• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Ceylan
Mustafa Ceylan
Mustafa Ceylan
TÜM YAZILARI

Duvarlar yıkıldı, perdeler söküldü

17 Ocak 2026
A


Mustafa Ceylan İletişim:

Kıymetli dostlar,

Eskiden evlerimizin pencerelerinde kalın perdeler, gönüllerimizde ise ondan daha kalın bir "haya" perdesi vardı.

Komşusu açken tok yatmaktan haya eden bir medeniyetin çocukları olarak, yediğimizi gizler, sevincimizi sessiz yaşar, hüznümüzü ise sadece Rabbimize arz ederdik.

Peki, ne oldu bize?

Ne zaman bu kadar "görünür" olma sevdasına düştük?

Bugün artık evlerimizin duvarları var ama mahremiyeti kalmadı.

Elimizdeki o akıllı telefonlar, adeta içeriye sızan birer casus gibi evimizin en mahrem köşelerini dünyaya servis ediyor.


Eskiden "göz hakkı olur" diye sokağa elinde açık yiyecekle çıkmayan bir neslin torunları, bugün yediği yemeği, içtiği kahveyi, mutfağındaki en küçük ayrıntıyı "hikaye" (story) adı altında binlerce kişinin önüne seriyor.

Mesele sadece bir fotoğraf paylaşmak değil aziz dostlar, mesele bir "ahlak" meselesidir.

Eşimizle olan en özel anımızı, çocuğumuzun ilk adımını, hatta ettiğimiz duayı bile birer "beğeni" malzemesi haline getirdik.

Oysa bizim inancımızda ibadetin gizlisi makbul, mahremiyetin muhafazası esastır.


Birileri lüks sofralarda "paylaşım" yaparken, o ekrana bakan kaç yetimin kalbi sızlıyor, kaç ihtiyaç sahibinin boynu bükülüyor, hiç düşünüyor muyuz?

Daha vahimi ise "nazar" gerçeğidir.

Efendimiz (s.a.v.)’in uyarılarını unuttuk; kem gözlerin, haset dolu bakışların o huzurlu yuvalarımıza sızmasına bizzat kendi ellerimizle kapı açtık.

Sonra da "Evimizde neden bereket yok?", "Neden sürekli tartışıyoruz?" diye dert yanıyoruz.

Kendi elimizle yıktığımız mahremiyet kalesinin içinde, düşmandan korunmayı bekliyoruz.

Dijital dünya bize "görünmüyorsan yoksun" diyor. Bizim medeniyetimiz ise "edebinle varsın" der.


Gelin, bu sinsi kuşatmanın farkına varalım.

Telefonlarımızın kamerasını evimizin içine değil, dünyadaki güzelliklere çevirelim.

Mutluluğu "beğeni" sayılarında değil, ailemizin huzurlu sessizliğinde arayalım.

Şov dünyasının figüranı olmak yerine, kendi kalemizin, yani yuvamızın muhafızı olalım.

Unutmayalım ki; en güzel anılar, ekranda parlayanlar değil, kalpte saklananlardır.

Perdeleri yeniden çekmenin, edebi yeniden kuşanmanın vakti gelmedi mi?

Selam, dua ve mahremiyetin vakarıyla kalın...

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23