• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Mi’rac Hadisesi (Ahireti Nebevî Temaşa) -9-

11 Şubat 2025
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Mi’rac Hadisesi (Ahireti Nebevî Temaşa) -9-

Prof. Dr. YUSUF ÖZERTÜRK

Mİ’RACA GÖTÜREN HADİSELER

e- Müşriklerin Hz. Resulullah’a ve Müslümanlara düşmanlıkları

Müşrikler Hz. Peygamber’le uzlaşmak istediler

*Müşrikler ilk zamanlar ‘Kur’ân’ı ve Hz. Resûlullah’ı (sav) pek ciddiye almadılar’. Önceleri ‘Hz. Resûlullah ve Kur’ân’la alay ettiler’. Fakat Hz. Peygamber müşriklerin alaylarına, itibarsızlaştırıcı tavırlarına aldırmadan İslâm’ı tebliğe devam ediyordu. Hz. Resûlullah’ın, putları ve otoritelerini yıkan ayetleri tebliğ etmesiyle müşrikler çok öfkelendiler. (1). Çünkü atalarının dinlerinin ve kendi örf ve adetlerinin yok olmasını hazmedemiyorlardı. Bu yüzden işin ciddiyetini anladılar ve çareler aramaya başladılar.

*Müşrikler evvela Hz. Resûlullah ile uzlaşmak istediler. Bu maksatla bir heyet oluşturup, Hz. Peygamber’i himayesine alan Haşimoğullarının reisi Ebu Tâlib’le görüşmeye gittiler. Ve dediler ki, ‘Ey Ebu Tâlib! Kardeşinin oğlu (Hz. Resûlullah sav) bizim ilâhlarımıza dil uzatıyor, dinimizi kötülüyor ve bizim sapık olduğumuzu söylüyor. Atalarımızın da sapıklık içinde ölüp Cehennem’e gittiklerini söylüyor. Bundan böyle ya sen, O’nu bu işten vazgeçirmeye çalışırsın veya himaye etmekten vazgeçer, bizimle O’nun arasından çıkarsın’ dediler. Ebu Tâlib güç durumda kalmıştı. Bir taraftan kavmi ile arasının açılmasını istemiyor, diğer taraftan da yeğeni Hz. Peygamber’i yalnız bırakmak da istemiyordu. Ebu Tâlib,Hz. Peygamber’i yanına çağırtarak O’na, müşriklerin söylediklerini aktardı. Ve şöyle söyledi; Yeğenim kendinin ve benim yaşayabilmemiz için imkan ver. Bana altından kalkamayacağım yük yükleme. Hem bana, hem de kendine acı. Kavminin hoşuna gitmeyen şeyler söyleme!’ dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, o zamana kadar tarihin kaydetmediği ve hiçbir zaman da kaydedemeyeceği şu sözleri söyledi. ‘Vallahi ey amca! Onlar sağ elime Güneşi, sol elime de Ay’ı koysalar, ben yine de bu dâvetten vazgeçmem!’ Hz. Resûlullah’ın kararlılığını gören Ebu Tâlib durumu ve yeğenini himayeye devam edeceğini Mekkelilere bildirdi.

*Müşrikler Ebu Tâlib’e baskıdan da bir netice alamayınca bir heyetle doğrudan Hz. Resûlullah ile görüşmeye karar verdiler. Ve dediler ki, ‘Gel aramızda ortak bir noktada buluşalım. Bir yıl Sen bizim ilâhlarımıza, bir yıl da biz de senin ilâhına kulluk edelim. Böylece aramızdaki ihtilaf kalkmış olur. Hz. Resûlullah ‘başkalarını Allah’a ortak koşmaktan yine Allah’a sığınırım’ diyerek hiç düşünmeden müşriklerin bu tekliflerini reddetti (2,3). Müşrikler son olarak Utbe bin Rebia’nın başkanlığında bir heyetle Hz. Resûlullah’a geldiler. Utbe dedi ki, ‘Bak yeğenim! Biz seni eskiden beri sever sayarız. Seni akıllı bir kişi olarak tanırız. Kimseye kötülük ettiğini görmedik. Senin ailen de en soylu bir ailedir. Fakat sen kavmimize felaket getirdin. Halkı tahrik ederek aramızda ayrılık çıkardın. Atalarımızın sapıklık içinde ölüp gittiklerini söylüyorsun. Bütün bunların sebebi nedir? Maksadın mal-mülk ise, seni Mekke’nin en zengini yapalım. Reis olmak istiyorsan, reis seçelim. Kadın istiyorsan, seni Kureyş’in en asil ve en güzel kadınları ile evlendirelim. Eğer cinlerin şerrine kapılmışsan seni tedavi ettirelim. Yeter ki bu dâvândan vazgeç!’ Hz. Resûlullah, onlara da amcasına verdiği cevabı verdi. Yani, sağ elime Güneşi, sol elime de Ay’ı verseniz, ben yine de bu Dâvâ’dan vazgeçmem!’

