THY- Banjul

‘Sünnetullah’ nedir, nasıl yaşanır?

04 Mart 2018 Pazar

Allah’ın yarattıkları için koymuş olduğu kurallara Sünnetullah denir. Bu kurallar canlılar için ve cansızlar için geçerli olan kurallardır. Yağmurun yağması, insanın yaratılması, sıcağın oluşması, ateşin yakması, suyun söndürmesi gibi pek çok olay bizim derinlemesine tahlil etme imkânımız olmasa bile bu kanunlar çerçevesinde olup bitmektedir. Bu kanunlar tabiat olayı adıyla anılabileceği gibi, eski ümmetlerden itibaren gözlenen sosyal olaylarda da geçerlidir. Allah’ın kanunlarında asla bir değişiklik olmaz. (Fatır sûresi, 43)

Sünnetullah olarak bilinmesi gereken hakikatlerden biri de Allah’ın nezdindeki gün kavramının bizdeki gün gibi olmadığıdır. 

Rabbimizin bir başka kanunu da, mühlet vermesi; ama ihmal etmemesidir. Bize göre çok uzun denebilecek bir süre bekler; ama asla ihmal etmez. O’nun takdir ettiği bir zamanda muhakkak suçlular suçlarının karşılığını, iyi kullar da iyiliklerinin karşılığını görürler. 

Allah’ın dini için çalışanların, akıbeti O’ndan bekleyenlerin kendi ellerindeki yirmi dört saatlik günlerden oluşan takvimlerle hesap yapmaya kalkışmaları hatadır. 

Müslümanın vazifesi Sünnetullah dâhilinde bütün gayretini göstermek ve gayretinde ihlâslı olmaktır. Zaman hakkında söz Allah’ın olacaktır. Neyi ne zaman yaratacağını dileyecek olan O’dur. 

Huy kapmaktan çekinmeliyiz

Oturup konuştuğumuz, dertleştiğimiz, yolculuk yaptığımız insanların beyinlerini sömüren hastalıklardan emin olmamız mümkün değildir. Onların beynini sömüren herhangi bir illet onlarda da yoktu. Onlara başkalarından bulaşmıştır. Onlara bulaşanın bize bulaşmaması garanti edilemez. ‘Kişinin arkadaşının dini üzere olduğu’ gerçeğini göz ardı edemeyiz. Belki sosyal kimliğimizin gereği olarak selamlaşabilir, yiyip içebiliriz. Ama beyinlerimizin mikroplanmasına karşı hassas olmamız zorunluluktur. 

Salihlerle beraber bulunmak zaten dinimizin bizden istediği bir şeydir. Özellikle yaşadığımız çağdaki savaş türlerinden birinin insanları düşünemez, düşünse de yönlendirilmiş olarak düşünür halde tutma savaşı olduğunu düşündüğümüzde salihlerle beraber bulunmanın önemi daha iyi kavranmış olmaktadır. Cephe çökertmek için öldürmekten ve yok etmekten daha etkili taktikler geliştirilmiştir. Şer güçlerin yok etmek yerine, yaşatıp menfaatleri doğrultusunda kullanmayı yeğlediklerini görmekteyiz.

Kalplerdekine Şifa’dan

“İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size ayetlerimi göstereceğim,  bunu Ben’den acele istemeyin.” (Enbiya suresi, 37)

Denge temel karakterimizdir

İfrat ve tefrit arasında denge tavrımız mü’min olarak hiçbir türlü taviz veremeyeceğimiz genel karakterimiz olmalıdır. Cennet ve cehennem konusunda dahi bizden ‘korku ile umut arasında’ olmamız istenmiştir. İtikatta olduğu kadar ibadetlerde ve ahlâkta, muamelatta dengeli bir hayat yaşamamız İslam’ın aslına uygun olan tavırdır.

Acelecilikle ilgili mü’min kimliğine uygun bir tavır değerlendirmesi yapılırken bu dengenin dikkate alınması gerekmektedir. Acelecilik bir arıza görüldüğü gibi vurdumduymazlık da bir arızadır. Yılların ve enerjilerin boşa geçmesi karşısında, ‘Allah’ın işinde bir hikmet vardır.’ gibi bir mantık ucuz bir savunma türüdür. 

Cemaat ve fert olarak herhangi bir çalışmada yapılmış planın neresinde olduğumuzu istişare etmek mecburiyetindeyiz. Çalışmaların ve şahsiyetlerin farklı zaviyelerden değerlendirilmesi, olması gerekenle olan arasındaki mesafelerin tahlil edilmesi gerekir.

Aceleci olmadığımız gibi uyuşuk ve dağınık da olamayız. Hesapsız feda edebileceğimiz bir dakikamız bile yoktur.

Öveceksen müslümanca öv

İslam terbiyesinde övgü için şu kurallar konmuştur:

*Övgü aşırı olmamalıdır. Övgü ile övülenin işinin arasında denge bulunmalıdır. Verilen bir görevi vaktinde bitiren birine teşekkür edilip, takdir edildiği hissettirilebilir. Ama ‘Bu yaptığın İstanbul’un fethine denktir.’ gibi abartılı bir cümle kullanılamaz. Böyle bir üslup, zamanla, kaba sığmaz isteklere davetiye çıkartabilir.

*Övgü, batıl bir değer üzerinden olmamalı, ahlâksızlık ihtiva etmemelidir.

*Övülen, övgü ile beraber fitneye düşürülecekse, övmekten uzak durulmalıdır. 

*Övgü amaçlı yapılan faaliyetlerde, davanın özüne ve mantığına aykırı hareketlerden uzak durulmalıdır. Övgü veya takdir için yapılan bir törenin, alkolün kullanıldığı bir otelde yapıldığını düşünmek bile ürkütücüdür. Futbolcuların birbirlerinin sevinçlerini paylaşırken yaptıkları el hareketlerinin, İslamî bir çalışmada kullanılması düşündürücüdür.

Önemli Bir Kural

Allah’ın koruduğu özel kulları hariç, bütün insanlar hataya müsait bir kimliğin sahibidirler. Âdemoğlu hatakârdır. Dünkü durumumuzun bugün aynı kalacağını iddia edemeyiz. Bize göre her doğan güneş yeni bir imtihan günü getirmiştir. Ne iyiler iyi olarak kalma güvencesi içindedirler, ne de kötüler kötülüklerinde batıp kalmış sayılırlar. Mü’min elde ettiği yüksek dereceleri korumak zorunda olduğu gibi, düştüğü alt seviyelerden de yükselmeye çalışmak zorundadır. Son nefes bitmeden iyi ve kötünün son kararı verilmemiştir. Biz kul olarak imanımızı ve amellerimizi koruma altında tutmakla mükellefiz.

Allah için çalışmayı kendisine bir dava edinenlerin, çalışma aşkı ve şekli büyüdükçe, bıkıp terk etme, kenara çekilme riski de o derece yükseliyor demektir. Maalesef yükseklerden yuvarlanmak daha tehlikelidir. Özellikle örnek şahsiyetlerin hız kaybı göstermeleri, alan değiştirmeleri, kendileri için bir kayıp olduğu kadar yükselttikleri davalar için de bir kayıptır.

Bıkma ruhta, bedende ve akılda ortaya çıkabilir. Hangi türü olursa olsun, mü’minin davasından soğuması, bahanelerin ardına saklanıp tembelliği benimsemesi Allah’a sığınılması gereken bir hastalıktır. 

Davaya hizmetin özellikle resmi bir işe dönüştürülmüş şekli tam bir bıkkınlık türüdür.

‘Gençliğimizde şöyle böyle işler yapmıştık.’ şeklindeki anlatımlar kuru avuntudan başka bir şey değildir. Bazılarının, ‘nöbet değişimi’ isimli bir maskeyi kullanmaları ise sadece gülünç olarak isimlendirilebilir. Biz, ‘yakîn gelinceye kadar’ kulluk sınavındayız. Sınav zili o yakîndir. Zil çalmadan bırakıp gidenler nöbet değiştirmiş olmazlar. Olsa olsa nöbetten kaçmışlardır. Seksen yaşından sonra binlerce km. yol kat edip, fetih için gelenlerle aynı şehirde yaşamak başka şey, onlarla aynı aşkı yaşamak başka şey olsa gerek!

Müslümanlığımızla iftihar etmekle Müslümanlığımıza hizmet etmek arasında bağ kurulurken, biri hepimizin diğeri ise ‘din görevlilerinin’ görevi olarak algılanmamalıdır.

Bize ikramı cennet olan dinimize hizmet etmek, onu yaşamak ve yaymak, uğrunda fedakârlık yapmakla mümkündür.

