisidir.

Bütün kıymetli insanlar, başta Peygamberler ve hak dostları Allah aşkı ile feyizlenmiş ve saadete ermişlerdir.

Bu aşkla, şerefyap olmuşlardır.

Bu alemde, denizlerde yüzbinlerce balık Allah huzurunda secdeye kapanmıştır.

Cenab-ı Hak mahlukata o kadar çok ikram ve iltifatta bulunmuştur ki, denizlerde inciler yetişmiştir.

Rabbimize olan aşk o noktada olmalı ki, kayıtsız şartsız teslimiyet içermelidir.

Nihayetinde bu teslimiyet ve samimiyet birçok tecellileri meydana getirecektir.

Hz. Mevlâna; hissiz fikirsiz olun ki, irciî hitabını işitesiniz! diyor.

Bu aşk ve teslimiyet, insanı Allah rızasına ve cennete götürür.

Allah’ın, zatı rahimdir ve kerimdir.

Varlıkta yoklukta, Allah sevgisindendir.

Yüce Allah, zatına âşık olanlara daha da büyük nimetler verecektir.

Allah büyükler büyüğüdür.

Allah cömertler cömerdidir.

Allah güzeller güzelidir.

Tasavvufta yeni ders almak isteyen talebeye ‘siz hiç âşık oldunuz mu?’ diye sorarlar. Bu sorudan maksat; acaba yüreğindeki sevginin derecesi nedir, diye tespit etmektir.

Çünkü, bu sevgi Mecnun da olduğu gibi, önce Leyla sonra da Mevla sevgisine dönüşecektir.

Bu sevgi, kişinin yönünü Hakka yöneltir ve derecesini olgunlaştırır.

Ve El Vedud! (Çok seven çok sevilen) sırrına ermeye doğru yol aldırır.

Çünkü; sevilmeye en layık olan varlık Yüce Allah’tır.

Diğer sevgiler, bu sevgiye ancak araç olabilir.

Sonunda, sevgileri zincir yapıp, en Yüce Zatın sevgisine gidebilmek lazımdır.

Hz. Mevlâna iyi bir öğretmendir!

Kendi zamanında öğrencilerine ve dahi 750 yıl sonra günümüzde bizlere güzel mesajlar vermiştir.

O Yüce Allah’ı sevmiş, Kitabımız Kur’an-ı Kerim’i rehber edinmiş, Peygamber Efendimizi örnek almış ve bu sevgileri referans alarak insanlığa aşkı öğretmeye çalışmıştır.

O, sözü güzel söylemiştir.

Söylenen güzel sözler de Dünya’nın birçok yerinde farklı coğrafyalarda etkisini göstermiştir. İnsanların hidayete ermesine sebep olmuştur.

Şöyle bir hikâye anlatılır. Bir gün Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat ve Hz. Mevlâna sohbet etmektedirler.

Sultan, Mevlana’ya bir soru sorar.

Size de sultan diyorlar, bana da farkımız nedir?

Mevlâna Hazretleri cevap verir;

‘Sultanım, sizinki gözünüzü kapatıp öbür aleme göçünce biter. Oysa benimki daha yeni başlar ve devam eder’.

Evet, Hz. Mevlana’nın gönüller sultanlığı hâlâ devam ediyor.

Zannediyorum, iki sene evveldi. Mevlâna Türbesini, Esin Çelebi Hanımı ve Uluslararası Mevlâna Vakfını ziyaret ettim.

Çelebim beni ‘türbenin bahçesinde akşam sema var, buyurun gelin’ diye, davet etti.

Akşam, sema izlemek için gittiğim zaman, sarışın uzun boylu ve zayıf bir semazen dikkatimi çekti.

Bu kimdir? diye sordum.

Cevap çok ilginçti; bu semazen Amerika’dan geldi. Daha önce Kilisede papazdı. Hz. Mevlana’ya hayranlık duydu ve şimdi Müslüman oldu; dediler.

Şimdi, dikkatinize sunuyorum; bu insanı Konya’ya getiren, Müslüman olmasına vesile olan şey neydi acaba?

Tabii ki; Hz. Mevlana’nın sevgisi ve insanlığa verdiği güzel mesajlardı!

Bugün şöyle bir baktığınız zaman, İsrail’in Filistin’e yaptığı başta olmak üzere dünya üzerinde kan, zulüm, gözyaşı aldı başını gidiyor.

Hatta, büyük bir savaş tehlikesinden bahsediliyor.

Günümüzde, Hz. Mevlana’nın sevgisine çok ihtiyaç var.  

Dilerim, hepimiz bu sevgiden istifade ederiz.

Muhterem hazirun, sizlere beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Saygılarımı sunar, hayırlı günler dilerim efendim.

Allah’a emanet olunuz.

Kaynakça;

Baş Nuri, Mesneviden Parıltılar Konya 2007

Can Şefik, Şerhi Mesnevi İstanbul 2001

Cebecioğlu Ethem, Mevlâna Söyleşileri Ankara 2007

Eyüboğlu Kâmil, Mesnevi Şerhi İstanbul 2016

Kibar Recep, Mevlâna Mesnevi İstanbul 2016

Mevlevi Tahirul, Şerhi Mesnevi İstanbul 1989

Öncel Recep, Mesneviden Mesajlar İstanbul 2021

Rufai Kenan, Mesnevi Şerif İstanbul 2017

Şahin Bekir, Nisabul Mevlevi Konya 2007

Topbaş Osman Nuri, Bir Testi Su İstanbul 1996

Yeniterzi Emine, Mevlana’da Sevgi Anlayışı Konya 1989

Recep Öncel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle