• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Arzu Erdoğral
Arzu Erdoğral
TÜM YAZILARI

Trump’ın İran halkına yönelik ikiyüzlülüğü!

16 Mart 2026
A


Arzu Erdoğral İletişim: [email protected]

Trump’ın İran halkına yönelik ikiyüzlülüğü!

ARZU ERDOĞRAL

Uluslararası siyasette söylem ile gerçek niyet arasındaki mesafe çoğu zaman oldukça büyüktür. Ancak bazı örnekler vardır ki bu mesafe yalnızca bir politika tercihini değil, açık bir ikiyüzlülüğü ortaya koyar. ABD başkanı Donald Trump’ın İran konusunda kullandığı dil, bu çelişkinin en dikkat çekici örneklerinden biri!

Bir dönem Trump, İran’daki protestolara açık destek veriyordu. İranlılara sesleniyor, “ülkenizi geri alın” diyordu. Hatta protestoculara yönelik “Devam edin, yardım yolda” mesajları vererek, ABD’nin demokrasi ve özgürlük adına onların yanında olduğunu ima ediyordu. Bu söylem, Washington’un klasik “özgürlük ve demokrasi” retoriğinin bir uzantısıydı. Mesaj açıktı: İran halkı otoriter bir rejime karşı ayağa kalkıyordu ve ABD onların yanında duruyordu.

Fakat aynı Trump’ın, ABD iç siyasetinde rakiplerini eleştirirken İran halkına yönelik son derece küçümseyici ifadeler kullanması, bu söylemin ne kadar araçsal olduğunu gözler önüne seriyor. Demokrat Senato lideri Chuck Schumer’ı hedef alırken kullandığı ifadeler bunun en çarpıcı örneği oldu. Trump, Schumer hakkında “Artık resmen Filistinli… oldukça kötü olan İran halkını korumak istiyor” gibi sözler sarf ederek hem siyasi rakibine saldırdı hem de İran halkını aşağılayan bir dil kullandı.


Burada ortaya çıkan tablo basit bir siyasi polemiğin ötesinde. Bir yanda İranlılara “ülkenizi geri alın” diye seslenen bir lider, diğer yanda aynı halkı küçümseyen bir söylem. Bu çelişki, bazı küresel aktörlerin demokrasi ve insan haklarını gerçekten savundukları için değil, yalnızca jeopolitik çıkarlarına hizmet ettiği sürece kullandıklarını düşündürüyor.

Aslında bu yaklaşım yeni değil. Büyük güçlerin dış politikalarında “evrensel değerler” çoğu zaman esnek bir araç olarak kullanılır. Desteklenen protestolar “özgürlük mücadelesi”, desteklenmeyenler ise “istikrarsızlık” olarak tanımlanabilir. Aynı şekilde bir halk, stratejik hedeflere hizmet ettiğinde “cesur”, etmediğinde ise “sorunlu” olarak etiketlenebilir.



Trump’ın İran konusundaki söylemi tam da bu geleneğin güncel bir örneği. İran halkına verilen destek, ilkesel bir demokrasi savunusundan çok, İran rejimine karşı baskı kurmanın bir parçası olarak görüldü. Ancak iç politik hesaplar devreye girdiğinde ve halk ülkesine sahip çıktığında aynı halkın küçümsenmesi, bu desteğin ne kadar yüzeysel olduğunu ortaya koydu.

Bu durum yalnızca Trump’a özgü bir sorun değil; fakat onun siyaset tarzı bu çelişkileri çok daha görünür hale getiriyor. Sert, doğrudan ve çoğu zaman düşünülmeden söylenen sözler, diplomatik retoriğin arkasına gizlenen gerçek niyetleri açığa çıkarabiliyor.


Sonuçta ortaya çıkan soru şu: Bir halkın özgürlüğü gerçekten savunuluyor mu, yoksa sadece bir siyasi araç mı? Eğer destek yalnızca çıkarların izin verdiği ölçüde veriliyorsa, o zaman ortada ilkelerden çok pragmatizm vardır.

Trump’ın İran söylemi, uluslararası siyasette sıkça gördüğümüz bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Demokrasi ve özgürlük söylemleri, bazen en güçlü şekilde dile getirenlerin elinde bile, sadece birer araç haline gelebiliyor. Bu nedenle küresel siyasette söylenen sözlerden çok, o sözlerin arkasındaki tutarlılığa bakmak gerekiyor.


Bu da Trump’ta asla olmayan bir şey!


Washington–Körfez Geriliminin Yeni Yüzü

ABD siyasetinde zaman zaman dile getirilen bazı açıklamalar, Washington’un müttefikleriyle ilişkilerinin aslında ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın son açıklamaları da tam olarak böyle bir tartışmayı yeniden alevlendirdi.

Graham, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü mücadelede Körfez ülkelerinin yeterince aktif rol almadığını savunarak özellikle Suudi  Arabistan’ı hedef aldı. Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Amerikalılar ölüyor ve ABD terörist İran rejimini devirmek için milyarlarca dolar harcıyor” diyerek Riyad’ın yalnızca açıklamalarla yetindiğini öne sürdü. Daha da ileri giderek, Gulf Cooperation Council ülkelerine “Bu savaş sizin arka bahçenizde yaşanıyor” mesajını verdi ve üstü kapalı bir uyarıyla sözlerini bitirdi: “Aksi halde bunun sonuçları olacaktır.”


Bu ifadeler, klasik bir diplomatik çağrıdan çok bir baskı dili olarak algılandı. Nitekim Körfez kamuoyunda ve sosyal medyada tepkilerin yükselmesi de bunun göstergesi oldu. Çünkü bölgede birçok kişi bu sözleri, ABD’nin müttefiklerinden yalnızca siyasi destek değil, doğrudan askeri angajman talep ettiği şeklinde yorumladı.

Tam da bu tartışmaların ortasında ortaya atılan bir başka iddia ise gerilimi daha da büyüttü. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Katar’ın ABD ile yapılan yaklaşık 5.1 trilyon dolarlık anlaşmalardan çekilmeyi değerlendirdiği yönündeki haberler, Washington–Körfez ilişkilerinin ekonomik boyutunu da tartışmaya açtı. Eğer bu yönde bir adım atılırsa, bu yalnızca askeri değil, finansal ve stratejik dengeleri de etkileyecek bir gelişme olabilir.



Buradaki temel sorun şu: ABD, bölgedeki müttefiklerinden güvenlik politikalarında daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istiyor. Körfez ülkeleri ise kendi çıkarlarını ve bölgesel dengeleri gözeterek daha temkinli hareket etmeyi tercih ediyor. Bu iki yaklaşım arasındaki mesafe büyüdükçe, “stratejik ortaklık” söylemi yerini giderek daha sert bir pazarlık diline bırakıyor.

Senatör Graham’ın sözleri bu gerçeğin küçük ama çarpıcı bir örneği. Müttefiklik ilişkisi karşılıklı güven ve çıkar dengesi üzerine kuruludur. Eğer bu ilişki tehdit ve baskı diliyle yürütülmeye başlanırsa, uzun vadede ortaya çıkan şey ittifak değil, zoraki bir ortaklık olur.

Bugün Washington ile Körfez başkentleri arasında yaşanan gerilim, tam da bu sorunun işaretlerini veriyor. Ve görünen o ki, önümüzdeki dönemde Ortadoğu siyasetinde yalnızca cepheler değil, ittifakların doğası da yeniden şekillenecek. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23