Bir ucundan tutarak değil, altına girerek destek olmak, gereken şekliyle cihada katılmak bizi gösteren önemli bir göstergedir.

Din hepimizindir; ona hizmet etmek de hepimizin görevi olmalıdır. Dinden konuşulurken akla cami ve cami görevlilerinin geliyor olması, düzeltilmesi gereken bir yanlıştır. Önemli kavramlardan başlayarak, bu yanlışı düzeltmeliyiz.

 

YORUM YAZ

  • BetülBetül2 gün önce
    Allah razı olsun senden...
  • mhmtmhmt1 ay önce
    Ben robot değilim. Gerçekler ortada apaçık durmuyor mu? Ne sünnetullahı? Gerçekten ahireti düşünerek yaşayabiliyor muyuz?Ecnebiden farkımız kaldı mı ki imanı artırmaya çalışalım? Amerkadan ne eksiğimiz var? Adımız gibi yaşayanımız var mı? Allah aşkına din tüccarlığının amerikadan ne farkı var? CHPden ne farkı var?Allah(CC)'tan korkmadan yaşamaya devam ediyorsak, kul hakkına giriyorsak hele hele bile bile dosdoğru olduğumuzu söyleyip bütün yanlışları yaparak ilahlık taslıyor, ilahımız bilmez biz en doğrusunu yapıyoruz diyorsak neyi anlatıyorsunuz? Allah Teala (CC)  "EY AKIL SAHİBLERİ! KISASTA SİZİN İÇİN HAYAT VARDIR. ARTIK, ALLAH'A KARŞI GELMEKTEN SAKINIRSINIZ. (Bakara Süresi 179.ayet)" diyor bizim akıllılarımız ise niye idam edecekmişim, bir kere değil ben o adiyi haini besleyerek her gün öldürürüm diyerek şirke girmiyor mu? Rabbimiz en iyisini bilmez, ben bilirim diyorsak, ne amerikasından bahsediyoruz? At izini it izine karıştırıp asıl suçlular yerine masumları cezalandırmakta neyin nesi. Okulu açtıran, bankanın kurdelesini kesen, sendikaya izin veren, Türkiye olimpiyatlarını teşvik eden, yardımlaşmayı fışkırtan, dershanelere öncelikle çocuğunu gönderip adam edip kullananlar sanki bunlar değil de masum halkmış gibi bunlara neden bulaştınız diyerek zulüm yapanlarda adaleti maaşallah ne güzel sağlıyor. Daha da ileri giderek iftiraya uğramış vatandaşı bilehiçbir şey bulamamışsak sui zan tavan ya ölmüş kardeşimizin etini yemeyi seviyoruz ya hiçbir şey bulamamışsak kalp gözümüz açık ya kriptodur, takiyye yapıyordur diyerek asıl kriptolar takiyyeciler yerine cezalandırmaya devam ediyorsak ne demeli? Şirkin alasını biz bu şekilde yapmış olmuyor muyuz sayın hocam? Yoksa sizde mi üç maymunu oynayarak laf olsun torba dolsun diyerek adaletsizlikleri görmezden gelmeye devam mı edeceksiniz? Adamın araştırılacak bir şeyi yok, mahkeme olmuyor. Diğeri araştırılmış soruşturulmaya gerek duyulmayıp takipsizlik alıyor. Diğeri mahkeme olmuş berat almış. Yine de hiçbir şey bulunamazsa sanki tanrıyız gibi adamın içini okuyarak kriptodur deyip iftira atmayı becerebiliyoruz. Bu ne cüret. Hiç mi Allah korkusu yok? Pisliğe bulaşanlar sanki anasından doğmuş gibi pakmış tertemizmiş gibi rol yapıyorsa neyi anlatıyorsunuz? Böyle mi güven sağlayacağız? Böyle mi inandırıcılık sağlayıp birlik beraberlik sağlayacağız? ALLAH GÖRÜYOR rumuzuyla yazan Müslüman kardeşimin başına gelenlere ne demeli. Başörtüsü zülmü görmüş, şimdi de hiçbir suçu olmadığı halde 2 yıldır iftira sonucu görevinden alınıp ihraç edilmiş OHALKOMİSYONUnun kararını sabırla bekliyor. Asılacakları asmayıp, cezalanacakları cezalandırmayıp masumları cezalandırdıkça İNANDIRICI olamayız ve adaletin olmadığı ortamda da sağlıklı yaşayamayız. İstediğiniz kadar dosdoğruları yazın yaşamayıp söyledikçe de bir adım ileriye gidemeyiz. Dün söylediğimizi ertesi gün yalanlıyorsak bile bile masumları iftiralarla oyalayarak cezalandırıyorsak BAŞIMIZA TAŞ YAĞMADIĞINA ŞÜKRETMELİYİZ. Tekeri patlamış kamyon gibi mi devam edelim yoksa dosdoğru söylediklerimizi artık yaşamaya mı başlayalım? Tercih sonumuzu belirleyecek.
