“Süper Güç” masalının son perdesi
“Süper Güç” masalının son perdesi
Mustafa Ceylan
ABD yıllardır dünyaya “süper güç”, “medeniyet öncüsü”, “refahın merkezi” diye pazarlanıyor.
Ancak son haftalarda yaşanan manzara, bu imajın içinin ne kadar boş olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Dünyanın en zengin ülkesi olduğu iddia edilen Amerika’da federal çalışanlar, aylardır maaş alamadıkları için gıda yardım merkezlerinin kapısında kuyruk oluşturuyor.
Evet, yanlış duymadınız.
Bir zamanların “güçlü Amerika”sı, bugün kendi memurlarına dahi ekmek kapısı olamayan bir ülke hâline gelmiş durumda.
Washington D.C.’deki yardım merkezleri, hükümetin kapanmasının ardından tarihlerinde görmedikleri bir yoğunluğa sürüklendi.
Bir merkez, 1 Ekim’den bu yana günde 100’den fazla yeni ihtiyaç sahibine hizmet veriyor.
Merkez yöneticileri, Şükran Günü öncesi sadece bir haftada 600 hindi ve on binlerce gıda paketinin dağıtıldığını açıklıyor.
Federal devlet çalışanlarının düştüğü hâli düşünün.
Bu insanlar yıllarca “istikrarlı devlet” propagandasının vitrin yüzüydü, bugün ise gönüllülerin hazırladığı paketlere muhtaçlar.
Gıda ve Giyim Bölümü Yöneticisi Tracey Collins, her gün yüzlerce yeni başvurunun geldiğini, haftada 24 bin öğün hazırlamak zorunda kaldıklarını söylüyor.
Bir başka gönüllü Melanie Penella ise merkeze gelen insan sayısındaki artışın “şaşırtıcı” olduğunu dile getiriyor.
Şaşırtıcı olan aslında Amerika’nın içine düştüğü çöküşü hâlâ gizlemeye çalışmaları.
Bu tabloya bakınca, “dünyanın lideri” diye ortalıkta dolaşan bir ülkenin iç düzeninin nasıl çöktüğünü görmek için uzman olmaya gerek yok.
Kendi vatandaşına maaş ödeyemeyen, devlet kurumlarını 38 gün boyunca kapalı tutan bir yönetimin küresel otoritesinden söz etmek artık komik geliyor.
Yıllarca başka ülkelerin ekonomisini, siyasi düzenini eleştiren Washington, bugün kendi çalışanlarını gıda kuyruklarına mahkûm eden bir ülkeye dönüşmüş durumda.
ABD yönetiminin içine düştüğü bu ekonomik ve siyasi karmaşa, aslında uzun süredir çatırdayan “süper güç” imajının son kırıntılarını da süpürüp götürüyor.
Dünyaya ayar vermeye çalışan bir ülkenin başkentinde memurların yiyecek paketlerine muhtaç kalması, kimilerine göre sıradan bir kriz olabilir; ancak gerçekte, çöküşün en net fotoğrafıdır.
Bir ülkenin gerçek gücü, devasa ordularından değil; kendi vatandaşına sağladığı refahtan, adaletten ve istikrardan anlaşılır.
ABD bugün bu üçünde de sınıfta kalmıştır.
Ve görünen o ki artık kimse “dünyanın en güçlü ülkesi” masalını satın almıyor.
Allah'a emanet olun ...