(1):’’(Ey müşrikler!) Lât, Uzza ve Menât’a niçin tapındığınızı hiç düşündünüz mü? ‘Demek erkek çocuklar sizin, dişiler de Allah’ın (Müşrikler Lât, Uzza ve Menât’a Allah’ın kızları diyorlardı.) öyle mi?’ Bu gerçekten insafsızca (adil olmayan) bir taksimdir. Aslında bu putlar, sizin ve atalarınızın uydurduğu bir takım isimlerden ve hiçbir gerçekliği olmayan boş laflardan ibarettir. Allah, onların ilâhlığı hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Bunlara tapanlar sadece nefislerinin arzularına uymuş olurlar (gerçekte kendi nefislerine tapıyorlar). Hâlbuki onlara Rabbleri tarafından hidâyet rehberi olan Kur’ân ve (O’nu tebliğ eden) Peygamber de gelmiştir’’(Necm,19-23). hiçbir delil indirmemiştir. Bunlara tapanlar sadece nefislerinin arzularına uymuş olurlar (gerçekte kendi nefislerine tapıyorlar). Halbuki onlara Rabbleri tarafından hidâyet rehberi olan Kur’ân ve (O’nu tebliğ eden) Peygamber de gelmiştir’’(Necm,19-23).

(2): “Doğrusu Allah, Kendisine ortak koşulmasını (şirki) asla affetmez. Ondan başkasını dilediği kimseler için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa pek büyük bir günah işlemiş ve iftira etmiş olur’’(Nisa-48).

(3):’’Bir vakit Lokman oğluna nasihat ederken ‘yavrucuğum! Allah’a şirk (ortak koşma) koşma! Çünkü şirk çok büyük bir zulümdür’ demişti’’ (Lokman-13).

Devam edecek…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

MUZAFFER..

ELİNE SAĞLIK, KİMLER İYİ OKUSUNLAR GUYYA MÜSLÜMAN LAR....1446 YIL OLDU HALA MÜSLÜMAN ETRAFINDA KİMLER VAR KİMLER DİKKATE ALMIYOR NİYE KİME ÇALIŞIYOR SUNUZ SADECE MIRIN KIRIN......KAFİRLER MÜNAFIKLAR YALANCI LAR BELİ DİR........

Nadir

Yani hocam Resulullah sav e sen bizim düzenimizin atalarımızın akılsız küfür şirk içinde demekten yani bizi ve düzenimizi tekfir etmekten vazgec bunun karşılığında sana iktidarı verelim anlamına gelecek sözleri ile günümüzde sözde İslamcı olduklarını söyleyenler Kur'an'a sünnete ve sahabe icmaina göre sapkın olan ve Osmanlı gibi bir devleti ve toplumunu yok etmiş sistem içinde de siyaset yapmak Resulullah sav e ve başta Allah cc muhalif olmak değil mi? Allah'ın hatırı için açıkça günümüze getirin.Cahiliyye konusu fıkıh konusu değil akaid konusudur.siyah ve beyaz vardır akaid te...ya İslami ya da gayri İslami..yani g.islami olan alan konu akaid olduğundan küfür şirk tir yani... fıkıh alanı olan haram helal takva konusu değil cahiliyye... Muhammed as in ne yaptığın i zaten siz yazmışsınız.yusuf as üzerinden insanları şeytan gibi saptıran lar var.kufre şirke sokan şeytan lar.. Yusuf as zindandan çıkıp kralla ilk konuşmada Kuran'da,"kelleme"yani şeddeli kalıbın manaya kattığı uzun uzun konuştu olduğu ve ibn Abbas ra öğrencisi olan Mucahid ra rivayetleri ile kralın müslüman olduğu nassi ile sonra gelen ayetlerde ki bilgiler bağlamından koparmadan mesala kaybolan kralın tası ile Yusuf as in anne babasının tahta oturtması ile taht in krallık simgesi ve en önemlisi de Yusuf as ile Osmanlı sonrası İslam dünyasında ki emperyalist güçlerin sistemlerini meşrulaştıran siyasetle hiçbir ilgisi olmaması konu akide olduğundan ve ehlisunne itikadı ve usulünde kralın müslüman olduğu nassi delili varken ictihade mesag olmaması da önemlidir.ehlisunne usulünde ayetler nüzul sebebi ve nasslarla ve Arap dil kurallarıyla beraber anlaşılır.mesala Yusuf as kralla konuşması ile ilgili hem kelleme şeddeli dil kuralı ile müslüman olduğu rivayeti ile amel edilmek zorunluluğu gibi ilkeler sapmayi engeller Bunlara uyulmadığı da haricî Şiî mutezili vahdeti vucudcu sufi olmak tehlikesi vardır
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23