  • mhtmht1 ay önce
    Sünnetullahı yaşamak aslında çok kolayda ŞEYTANIMIZ bizi bir rahat bıraksa ... Demogojiden bir kurtulabilsek de dosdoğru söylediğimiz gibi yaşamayı bir başarabilsek. Sevgili Peygamberimiz örnek yaşamayı bizzat yaşayarak göstermedi mi? Son uyarısını VEDA HUTBEsinde de yapmadı mı? Daha ne istiyoruz? Dosdoğru söylediklerimizi hayata geçirebilsek zaten ASRI SAADETİ tekrar yaşamayı çoktan yaşamaya başlardık. Şimdi geldiğimiz yere bakın. Süper zeka, simülasyon beyinleri yıkarken şeytan gülmekten kırılıyor. Din tüccarlığı bitmeden uyanma olmaz, uyumaya da devam eder dururuz. Din tüccarı din ile bilim adamı denilen sahtekarda bilimle aldatmaya devam eder. Sanki hiç ölmeyecek gibi yaşama devam ediyorsa nasıl uyanma olur, sünnetullah bilinebilir. Allah Müslümanlara hidayet versin. Allah yar ve yardımcımız olsun.
  • Allah GörüyorAllah Görüyor2 ay önce
    Allah razı olsun hocam. Kime neyi anlatıyorsunuz. Anlamak isteyen var mı? Nereden nereye... Gerçekten dosdoğru dini yaşamak istiyor muyuz? Gerçekten adımız gibi Müslüman mıyız? Yoksa göstermelik günü birlik mi yaşıyoruz? Bir zamanlar BAŞÖRTÜSÜ mücadelesi yapıp görevi bırakmak zorunda olan biri olarak soruyorum. Hiçbir suçum yokken hemde devlet eliyle eski adıyla çocuk esirgeme yurdunda büyümüş olmama rağmen, ne idiği belli bile olmayan neyle suçlandığımı bile bilmeden 2 yıldır yargısız infaz yapılıp ihraç edilmiş, hatta yapılan yargılamam sonucunda da takipsizlik almış biri olarak suçsuz yere görevimden alınarak cezalandırılmaya devam ediliyorsam adalet ne zaman yerini bulacak.Allah Müslüman kardeşlerime akıl fikir fersin. Konya Halk Sağlık Müdürlüğü, Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Hizmetleri Biriminde hemşire olarak görev yapmaktayken 05/09/2016 tarihinde açığa alındım. 06/01/2017 tarihinde 679 KHK ile ihraç edildim. 2 yıldır adaletin yerini bulmasını bekliyorum. Yürütülen soruşturmam sonucunda; •FETÖ/PDY terör örgütüne ait Bank Asya isimli bankada hesabının bulunmadığı, •Konya İl Dernekler Müdürlüğünün 29/11/2017 tarihli yazısı ile KHK ile kapatılan derneklerde üyeliğinin bulunmadığı, •Konya Milli Eğitim Müdürlüğünün 14/12/2017 tarihli yazısı ile çocuklarının KHK ile kapatılan kurumlarda eğitim görmediklerini, •Konya SGK İl Müdürlüğünün 05/12/2017 tarihli yazısı ile terör örgütüne ait kurum veya kuruluşlarda çalışmadığı, •Konya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünün 12/06/2018 tarihli irtibat analiz raporu ile yapılan görüşmelerin olağan değerlendirildiği, •Konya İl Emniyet Müdürlüğünün 15/03/2017 tarihli yazısı ile FETÖ/PDY terör örgütü üyelerince kullanılan Bylock isimli programı kullandığına ilişkin her hangi bir kayda rastlanılmadığı, •FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin ihbar kaydı veya tanık beyanının bulunmadığı görülmüştür. Dosyam değerlendirildiğinde Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR karar verildi. Halen kuldan değil Allah(CC)'tan korkan, ağzından adaleti düşürmeyenlerden, kul hakkına girmekten korkanlardan ADALETİN YERİNİ BULMASINI BEKLİYORUM. Bir zamanlar BAŞÖRTÜSÜ mücadelesi yapmış ve bundan dolayı görevini bırakmak zorunda olan bir vatandaş olarak soruyorum. Nereye gidiyoruz. CHP den ne farkımız kaldı. Geciken adalet gerçekten zulüm oluyor ve bizzat bunu da adı Müslüman olan krdeşlerimiz yapıyor. Gerçekten nasıl helalleşeceğiz. Yoksa gerçekten Allah(CC)'tan artık korkmuyor muyuz? Kimi kandırıyoruz? Yaşın yanında kuruyu yakmak moda olmuş. Sabra devam......Allah yar ve yardımcımız olsun.
  • HukukçuHukukçu2 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenci kıyımına müdahale edip, kıyımı durdurmanızı, saygılarımızla, istirham ediyoruz.
  • İhraç Öğretmenİhraç Öğretmen4 ay önce
    Allah görüyor.Rumuzluya hitaben.Aynı kaderi ve duyguları paylaşıyorum.Bizi bizim gibiler anlar.Allah yardımcımız olsun.
  • İkrarİkrar5 ay önce
    Selam aleykum sayin nuretdin hocam ramazan bayramin mubarek olsunsordum alime dunya niye cileli handir dedi sabret her cile imtihandir saygilarimla sayin hocam
  • Allah GörüyorAllah Görüyor5 ay önce
    Allah razı olsun hocam da inşallah tavsiyelerinizi tutarlar. Maalesef tutacaklarını sanmıyorum. Neden mi? Yaşayıp bizzat gördüm de ondan. Başörtüsü zulmü gördüğümde ihraç olmuştum. O zaman sanki karalama yapıyormuş gibi olmaması için şehir ismi vermeyeceğim, büyükşehirlerden birinde AKPARTİLİ belediyemize iş için gittiğimde durumumu anlattığım halde belediye başkanınında ilgilensinler demesine rağmen boş olan mesleğimle ilgili kadroya sırf milletvekilinden torpilli olamadığım için yani akpartili milletvekili tanıdığım olmadığından referans getiremediğim için kadrolu işe alınamadım. Bir iki gün sonra aynı kadroya bir mağdur değil daha milletvekilinden referanslı olan bir kişi alınıvermiş. Yani işi kitabına uydurmuşlar yani akrabayı gözetmişler. Kitabımızda da öyle demiyor mu, akrabayı gözetiniz. Kısacası demokrasi adı üstünde demogoji ile işini yürütme sanatı olmuş. Allah (C.C.)'tan korkma kalkmış, vebale girme korkusu kalkmıış, hele hele kul hakkına girmek ise zaten moda olmuşsa, sui zan dinimizin bir parçası ise yani ölmüş kardeşinin etini yemekten zevk alır hale gelmişsek tavsiyelerinizi kim dinler. Yeter ki bir milletvekili olalım dediğinizi aynen uygulayacağız ayakları milletvekili olununca uçup gidecektir. CHP zamanında başörtüsü zulmü gördüm, şimdi de büyütüp desteklediğimiz AKPARTİMden olmadığım halde zorla hain oldurup ihraç ediliyorsam neyi anlatıyorsunuz. Yaşadığım zulüm ortada değil mi? Daha neyle suçlandığımı bilmiyorum. İftira mı yoksa bende hangi suç olduğunu bilmiyorum. Üzerimde hiçbir kriter olmamasına rağmen nerdeyse iki yıl olacak CHP den farksız bir şekilde aynı CHP nin yaptığı gibi ihraç yaşıyorum. Neden? Çünkü bir milletvekilinden veya belediye başkanından referansım yok. Bana söylenen ben öyle anlıyorum, Allah(C.C.) gelsinde seni kurtarsın deniyor. Yani kalplerden Allah korkusu kalkmış, dini kendimize uyduruyoruz. Ama millete seslenirken Allah adını ağzımızdan düşürmüyoruz. Bana gelen bu çamur benden başka bakanı olmayan oğlu var ama bakmayan anamı 1989dan bu yana sağolsun kocamdanda hep yanımda kalan garip anam, çilekeş anam bana atılan çamur anamı iki yıl boyunca öyle üzdüki garip anam üzüle üzüle bu ayın ortadında artık dayanamayıp kalp krizi geçirerek vefat etti. Ne kadar doğru bir söz. AĞLARSA ANAM AĞLAR, GERİSİ YALAN AĞLAR. Kimseye de bu yüzden vefat etti diyemedim. Neden? Sırf akpartime laf gelmesin diye. Çocuklarımda namaz kılmayı bırakıp sola meylettiler. Siz benim yerimde olsanız hakkınızı helal edebilir misiniz, eder misiniz? Siyaset bu şekilde veballere giriyorsa söylemlerle icraatlar örtüşmüyorsa üç maymunu oynamak moda olmuşsa herkes hep bana rabbena diyorsa gelecek güven vermiyor. Adalet bile ağızlarda olup uygulanmıyor, işimize geldiği şekilde uygulanıyorsa neyi anlatıyoruz? Neyi tavsiye ediyoruz? Dinleyen var mı? Kalpler duvar olmuş. Anlatmaya luzüm yok. Her şey apaçık ortada değil mi? Dini çıkarımız için kendimize göre uydurarak, cepleri doldurarak yaşamıyor muyuz? Sanki ahiret yokmuş gibi yaşamıyor muyuz? Ölüm her an gündem de olmasına rağmen hiç ölmeyecek ve hesaba çekilmeyecek şekilde yaşamıyor muyuz? Yazarlar ve çizerler bile laf olsun torba dolsun demiyor mu? Yazılanlara baktıkça yaşayışa baktıkça söylemler havada kalmıyor mu? (Lafım yarası olanlara, istisnalar kaideyi bozmaz). Ameller niyetlere göre deyip bir çok vebale girilmiyor mu? Kısacası sol geliyor vuruyor, sağ geliyor vuruyor. İyilikten maraz doğuyor, insan nufusu artıkça insanlık ölüyor, insanlık sınıfta kalıyor. -"EY İNSANLAR! ALLAHIN VAADİ HAKTIR. DÜNYA HAYATI ALDATICIDIR. ALDATICILAR ALLAH’IN ADINI KULLANARAK SİZİ ALDATMASIN." (Fatır Suresi 5. Ayet). Milletvekili olmakla düzelme olmaz. Dosdoğru olalım, yaşayalım, zaten düzelme olur. Söylemlerle icraatlar örtüşmüyor. Şimdiye kadar tavsiyelerinin tam karşılığını görmedik. İnşallah yanılırım, bundan sonra görürüz. Allah(C.C.)'tan ümit kesilmez. Tavsiyeye nasihata devam. Ama ben bana yapılan zulüm sona ermeden AKPARTİMe maalesef oy vermeyeceğim. Yani devam diyemeyeceğim. Oy kullanmayı düşünmüyorum. Bir çok kişiye akpartiye kazandırmış iken bu başıma gelmiş ve yanlışlarına devam edeceklerse benden bu kadar. Artık siyasete güvenmiyorum. Güvenmeye başladığımda D E V A M demeye başlarım. Allah yar ve yardımcımız olsun. Önce başörtüsü yüzünden CHP den darbe yedim. Şimdide destekleyip büyüttüğümüz AKPARTİMden yargısız infaz ile olmadığımız halde zorla hain teorist damgasıyla ihraç edildim. Suçum ne, belli değil, yok. İftiramı onu bile bilmiyorum. İkii yıl olacak nerdeyse ohalkomisyonu sonucunu bekliyorum. Asıl hainler dışarda gezerken garibana zulüm yapılıp anamızı ağlatıp öldüren, çocuğumuzu sola kaydırıp elden gitmesini sağlayana oy kullanmaya gitmediğim için kardeşlikten çıkıyorsam çıkayım. Devletime küsmem. Vatanıma küsmem ama yaşın yanında kuruyu yakana asla haklarmı hiçbir zaman helal etmem, etmeyeceğim. Onlar için duam yaşadığımı yaşamadan ölmesinler. Hatadan dönülürse tabi ki oy atarım. Onları ben değil Allah affetsin. Şu anda CHP den ne farkımız kaldı? Allah şehitlerimizden ve gazilerimizden razı olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun.